Bedelli Askerlik

Askerlik vakit kaybı, değil mi? Okul bitmiş, şanslısın iş bulmuşsun, üstüne hızlı davranıp evlenmiş, üremişsin bile üstüne. Seneler geçmiş, birden karşına dikilmiş ne alakaysa askerlik mevzu. Kim gidecek şimdi? Versinler bedelli, kurtulalım.

Ya da zenginsin. Belki babadan zenginsin, belki şanslısın kendi kendine kazandın parayı. Dahasını da kazanabilmek varken bilmem kaç ay askere gitmeye ne gerek var, değil mi? Versinler bedelli, kurtulalım.

Siktirin gidin.

Özet geçiyorum: Her gün patır patır çocuklar öldürülüyorken kimi çocukların öldürülme riskinden bilmem kaç bin lira verip kurtulmasını sağlamanın arkası, parası olmayanın “ben askere gitmiyorum. Neden o ölmüyor da ben ölüyorum” olur. Vakit yarıştırmıyoruz. Can yarıştırıyoruz. Birininki can da öbürününki patlıcan mı?

Arkadaş bir kişinin (daha fazla) parası var diye onun canı benimkinden daha kıymetli olamaz. Nokta, bu kadar. Bak daha ötesi yok. De ki çocuklar ölmüyor, şeker yiyorlar, de ki askere alınan birinin can korkusu yok, yine ortada koca bir sorun var. Öncesinde ekleyeyim ama: Eğer memleket baki kalsın diye fakiriyle beraber zengini de ölmeyecekse zenginine bir, memleketine iki söven (fakir zengin fark etmez) adama terörist, devlet düşmanı, halk düşmanı, vesair filan diyemezsin. Haklıdır zira bu adam. Vatan hepimize vatan, devlet hepimize devlet, millet hepimize millet, bayrak hepimize bayrak. Zenginin kanı kırmızı akmıyor mu ki bayraktaki kanda payı olmasın?

Ulan iki yüzlülüğe bak. Vallahi darlandım gene. Yok benim param. Piç miyim ben? Benim kardeşim askerken üç buçuk attık terör tekrar hortlarken geçen sene. Anamım babamın başında kaç tel beyazladı o korkudan Allah bilir. Benim anam babam piç mi lan?

Patır patır asker öldürülmese “bedel” ödeyip “vakit” kazanmak meşru mudur peki?

Hayır arkadaşım. O da değildir. Olamaz. Nihayetinde ölçü birimimiz zaman. A kişisinin zamanının B kişisinin zamanından daha kıymetli olduğunu neye göre kıyaslıyoruz?

“Ama ben bilmem ne işinde çalışıyorum, çok vergi ödüyorum, bana olduğu kadar devlete de zarar”.

Devlet zerrece umrumda değil. Devlet adil olmak zorunda. Bak bin kere yazdım, bir daha yazayım: Devlet dediğin hukukla var olur. Hukuk adil olmak zorundadır yoksa meşru olmaz. Meşru olmayan hukukla da devlet meşru olmaz. Bedelli askerlik dediğin şey devletin meşruiyetini zedeler zira “tüm vatandaşlar eşittir, kimileri daha eşittir”.

Bu daha da eşitliği her gün görmekten, gözlemlemekten, işitmekten ve yaşamaktan ben bıktım. Neden arkadaş? Neden kimileri daha eşit oluyor? Kim belirliyor birinin diğerinden daha değerli oluşunu? Misal, her ay bilmem kaç bin lira vergi ödemeyen ama yetim olup evdeki anasına bakan adamın vakti daha mı az kıymetli? O bilmem kaç bin vergi ödemiyor diye daha mı az vatandaş? Daha mı kıymetsiz?

Başka biri bilmem kaç bin vergi yerine bilmem kaç yüz vergi ödüyor, ama ailesine bakıyor. O adam daha mı kıymetsiz? Başka biri hepten itin kopuğun teki olsun. Yolda görsen yolunu değiştireceğin şerefsizin biri olsun. Onun kızına sarksın, öbürüyle kavga etsin. Bu şerefsizin dahi vakti seninkinden daha mı kıymetsiz?

Yok askerlik kötü, yok ık mık. Bak bana bunlarla gel. Eğer askerlik başlı başına kötü, eksik, yanlış, sevimsiz, öteki, tedirgin edici, lanet olası bir şeyse parasını vereyim beni alma demek ahlaksızlıktır. Tekrar ediyorum, ah-lak-sız-lık-tır. Kimse yapmasın diyeceksin o zaman. Bu kadar basit bu. Beni yakmayın, benim param var/ben para bulurum demek “parası olmayanı siktiret” demek. Burada yukarıdaki basit ve temel argümana geri dönüyoruz, bu yüzden tekrar etmiyorum.

Ve bu kadar ahlaksızca bir şeyi güzel gören ve gösterenlere sövgülerimi iletiyorum.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.