Blog Posts

Ah Ki Canım Türk Mutfağı

Üstünüze afiyet, benim hatunceğiz Gürcü’dür. Şükür milliyetçiliği filan yoktur (zira bendeki Türk milliyetçiliği kotamızı doldurmamıza yetiyor) ama konu yemek olduğu zaman bir şeyi söylemekten artık bıktı:

Buraya gelenler bizim yemekleri beğeniyor. Bence sende sorun var.

Tabi yavrum Türk mutfağından bihaber. Yani tamam, tamamen bihaber değil. Yedirdim becerebildiğim kadar bizim yemeklerden. Ama ufaktan boğazı buna alışmamış işte. Olmayınca olmuyor. Kahvaltıda tereyağlı peynirli menemen yapıyorum, gömüyorum içine biberi, kendi tarafıma da dolduruyorum kimyonu, toz biberi (ki lanet olsun böyle dünyaya, gittiğim her memlekette insanlar pul biberden bihaberdi), biraz da karabiberi. Bizimki “meh” diyor, yapıp önüne de koydum diye mecbur yiyor ama bayılmıyor. E tabi seviyor olduğumuzdan “sen bunun nesini beğenmedin lan it” de diyemiyorum.

Gavurla yaşamak, hele ki gavurda yaşamak, harbiden zor.

Öylesine Bir Yazı

Sene İsa’dan sonra iki bin onlu yılların başları filan. Erdoğan karar vermiş, açılım/çözüm süreci yapılacakmış. Ne güzel. Peki nasıl yapılacakmış bu? PKK ile görüşerek, Apo ile görüşerek.

Benim o vakit düşündüğüm de, söylediğim de şuydu: Böyle bir harekete mi giriştin? Ne güzel. Giriş. Ama PKK ile konuşma. Bu şekilde devleti bok edersin. Git, orada DTP/HDP var. Onlarla konuş. Sen meclisteki adamı değil dağdakini kendine muhatap alırsan dağdaki adamı marjinal kılamazsın, normal kılarsın. İkisini aynı görsen de Ankara’daki adamı muhatap alır, karşındakine mesaj verirsin. Bu türlüyse Ankara ile Kandil birbirine denk görülür, devlete zarar verirsin.

İslam ve Siyasal İslam

Siyasal/politikal İslam terimi Türkçemizde de çokça kullandığımız fakat pek sorunlu bir terim. Bu yazıda iki temel eksende bu terimin neden sorunlu olduğunu açıklamaya çalışacağım.

Türkiye ve İç Savaş

(Bu seriye başlarken biri bugüne, diğeri geleceğe dönük iki amacım vardı. İlk amacım yazıları okuyan olursa terimleri doğru kullanmalarına vesile olmaktı. İkinci amacımsa yarın düzeltecek veya tekrar inşa edecek bir ülkemiz olursa onun düzgün kurulması veya düzeltilmesi için belki evrende hidrojen atomu kadar faydası olmasıydı. Bu yazı, diğerlerinin aksine, sadece bugüne yönelik bir yazı)

An itibariyle seri dahilinde bugünkü konumuzla ilgili kimi yazıları yayınladım: İç savaş, devletin şiddeti tekeline alması gerekliliği, kimlik siyasetinden kaçınmanın zorunluluğu, hukukun üstünlüğünün önemi, Türkiye’nin teröre bakışı ve güçler ayrımının önemi yazılarına, dilerseniz, önden bakabilirsiniz. Bu temel üzerine soralım: Türkiye’de, günbegün artan sayıda insanın korktuğu ve dillendirdiği üzere, bir iç savaş çıkabilir mi?

(Kimlik Siyaseti Olarak) Din ve Siyaset

Siyaset nedir ve neden önemlidir başlıklı yazıdaki “gel gelelim dini inancınız siyasetin alanına girebilir, İslam’ın yapısı nedeniyle girmesi de gerekir, dolayısıyla din siyasetin alanındadır” cümlesi hakkında “bugün yapıldığı gibi din siyasete alet edilmelidir anlamı mı çıkar?” şeklinde sorusu nedeniyle sevgili Gürkan Yazar’a teşekkür ederek bu konuya bakalım.

Cumhuriyet ve Demokrasinin Farkları

Cumhuriyet ve demokrasi kavramları Türkiye’de sıkça birbirine karıştırılıyor ve ben inatla anlatmaya çalışsam da kimi muhataplarım bu terimleri yanlış kullanmaya devam ediyor. Bu yazıda bu kavramların benzerliklerine ve farklılıklarına biraz bakalım. Liste şeklinde ve olduğunca kısa ve net cümlelerle bu farklılıkları sunmaya çalışacağımı da baştan belirtmeliyim. Önce bu iki kavramın tanımını yapalım.

Eşit Haysiyet İlkesi ve Vatandaşlık Mefhumu

Bu yazıda vatandaşlık hakkını oy vermeye denk tutuyorum demişsiniz. Ve bizim için cumhuriyet demokrasiden öncelikli bir değerse ve cumhuriyetin olmazsa olmazları biri oy hakkı (vatandaşlık hakkı) ve eşit haysiyet ilkesi ise demokrasi ve cumhuriyet bu durumda ayrılmış ikili olmuyor mu? Eşit haysiyet demek demokrasi demek değil midir?”

Öncelikle bu mail’i gönderen Oğuz Yurtçu Bey’e teşekkür etmeliyim. Bu soru üzerinden, bu ilki olmak üzere, iki yazı bu seriye eklenecek. Bu giriş notuyla konumuza girelim.

2018 Yazına Doğru Birkaç Düşünce

  • AKP-MHP ortaklığının adı boş yere “milli mutabakat” konmuş değil. İsmin iması şu: Bu ortaklığın dışındakiler gayrı-milli olanlar.
  • Zeytin Dalı Operasyonu’nun “zamanlaması manidar”. İşlerin çığrından çıkma ihtimali olan zaman Nisan-Mayıs ayları ve bu aylarda Rıza pezevenginin davasının sonucu gelecek karşımıza.
  • Gündemden (haklı olarak) düşmüş olsa da Rıza pezevenginin davasının devamında yeni davalar da ortaya atılabilir. Türkiye’ye ne diyecekler, ne olacak bilmiyoruz.
  • Bu arada olası tepkilere “gayrı-milli şerefsizler, vatan hainleri” denileceği garanti.

Zeytin Dalı Harekatı Üzerine Düşünceler

Gündemimiz Suriye. (Belki benim ayıbım olmak üzere) yeni keşfettiğim ve şimdilik yalnızca iki programını dinlediğim Erol Mütercimler’in, ki söylediğimiz sözlerin neredeyse tamamı aynı ve bu ekranlarda benim söylediklerimi söyleyen birini bulmanın sevincini yaşattırsa da bana, söylediğimiz sözlerin ağırlığı ve karamsarlığı nedeniyle pek tatlı bir şey değil, konuşmalarını dinliyorum. Bir yerde “Türkiye Suriye’den 20-30 sene çıkamaz” dedi. Doğru. Aynen katılıyorum ve katılmaktan nefret ediyorum. Bunun sebeplerine ve sonuçlarına bakalım biraz – ve Mütercimler’in söylemediği bir noktayı da ekleyelim.

İç Savaş

Savaşlar içerisinde en acı vericisi olan iç savaş, artık uzunca diyebileceğimiz bir süredir Türkiye’de, bazen yüksek bazen kısık sesle dillendiriliyor. Bu ihtimali yüksek sesle dillendirenlerden biri olarak iç savaşla ilgili birkaç bilgiyi bu seride paylaşmaya karar verdim. Önceden belirtmeliyim ki Ruanda veya Bosna gibi devlet otoritesinin zayıfladığı veya hiç olmadığı ülkelerdeki iç savaşları değil, Schmitt’in de üzerinde durduğu, yerleşik otoritenin bütün haşmetiyle var olduğu ülkelerdeki iç savaşın nedenlerine bakacağım. Seri Türkler için yazılmış durumda ve Türkiye’de devlet otoritesi hala bulunmakta.

Site Footer