16 Mayıs Notları

  • “Ne parti devleti canım” diyenlere nazire olsun diye sonunda Merkez Bankası başkanı AKP genel merkezine gitti bugün. Genel merkez değil imparatorluk sarayı mübarek.
  • Erdoğan’ın İngiltere’de konuştuğu yatırımcılar özetle “beyler bu adam manyak” demiş. Önceden sadece içeride bizlerle kavga ederdi, artık karşısına kim gelirse onunla kavga ediyor. Akşam iftar vermiş, oradaki sözlerinde de görüyorsunuz bunu.

  • Hakan Atilla 32 ay ceza aldı. Bunun anlamı “senin piyon olduğunu biliyoruz”dan başka bir şey değil. Eski büyükbaşlardan kimilerinin Amerika’ya gidemeyeceklerini bu kararla varsayabiliriz. Halkbank’a ve bizde pek anılmasa da vaktinde ulu damadımızın başında olduğu Çalık Grubu’nun Aktifbank’ına ne cezalar geleceğiniyse göreceğiz. “Hükümet destekli” görüşü hakimse (ki bana öyle geliyor) sistemden çıkarılmaya, yani İran’a dönüşmeye kadar gidecek bu iş. Atilla’ya daha fazla ceza çıksaydı daha “umutlu” olabilirdik. Bekleyip göreceğiz şimdi.
  • Pervin Buldan “Akşener’e Kürtlerden oy yok” dedi. Verir vermez, onu bilmem de Erdoğan’a oy verebilen biri neden Akşener’e vermez, onu anlamam.
  • Bize gelince atarlı giderli olan Çavuşoğlu “Mavi Marmara anlaşmasını iptal etmeye gerek yok” dedi, faydasız gördü. İktidara geldikleri ilk günden beri Türk’ün it gibi itilip kakılmasına razı olan, dahası bunu kendisi de yapan bu iktidarın bu sözleri de şaşırtmadı. 10 milyon dolara mı kaldı bu koca ülke?
  • Sanırım dünyada tekiz: Cumhurbaşkanı danışmanı fikir vermek yerine aldığı fikri tekrarlıyor. Ya da daha fecisi, danışmanlar Erdoğan’dan daha cahil ve aymaz. Cemil Ertem “enflasyonla mücadele seçimden sonra” demiş. Bunun anlamı ne pahasına olursa olsun büyümeye çalışmak, bu arada da ülkeyi stagflasyona sokup yiyecek ekmek bile bulamayacak hale getirmek. Ben demiyorum, “ekonomi kurmayları” ve yönlendiricileri diyor.
  • 19 Mayıs’ta Samsun’da da fener alayı yapılamıyorsa gerçekten ülkenin kapısına bir asma kilit vurup gidelim. Türkiye 2019’u göremeyecek derken bahsettiğim şeyler bunlar işte – her ne kadar bu en küçük ve basit örneği olsa da.
  • Diplomatik pasaport sahipleri “özel” insanlardır. Üstlerini aramak da, bavullarını aramak da ilgili Cenevre konvansiyonunda şartlara bağlanmıştır. Türkiye, İsrail’e gönderdiği diplomat(lar)ı sınırda üst aramasına tabi tutup üstüne de kameraları çağırmış oraya. İşine gelince “anlaşma var”, işine gelmeyince “anlaşmadan bana ne” demek ne kadar kötü bir şeydir ya Rabbi… Konuyla ilgili şu yazıyı da buraya koyayım, ilginizi çekerse.
  • Türkiye, İsrail’le beraber ABD’den de elçisini merkeze çağırmış. Bunu bizim medyanın yazmaması ilginç – ya da ben kaçırdım.
  • Şubat’ta Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı söylenmiş ama kimin kullandığını söylememiş OPCW. Suriye’de İran-İsrail gerginliği yaşanırken tekrar önümüze çıkacak bu detay.
  • ABD “Kuzey Kore’nin mızıkçılık yapacağını zaten biliyorduk” dedi ve ekledi: Yine de görüşmeye açığız ve hevesliyiz. Durduk yere ortak askeri harekat yapıp sonra “siz kötüsünüz ki zaten, hıh” demek de Amerika’ya Trump’a yakıştığından daha çok yakışıyor.
  • Mısır’da, tıpkı İran’ın devrim muhafızları gibi, ordu ekonomide daha da fazla yer almaya başlamış. Bunun bir alternatif okuyuşu Türkiye-Mısır ilişkilerinin Sisi gittikten sonra da kolayca düzelemeyeceği olabilir – tabi bu Erdoğan’ın ilanihaye başkanlığı senaryosunda geçerli. Aksi durumda ne olur sanırım kimse bilemez.
  • Rusya, Akdeniz’deki gemilerini “Suriye’deki teröristlere karşı” hazırda tuttuğunu söyledi. Her ne kadar terörist tehlikenin İsrail olduğunu sanmasam da olası çatışmalarda Rusya’nın tavrına göre benim beklediğimden de fazla kan akabilir coğrafyamızda.
  • Bankalar Birliği “şoklara dirençliyiz, sorun yok” demiş. Vatandaşlar birliğine de sorar mısınız onlar da şoklara dirençliler miymiş, her ayı da geçtik her hafta aynı ürünlere daha fazla para vermekten memnunlar mıymış?

4 comments On 16 Mayıs Notları

  • murat bey aslında biliyormusunuz bu ekonominin kötüye gitmesi beni sevindiriyor aslında iç savaş ihtimalide belki bu sayede bu gözleri tamamen kapalı halk uyanır ve bazı şeyleri anlamaya başlar gelişmiş ülkelere bakın hepsi iç savaş geçirmiş afrikayı bunun dışında tutuyorum rwanda soykırımı sonrası rwandalılar birbirlerine kenetlenmiş nekadar ekonomik olarak kötü durumda olsalar bile türkiyede iç savaş değilde daha çok bir soykırım yaşanır gibime geliyor soykırılcak kişileri az çok tahmin ediyoruz soykırım yapcak gurupları zaten biliyoruz türkiyede iç savaş olursa bence biyere kadar katliam yaşanır sonra ordu yada dış güçler olaya el atar türkiye bağımlı bi ülke olur yada bizim ordu el atarsa rwanda soykırımı gibi olur eğer zenginler ülkeden kaçmaya başlarsa büyük firmalar türkiyede kepenk kapatmaya başlarsa ozaman anlayın ki bi olay olucak ama tabiki dış güçler baktı türkiyede ekonomi çok kötü ekmek satmaktan çok silah satmak karlı geliyorsa iç savaş düğmesine basmayı bir an bile beklemiceklerdir belkide baştaki gibi birisi bidaha bu ülkeye gelmez o olaylardan sonra bu gözleri tamamen kapalı halk belkide anlar bazı şeyleri görürüyormusunuz o hale geldik artık bi olay olsunda şu baştaki ve gözleri tamamen kapalılar yok olsun diye nelerden meted umuyoruz cehenemden medet umak gibi bişey bu

    • Efendim, şu anda ne dense yalan, ne dense eksik. Ben işlerin bu kadar karmaşık olduğu bir dönemi okumadım, dinlemedim Türk siyasi tarihinde. 1978 bile bugünden daha açık, daha net gözüküyor. Ondan ben diyebildiklerimin ötesine geçemiyorum, geçenin de ya daha bilgili ve öngörülü olduğunu, ya da boş atıp dolu tutmaya çalıştığını düşünüyorum. Tek bildiğim ortalığın fena karışacağı…

  • Pervin Buldan’ın eşi Akşener grubu iktidardayken katledilmişti. Binlerce öldürülmüş Kürt var o dönemde. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak istemiyorlar.

    • Efendim herkes haklı. Allah kahretsin ki herkes kendince haklı – bir tek AKP’liler hariç. Bunların yaşadığı dünyanın gerçekle zerrece alakası yok.

      Ben Kürt Akşener’e oy versin demedim, demem de. Bana göre seçimler filan oyun, oyuncak artık. Öncesini de geçtim, 2016’da Atatürk Havalimanı saldırısından sonra mecliste oturmaya devam eden muhalefetle kendisinin devlet olduğunu iddia eden hükümet sayesinde gördüm ki seçim meçim palavra. İsyan çıkması gereken yerde hiçbir şey olmadı – ki 2015’teki sözde “iç güvenlik paketi direnişi” de hala aklımda. Yaptığı yapacağı maddelerin okunmasını veya oylanmasını geciktirmekse, polisin benim evime izinsizce girip beni alıp götürmesine imkan tanıyan bir madde geçirildikten sonra hala orada oturmaksa mebusluk, zaten meclis de yalan, hükümet de. Ondan ben İran-İsrail mevzu ne zaman bizi de içine alacak diye bakmaya başladım bir süredir.

      Demeye çalıştığım, doğrudur. Binlerce Kürt öldürülmüştür. Bu devlet kendi evlatlarını öldürmekten çekinmemiştir hiç. Kızamam Akşener’e oy yok diyene. Amma ki gene de merak etmeye devam ederim: Bir insanın Akşener’i seçmemesini anlarım da bir insan Erdoğan’ı nasıl birine tercih eder, onu anlamam…

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.