Bir Daha Devr-i Sabık Üstüne

Nedir bu devr-i sabık? Osmanlıcadan Türkçeye ters takla attırdığımızda sabık devir. Önceki dönemi suçlar ve ondan tamamen farklı bir şekilde davranır bir yeni siyasi yapı demek.

Neden ben buna çok takığım? Üç örnek vereyim:

  • Diyelim ki iki mucize birden oldu. Önce iktidar el değiştirdi ve “sabık” iktidarın sahipleri ülkeyi terk etmedi veya onlar ülkeyi terk edene dek savcılarımız birden hukuk diye bir şeyin var olduğunu anımsadı. Hepimizin gözü önünde ne anayasa, ne insan hakları sözleşmesi, ne yasa takılarak işlenen onca suçun hesabını sormaya karar verdiler. Diyelim ki halihazırda yapılıp bitirilmiş, yani sözleşmenin bir tarafının yükümlülüğünü üzerinden attığı bir köprü/yol/baraj var. Bunun ihalesine fesat karıştırılmış. Ne yapacağız, ihale yükümlülüklerinden ülkeyi azade mi kılacağız yoksa “ama adamlar işlerini yapmış bitirmişler, bize giren kazığı kabulleneceğiz” mi diyeceğiz? Eğer ikincisini diyorsanız benle aynı saftasınız.

  • Bir ara sormuştum benim çalınan hakkım ne olacak diye. Diyelim ki benim girdiğim bilmem ne senesindeki KPSS’de de kopya var dendi. O kopyaya karışanlar da görevlerinden atıldı, vesair. Benim hakkımı çalanlardan ben hesap sorabilecek miyim? Maddi manevi tazminat alabilecek miyim mesela? Yoksa “senin kazanamadığın para ve yanında gelecek tonla şeyin üstüne soğuk sular içmeye devam et” mi denileceğim? Eğer “tabi ki hakkını almalısın” diyorsanız yine benimle aynı saftasınız.
  • Diyelim ki Fethullahçılıktan görevden atılan bir hakim sizin davanıza baktı ve siz o davayı, haklı veya haksız olarak, kaybettiniz. “Bu dava yeniden görülmeli, kazanmam durumunda da maddi manevi zararım da tazmin edilmeli” der misiniz? Eğer derseniz bir daha benle aynı saftasınız.

Zannederim bu üç örnek devr-i sabık dediğimde ne demek istediğimi anlatmıştır. Devr-i sabık demek önceki hükümeti “sabıkalı” addedip onun yaptığı pislikleri temizlemeye uğraşmak, yani bir nevi “devrim yapmak” demektir.

AKP İstanbul’da deprem toplanma bölgelerine imar izni vermekten zerrece gocunmamış derecede aşağılık bir oluşum. Yarın deprem olduğunda yatacak yerimiz olmayacak – ki ölmemek için alınması gereken önlemleri, içecek suyu, yiyecek ekmeği saymıyorum bile. 80 milyonun içerisindeki sayısını bile bilmediğimiz, en iyi ihtimalle 3.5 milyon dili ve kültürü farklı insanın yaratacağı toplumsal problemleri cinsel organına bile takmayan bir yapı var karşımızda. Ekonomiyi mahveden, üretim namına bir şey bırakmayan bir sülükten bahsediyoruz. Erzurum’da, Kars’ta hayvancılık bırakmayan, mühendis yerine imam yetiştiren, doktorunu bile ithal etmeyi konuşmaktan çekinmeyen bir pislik bu.

Bu kadar yıkıma karşılık eğer ki bir şey yapılacaksa bu ancak bir “devrimle” olur. Devrim demek tamamen değişmek demektir. Ateşin icadı bir devrimdir mesela. Tarım da öyle. Yakın zamanda buhar makinası ve internet nasıl devrim olduysa bugünlerde gerçekleşen makinaların öğrenmesi (İng. machine learning) de bir başka devrim. Her devrim önceki sabitleri alaşağı edip hayatı tamamen değiştirmiş. Biz bir devrim yapmayacaksak bu koskoca senelerin sonunda, İnce’ye ne gerek var, Akşener’e ne gerek var? Bence Erdoğan dursun, yıkmaya devam etsin. Zaten ortada devletin kalmadığı, dış müdahaleye bile açık bir ülkemiz var artık. Bırakınız Erdoğan bitirsin başladığını, toplasın yaptıklarının meyvelerini. Ancak o zaman bilmem kaç milyon tane körün gözü açılır.

Boşuna dememişler alimler olayları olmadan önce, aptallar olduktan sonra görürler diye. Ben alim olmayan halimle bu kadarını görebiliyorken hala görmeyenler/göremeyenler ne kadar aptaldır bilemiyorum Altan.

2 comments On Bir Daha Devr-i Sabık Üstüne

  • beni depresyona soktun kardeş bu aralar yaşadığımız dönem okadar kötümü ya diye kendime sormadan edemiyorum ne biliyim başımızdaki okadar kötü olamaz ülkeyi okadar kötü hale getiremez diye düşünmek istiyorum ama bilmiyorum kardeş bilmiyorum 24 hazirandan sonra nolcak bilmiyorum başımızdaki seçimleri kaybedip dediğin gibi bi karışıklık çıkartabilir yada kazanıp daha beter bir zulum getirebilir hiç bilmiyorum kardeşim hiç seni okuyorum o yüzden sorularıma cevap arıyorum ama daha karamsar cevaplar alıp geri çekiliyorum sanırım kimse kahin değil yarın ne olcağını tam olarak bilmiyoruz ben yinede barışlı ve huzurlu günler dileyiyle diyip yazıma son veriyorum kardeş

    • Ben çok zamandır depresyondayım efendim. İyi bir şeyler olmayacağı, bence, açık, ne kadar kötü olacağınıysa sanırım kimse bilmiyor.

      Biraz aklı olsaydı şu bilmem kaç milyon kişinin keşke ya işte, kimlik siyaseti…

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer