Anayasa Yazıları VII: Anayasanın Uzunluğu ve Dili

Başlığın garip göründüğünün farkındayım fakat ülkemizde her şey saçma olduğundan bu detaya da değinmek gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca sonunda temel kavramlardan çıkabildik ve esasa girmeden usule dair birkaç şey söylemek istedim. Sanırım tüm serideki en kısa yazı da bu olacak.

Halihazırdaki anayasa 177 madde, bilmem kaç fıkradan oluşuyor. Koskoca bir metin. Okuma özürlü olan bir toplum olmasak dahi okuyup bilmek pek kolay değil. Ortalama zekamızın geriliği okuma özürlülüğümüze eklendiğinde ne devletimizden haberimiz var, ne haklarımızdan, ne sistemimizden. Beylik laflardan ötesini edemiyoruz.

Hoş, keşke sadece sıradan vatandaşta olsa böyle sorun. Tarih boyunca kaç siyasimiz bilmiş bunları? Bugünkülerden umudu zaten kestik, sanatın ne olduğunu bilmeyen kültür bakanımız var, hemşireden sosyologa her şey olan cumbabamız var, peki geçmişte kaç taneydiler?

Bir metnin detaylanması güzeldir. Açıklık verir, karanlıkta nokta bırakmaz, şüpheden arındırır. Sebepleri anlarız. Gelin görün ki bizde böyle bir mantık yok. Anayasa maddelerinde “… kanunda belirtilir”, “… kanunun öngördüğü”, “… kanunun gösterdiği” şeklinde onlarca ibare var. Bu ne demektir? Basitçe “biz bir şeyler dedik ama Allah kerim” demektir. “Hadi oradan” derseniz eğer, basit bir örnek olarak, memurun grev hakkını evrensel hukuk, insan hakları evrensel beyannamesi, anayasa, 657 ve 4688 sayılı yasalarda inceleyin/karşılaştırın.

Demek ki biz detaylı bir metin yazamıyoruz. Ya dilimizi kullanmamızda sorunumuz var, ya beynimizin kapasitesinde1. Bizim, bu nedenlerden dolayı, detaylara girmememiz gerekli. Altı-yedi kelimeyi aşan cümlelerde Türkçe’ye uygun, düzenli ve anlamlı cümleler kurabilen bir toplum olduğumuzda detaylara girebiliriz.

Detaylarla ilgili ikinci sıkıntımız, az önce de gördüğümüz, boşvermişliğimiz. “Yaz kızım. Bıdı bıdı bıdı bıdı bıdı… Aman, sil kızım. Bıdı bıdı, kalanı kanunla belirlenir”.

İkinci, ve bence esas, sıkıntımız anayasada bir kısmı detaylandırılmış şeylerin o anda akla gelmeyen, unutulan veya henüz göz önünde olmayan kısımlarının, daha sonraki zamanlarda, alacağı hukuki durum. Memurun grev hakkına dönelim. Grev haktır. Devlet hizmeti almak da haktır. Peki hangisi daha haktır? Bana göre ilki. Devlet hizmetini veren de devletin işçisi ve sıkıntısını anlatmak ve çözmek zorunda. Anayasada boşluk yarattırılmış, onu da hükümet gole çevirmiş. Durum tam olarak bu.

Üçüncü olarak genelgeçer kurallara direk referans verilip bırakılması gereklidir. İdam cezası geri getirilecek diyelim, şöyle bir madde yetecektir: Yaşamak bir insan hakkıdır. Bu hakkın başka bir kişinin elinden alınması haricinde dokunulamaz. Bakınız, bitti. Öyle uzun, hamasi, zorlama cümlelere hiç gerek yok.

Dördüncüsü, cümlelerin kısa olması gerektiği gibi metnin de kısa olması işe yarayacaktır. Mesela benim birkaç kimliğim var ve sosyologluk bunlardan biri. Kendimi tanıtırken “x nedeniyle şunu, y nedeniyle bunu yaptım, sonra z ile şöyle oldu, bıdı bıdı bıdı, yani sosyologum” dediğim zaman beni dinlemez, bırakırsınız. Ben size sosyolog olduğumu söylerim, gerekli olursa sonra neden ve nasıllarını anlatırım. “Kanunla belirlenir” kısmı da bunun için var zaten. Sen bana sosyolog olduğunu söyle, sonra dahasını, gerekliyse eğer, eklersin.

Beşincisi, bu kısa metin parçalarının açık olması gerekliliği. Burada bir çelişki var gibi görülebilir: Eğer açık olmalıysa neden kısa, eğer kısaysa ne kadar açık olabilir?

Örnekleyelim. Aşağıdaki metne bakınız (Madde 14):

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir2.

Bu metin şu şekilde kısaltılamaz mı: Hakların hiçbiri, devlet ve vatandaşlar aleyhine kullanılamaz ve hiçbir hak, başka bir hakkı sınırlayamaz.

Bana kalsa, böyle bir maddeyi şu şekilde koyardım anayasaya – ki bu maddenin varlığına ihtiyaç yoktur, bu açıktır. Kişilerin nefes alma özgürlüğü vardır demek ne kadar anayasaya uygunsa bu maddenin konması da o kadar uygundur. Tabi bu benim şahsi yorumum:

Hiçbir hak, başka kişi veya kurumlar aleyhine kullanılamaz. Aynı şekilde hiçbir kişinin haklarını kullanması, bireyler veya kurumlar tarafından, engellenemez. Bunların aksine davrananlar hakkında uygulanacak yaptırımlar ilgili kanunlarla belirlenir.

Benim sunduğum alternatifte, yukarıda saydıklarımla beraber, şöyle fazlalıklar da bulunmakta:

1- Zaten önceden belirtilmiş olan kimliği tekrar ederek yer, zaman ve algılama ziyanlığı bulunmamakta.

2- Yorumlamak fiili yer almamıştır. Nihayetinde her hukuki metin sınır çekerken bir aralık bırakır ve ötesi yorumdur. Bu maddenin yorumlanacağı da bellidir. Ayrıca tanımlayamadığım olumsuz bir hissi de, bu sayede, giderir.

3- Psikolojik bir etmen olarak devlet ve vatandaş ayrımı yerine kurumlar ve vatandaş ikiliği getirilmiştir. Gerekli midir? Türkiye için evet denilebilir.

İfade özgürlüğü maddesine de bakalım (Madde 25-26):

Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

Bir hakkın varlığı beraberinde buna göre hareket etme hakkını da getirmektedir. Yani “düşüncenizde özgür bıraktık, bunu açıklama hakkını da size verdik. Hadi iyisiniz sizi köftehorlar” filan denilemez. Bu koskoca bir saçmalıktır.

Peki ben nasıl bir madde koyardım?

İfade özgürlüğü hiçbir durumda kısıtlanamaz.

Evet bu kadar. İkinci bir cümleye dahi gerek yoktur. Halihazırdaki, ve hazırlanmış olan taslaktaki, tüm laflar abesle iştigaldir, boştur, safsatadır. Bir kişinin düşüncesini belirtmesi nedeniyle ne yargılama süreci zarar görür (tabi düzgün bir sistem kurduğumuzu varsayıyorum, bugünkü gibi cumhurbaşkanı onu affettirecek, bunu içeri attıracak mı diye düşündüğümüz bir durumu değil), ne suçlar artar. Devlet sırrı denilen kavrama bile hiç girmiyorum, o zaten fecaat.

Kısa olmasını umduğum bu yazı da, belki gereğinden fazla, uzun oldu. Bu nedenle son bir şey ekleyip bitireceğim: Hukukta arkaik dilin varlığını ben de seviyorum, yalan değil. Fakat ülkemizdeki cehaletin boyutunu ve ortalama IQ’nun yerlerde gezdiğini düşününce arkaik dil yerine modern bir dili kısa bir şekilde kullanmaktan başka yolumuz olmadığını düşünüyorum.

Sekizinci Kısım: Anayasa Değişikliği Paketi Üzerine

Footnotes

  1. Şu cümleye bakınız mesela: “Kapsayıcılığını, kuşatıcılığını demek ki bütün üyeleri içine alacak şekilde ideal bir noktada olmadığı anlaşılıyor”. İkinci veya üçüncü okumadan önce bir şey anlayabildiniz mi?

    (http://t24.com.tr/haber/basbakan-yildirim-ab-bu-gelismeyi-cok-iyi-okumali-ve-gelecek-vizyonunu-tekrar-gozden-gecirmeli,346909)

  2. İnce bir nokta olsa da ne anayasanın A’sı, ne devletin D’si büyük yazılır. İlla bunlar büyük yazılacaksa, Türkçe Almanca’ya dönüşecekse, kişi kelimesinin K harfi de büyük yazılmalıdır.

1 comments On Anayasa Yazıları VII: Anayasanın Uzunluğu ve Dili

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.