12.12.2017 Gündeme Dair Birkaç Not

Uzun uzun Kudüs konusunda yazmıştım, sildim. Onun yerine kısaca ve madde madde birkaç not düşeceğim. Yarın öbür gün “ben demiştim” diyebilmek için dursun bunlar kenarda:

  • Trump siyasetten pek anlayan biri değil ama kafası, itliğe de olsa, çalışan biri. Bizimkinin kafasıysa hiçbir şeye çalışmıyor. Durmadan yaptığı itliği dahi düzgün beceremiyor. En azından isim verme, öyle söz söyle ki karıncanın beline dokunmamış diyelim. Ama yok, Kahveci Osman Amca ya bu, öküzlemesine konuşacak. Bari konuştuğunu yapıyor olsa, o kadar olsun düzgünlüğü olsa. Her işi yamuk – kendisi gibi.
  • “Rusya’yla nasıl da yakın ilişkilerimiz var, bakın” diye durmadan konuşulmasından ben korkuyorum. “Amerika’nın altına yatıyorduk” diye siyaset yaparken gidip bu sefer Rusya’nın altına yatmak, hele ki şu anki iç ve dış siyaset düşünülünce, hiç mantıklı değil. Hoş, mantıklı olan kimsenin altına yatmamak ama “sevişmekten” zevk almayan kişileri toplumca değerli bulmadığımızdan…
  • Galaksi lideri İsrail’e “arkasına saklanacak ağaç bulamayacaksınız” demiş. Sözde hadistir bu, bilen bilir. İç siyasete oynayacağım derken Hitler’i aratacak bir sözü söylemek… Bilmiyorum Altan bilemiyorum. Birinin peşine takıldı ülke, ben mahvımızın derecesini tahmin dahi edemiyorum.
  • TÜİK %11 büyüme demiş. TÜİK’in yalancı olduğunu TÜİK’le İstatistik serisinde birkaç kere söyledim. Bu %11 ise bana 2018’in, ekonomik olarak, düşündüğümden de acılı geçeceğini kanıtladı bana. On yüz bin milyon Ali de konuşmuş, “bütçeyi ayarladık oldu” gibi bir şey demiş. Ağızlarından yalandan başka bir şey çıkmadığını ve 2018’in ikinci çeyreğini takiben ekonominin hepten boka döneceği öngörüsünü bir araya getirince “ne zaman taş yemeye başlayacağız” diye sorasım geliyor.
  • Bir torba yasa daha geçti, vergiler de içimizden geçecek. Allah’ın sıfatlarını üstünde toplayan lider sağ olsun ama, ekonomi çok iyi.
  • Rıza öttü azdan çoktan. Şimdi ne olacağı belli: Atilla’ya biraz bir ceza, sonra yeni davalar. Dava değil, davalar. O ara bizim deli iyice atarlanır, zaten Putin de mutlu eline oyuncak geçirdiği için. Ama bu oyuncağı yere atıp kırması işten bile değil – ki bence bunu yapacak da. Bizimki Kanal İstanbul diye bir şey çıkardıydı, kazacaklardı filan. Rus ayısı “lan sen benden para mı almaya kalkacaksın” diye sorup bu sefer Yeniköy’de de durmaz, Eminönü’ne bir anıt dikerler. Sonra öbürü de durur mu, yabıştırır cevabı. Yozgat’ı bile bırakmazlar. BOP da tamamlanmış olur.
  • Sahi, Suriye’de plan işlemedi. Şimdi masada kavgalar olacak. Bizimki yaptığı her şeyin sonucunda karşısında PKK’yı ve Esat’ı bir daha görünce ne yapacak görelim. Masadan kalkarsa Kürtler orada, kalkmazsa yine orada. Esat zaten orada. Eh, kendi eliyle kazdığı kuyuya hepimizi düşürüyor işte.
  • Beşiktaş Bayern’i eler mi? Ne güzel olurdu olsa be… Tüm bu boktan işlerin arasında öyle bir nefes olurdu ki. Türk olmanın kötü yanı bu sanırım – umutlarımız hep gerçekleşmesi imkansız hayallerde.
  • CHP’li belediyeci görevden alınmış. İyi olmuş. “Herkesin rezidansı var canım” diye konuşacak kadar ahmak ve cins o ki bu, vardır ortada bir bokluk. Nasıl Fethullahçılarla Tayyipçiler yesin birbirini diyorum, ahanda bu İlgezdi gibilerle Tayyipçiler de yesin birbirini. Ne kadar pislik varsa hepsini ama öyle ama böyle öğrenelim, yarın öbür Türkiye kalırsa onlardan azade olalım.
  • “CHP’li birilerine bir şeyler olacak ama olay MHP’li/milliyetçi birilerinden kopacak” demişitim uzun zaman önce. Bunun ilk adımı da aha bu İlgezdi olayı olabilir mi? Sanmasam da umarım olur. Yeter bu kadar beklediğimiz. Ne olacaksa olsun, önümüze bakabilelim. Pusu bekleyen asker gibi gecenin karanlığında sigaramızı yakamıyoruz. Pusuyu atsınlar da ölmez sağ kalırsak sigaramızı yakabilelim sonunda.

Gündemden bağımsız ama çok alakalı son söz: Tüm bunlar olurken birileri doğacak, birileri ölecek, yağmur yağacak, güneş açacak… Çok garip geliyor bana bu. Tarih kitaplarını okurken savaş varsa misal, gözümün önünde kırmızı bir gök filan canlanıyor. Halbuki savaşlar da gayet piknik yapılacak, günlük güneşlik günlerde yapıldı kim bilir kaç yüz bin milyon kere. Çocuklar doğdu kuşatma altındaki ülkelerde. Ne bileyim, sizce de garip değil mi? Yarın kitaplar bugünleri yazacak, ama biz kitaplara yazılacak günleri başka herhangi bir gün gibi yaşıyoruz ve yaşacağız. Bence çok garip.

Leave a Reply

Site Footer