AKP’li Saçmalamaları VII: Hezeyanlar Devam Ederken

Erdoğan hasta diyorum, inanmıyorlar bana. Hadi bugünkü hezeyanlarına bakalım da yanlış mıymışım görelim. Kaynağımız burada.

AK Parti Muş İl Kongremizin şehrimiz için yeni bir direnişe vesile olmasını diliyorum.

Dakka bir gol bir. Selam verdi, kongre direniş olsun dedi. Direniş? Ne direnişi? Neye direniyorsunuz ki siz kongre yaparak?

Nerede bir ihtiyaç sahibi varsa onların imdadına koşuyoruz. Siyasi alanda yaşanan gerilimlerin, komşuluk hukukumuzu zedelemesine asla izin vermedik. Bölgemizin her yerinde de köken, din, dil ayrımı yapmadan tüm mazlumların yaralarına merhem olduk. 16 yıldır bu sözümüze halel getirmedik. Sessiz devrimlerle, ret, inkar ve asimilasyon politikalarına son verdik. Kimsenin inancına, kültürüne karışmadık. 81 vilayeti ile 80 milyonu ile 780 bin kilometrekare vatan toprağı ile tüm Türkiye’yi kucaklama gayreti içinde olduk.

Bak. Neymiş, tüm mazlumların yaralarına merhem olmuş. Metin Lokumcu neydi? Peki Ali İsmail Korkmaz? Berkin Elvan? Tıklayın link’lere, bakın görün arkalarından neler demiş. Bu mudur mazlumun yanında olmak?

Anne yuhalatmak nedir? Ben bile yapmam bunu – ki radikal olduğumu, söylemlerimin ve eylemlerimin sert olduğunu söylerler bana. Ben yapmam bakın ben. Utanırım.

Neymiş, kimsenin inancına, kültürüne karışmamış, herkesi kucaklamış. Tonla örnekten bir tekini vereyim: Reyhanlı’da Sünni vatandaşımız şehit edildi diyen de bendim zaten. Değil mi?

Türkiye’nin son 15 yılı demokrasinin şaha kalktığı bir süreç oldu. Bugün ekonomisi 3 kat büyümüş, milli geliri 11 bin dolara çıkmış bir Türkiye var. 15 yıl önce paralarımızda bol sıfırlar var mıydı? Biz bu 6 sıfırı attık mı? Tuvalete 1 milyona gidilen günler vardı. Sıfırları attık 1 liraya gider hale getirdik. IMF’ye borcumuz vardı. Kimler yaptı, bizden öncekiler. Bay Kemal. Onlardan bize miras kaldı. Biz 23.5 milyar doları 2013 yılında sıfırladık.

O kadar ilmini okumasak yedireceğini sanıyor ya, ben ona yanıyorum. Nedendir her cahilin herkesi sadece ve ancak kendisi kadar bilgili, aklı bir seviyede olanların daha akıllıları sadece kendileri kadar akıllı sanması?

Neymiş, paradan sıfır atmak büyük olaymış. Bugün Japon Yeni dediğimiz parada da altı tane olmasa da üç tane sıfır var. Aha burada, açın kendiniz bakın. Japon ekonomisi kötü mü, Japonya’nın ekonomiden sorumlu adamları anlamıyor mu bir şeyden?

Neymiş, ekonomi üç kat büyümüş, milli geliri 11.000 dolar olmuş Türkiye’nin. Önce bir not: Milli gelir değil kişi başı gelir. Basit bir hesap yapacağım: Ben memuriyete devam etseydim alacağım maaş 2.800 lira filan olacaktı. Doları 3.90’dan hesap ettiğimizde benim senelik gelirim 8.615 dolar olurdu – ki bu gelirle aileme yardım etmeye çalıştığımı, bir yandan burs verdiğimi, bir yandan da kendim eğitime başka şehirde devam ettiğimi ekleyeyim ama tüm bunları göz ardı ettiğimizi de söyleyeyim. TÜİK’e göre ben altıncı %10’luk dilimde olacaktım – yani en azından %50 benden daha az gelire sahipti.

Nerede benim gelirimin geri kalanı? Benim 2.400 dolarım nereye kayboldu? Hem milli gelirden ortalamanın altındakilerin aldığı pay büyüdü mü? Büyümediyse bize ne bu büyümeden?

Ekonomi üç kat büyüdü. Pek güzel. Peki, 2010’da hesabı değiştirmenize rağmen neden 2013’ten beri Türkiye ekonomisi büyümüyor? Üstüne %10 daha küçük? Bu arada nüfusun arttığını ve Suriyeliler diye bir belanın başımıza sarıldığını da ekleyelim. Dahası. Ekonominin bu büyüdüğü süreçte tüm dünya büyüdü ama hiçbir para bizimki kadar değer kaybetmedi neredeyse. Bunu ne yapacağız?

Soru soran kimse olmadığından sallamak ne kadar güzel, ne kadar rahat. Aha, kendi sayılarıyla konuşuyorum. “Büyük resim, oyun, komplo” demekten başka bir yolumuz yok şimdi. Değil mi?

Yine Türkiye’ye bir kumpas uygulamaya çalışıyorlar. Sizinle beraber buradan Türkiye’yi bir sinyal veriyorum. Bazı haberler alıyorum, bazı sinyaller alıyorum, bazı iş adamlarının varlıklarını yurt dışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum, buradan kabineye sesleniyorum. Bunların hiçbirine çıkış için asla izin vermemelisiniz. Bu ülkede kazanıp varlıklarını yurt dışına çıkarmaya çalışanlara iyi nazarla bakamayız.

Canlarım benim be. Burada küfretmekten başka bir şey gelmiyor elime, bu yüzden direkt geçiyorum.

Hans’a, Mike’a göre değil, Ali’ye göre hareket etmemiz birilerinin canını fena halde sıkıyor. Diledikleri zaman oyun dışına attıkları o pısırık ülkeye, güçlü ve bağımsız Türkiye’yi hazmedemiyorlar.

Bence de yaptıklarınız köküne kadar yanlış. Ben Hans mıyım, Mike mıyım? Bu Türkiye mi güçlüymüş, bu Türkiye mi bağımsızmış? Daha 2006’da “bunu deliğe süpürmeyin, kullanın” denilen Erdoğan mı bağımsız kılacakmış Türkiye’yi1? BOP eşbaşkanı liderliğinde mi bağımsızmış Türkiye?

İç savaşa beş kala Erdoğan’ın ve şürekasının “olası” hırsızlıklarını konuşuyoruz, bu ülke mi güçlü? Hani Fethullahçıların her kurumuna “sızdığı”, hala daha temizlenmemiş, geçmiş ortaklığı nedeniyle kim kim olduğunu bilme ve anlama ihtimali olmayan Erdoğan gitmedikçe de temizlenme ihtimali olmayan, kozmik odası aranıp savaş durumunda ordunun ne yapacağının bulunduğu dökümanların, ne hikmetse yine Erdoğan zamanında üçüncü ülkelere ulaştırıldığı Türkiye mi güçlü?

Ne yapmışız? Sözleşmemiz olan bir ülkeden vatandaşımız kışın üşümesin diye doğalgaz satın almışız. Ortada ticari bir hesaplaşma varsa onu da kendi mecrasında takip etmek gerekir. Asıl olan meselenin siyasi bir yere çekilmeye çalışılmasıdır. bu dava, 17-25 Aralık kumpasının okyanus ötesine taşınmış olmasından başka bir şey değildir. Kimse kusura bakmasın biz bu şantaja boyun eğmeyiz. 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü alçakların silahlarla sindiremediği bu milleti, FETÖ’nün kuklası olmuş mahkemeler de sindiremez. Ana muhalefetin başındaki zata rol biçtiklerini görüyoruz.

Bak bak, laflara bak. Ne diyeceğinizi şaşırdınız, ne deseniz olmuyor, ne deseniz yalan ve doğruyu hala söyleyemiyorsunuz ya, ben buna gülüyorum işte.

Kumpas, değil mi? E biz de biliyoruz bunu. Sizin yaptıklarınızı burada temizleyemiyoruz biz. Sorunumuz bu. Anayasayı takmayan “adamsın” sen. Hadi kendi mecrasında takip edelim. Nasıl edeceğiz? Çıkacak mısınız mahkemeye, kendi atadığınız savcılar ve hakimler karşısında dahi?

Kendi mecrasında takip edebilsek seni müebbetle içeri tıkmamız lazım reiz başgan. Başkasına gerek yok, sadece yukarıda alıntıladığım anayasayı takmama olayı yetiyor. Fethullahçılar şöyleymiş de böyleymiş. E biz senelerdir biliyorduk bunu? Biz İslam düşmanıydık, dinsizdik, ülkenin gelişmesini istemeyenlerdik?

Sanırım siz iki grubun yaptığı iki iyilik olacak Türkiye’ye. Hem sayenizde bir gün İslamcılık lafı küfür olarak kullanılacak, hem de sözde Müslüman milyonlara birbirinizin pisliklerini ortaya dökerek ne olduğunuzu göstermiş olacaksınız. Ondan, yardırsın Fethullahçı şerefsizler. Siz de devam edin, mahvedin Fethullahçıları. Lütfen mahvedin, yok olsunlar bu ülkede. Sayenizde Türkiye filan kalmadı, yok ettiniz bir güzel. Ondan, siz de yardırın, siz de onların ne pislik olduğunu anlatmaya devam edin, pisliklerini yok edin. Biraz daha dökülsün ikinizin de yaptıkları ortaya. Sonra Allah kerim. Artık dış müdahale mi olur, ambargoyla taş yemek mi olur… başımıza ne geleceğini görürüz.

Şimdi Amerikan köpeği oldum ben, değil mi? Burada mahkeme kurun, yargılayın Erdoğan’ı ve cümle AKP’liyi, sonra görüşelim. “Devletle hükümeti ayıramayan salaklar” deniliyor ya bize hani; bu hükümet o devletin başından kalksın bir, sadece geçici süreliğine kalkıp yargılansın, sonra görelim ne diyoruz, ne yapıyoruz. Bu hükümet Türkiye Cumhuriyeti’ni bitirdi resmen diyoruz. Bugün devletimiz yok ki bizim. “Cumhurun başının” çıkıp sövdüğü bir vatandaşım ben. Benim mi devletim var? Keşke var olsaydı. Derdim, amacım, isteğim, ihtiyacım bu zaten.

FETÖ’nün trolleri sosya medyadan, CHP’nin trolü Meclis kürsüsünden aylarca iftira kampanyaları yürüttüler. Bu zat FETÖ’cü televizyon kanallarının değişmez konuğu olmuştu. Milletvekilleri de FETÖ’nün gazetelerinde kapı nöbeti tutuyordu. 15 Temmuz’da, o gece bizler Yeşilköy’de havalimanına geldik, 10 binler oradaydı. Bu zat bir darbe olduğu zaman tankların önüne önce ben çıkarım diyordu. Peki bu bay Kemal benden önce havalimanına geldi. Geldiği zaman oradaki arkadaşları onu karşıladılar ve tanklar oradaydı. Arkadaşları tankların başıdakilerle görüştüler, haber verdiler. Bay Kemal tankların arasından yürüdü arabasına bindi, Bakırköy Belediye Başkanı’nın evine gitti. Ondan sonra da utanmadan ne dedi? Bu bir kontrollü darbedir dedi. Kontrollü darbenin sanığı sensin.

Kendini ne kadar da güzel anlatmış bu paragrafın ilk yarısında, değil mi?

Neymiş, tanklar varmış da üstüne çıkmamış Kılıştar. Daha önce de sormuştum, yine soruyorum: Montajına da razıyım, Erdoğan’ın tank üzerinde bir fotoğrafı var mı? Havaalanından öncesini de boşverdim, sonrasında ne yaptığını bilen var mı? Geldi, konuştu. Güzel. Sonra? “Ben de meydanlarda olacağım” dedi, hangi meydandaydı ki acep? Yok, ben aradım bulamadım da ondan soruyorum.

Kontrollü darbenin sanığı Kılıştar’sa ve hala dışarıda geziyorsa şu iki önermeden biri doğru olmak zorundadır:

  1. Kılıştar darbecidir ama hukuk O’na dokunmamaktadır. Yani hukuk yoktur.
  2. Kılıştar darbeci değildir ama Erdoğan bunu iddiaa etmiştir. Yani Erdoğan yalancıdır.

Hangi önermenin daha kötü olduğunu kenara bırakarak soruyorum: Hangisi doğru? Hukuk mu yok, Erdoğan mı yalancı? Hoş, Erdoğan’ın yalancı olması durumunda da hukuk yok zaten ya, neyse.

Biz Muş meydanında oy isteyip, seçim sonrası aldıkları oyları bir avuç Cihangir elitine peşkeş çekenlerden olmadık. 15 yılda Muş’a 9 milyar liradan fazla yatırım yaptık. Yani 9 katrilyon.

Biz bölmedik, etmedik diyordu yukarıda, değil mi? Aha. Başka söze gerek yok.

“Kılıştar mitomaniden muzdariptir” demiş arkadaşının biri. Şimdi ben sorayım: Acep kendisinde de bu hastalık bulunuyor olabilir mi?

Söylemler yukarıda. Kararı kendiniz verin.

Footnotes

  1. Bir de not olsun. Daha o zamandan ses kayıtlarına rağmen söylediklerini yalanlayan bir güruh bu. Ve deliğe süpürttürmeyen Zapsu, bu habere göre, uzun bir aradan sonra yine karşımıza çıkacak gibi.

Leave a Reply

Site Footer