Blog Posts

Seçime Doğru: İti İte Kırdırmak?

(Konu genişleyerek gidiyor olacak zira farklı parçalardan bahsetmeden sonuca ulaşamıyorum. Şimdiden bu dağınık görülebilecek akış için özür dilerim)

Şöyle garip bir durumdayız: Akşener ortaya çıkıp sağdan oy toplayacak, Erdoğan’a rakip olacak denildi. Karamollaoğlu ismi çok önemli olmasa da baraj yüzünden SP’ye oy vermeyip AKP’ye verenler de SP’ye verecek, AKP mecliste de başkanlık seçiminde de güç kaybedecek denildi. CHP-İyi Parti-SP arasında ittifak olacak, bunlar birbirini destekleyecek dendi.

Bugünse Akşenerci ve İnceci tayfa birbirine giriyor. Bir yandan “Akşener sağcılardan oy alabilir, ikinci tura kalması için kendisine oy verin” derken diğer yandan “İnce gümbür gümbür geliyor” deniyor. Yani enteresan bir şekilde İnce değil Erdoğan “iti ite kırdırıyor”1. Sanırım son karaladığım yazıyla ben de bu saçma tartışmaların bir parçası oldum. Ondan ikinci ve son defa bu saçma tartışmaya girmek istedim. Okumaya Devam Edin

“Meral Ana Gelecek, Dertlerimiz Bitecek” Mi?

Kılıştar’ın beş para etmez biri olduğunu çeşitli olaylarla gördük. En basitinden olaylı “referandum” gecesi yaptığı “açıklamayı” hatırlayın. Ne dedi? “Yasa şöyle diyor ama YSK bunun aksine karar verdi”. Sonra? Bu kadar. Ne güzel dedi oradaki gazeteci bir abla: Kemal Bey kaçmayın.

Kemal Bey kaçtı. Kemal Bey’in diyeceği tek şey vardı: Anayasa değişikliği, hele ki böylesi bir anayasa değişikliği hiçbir şaibeye sahip olamaz. Bu referandum sonucunu kabul etmiyoruz.

Demedi. Okumaya Devam Edin

Bir Daha Devr-i Sabık Üstüne

Nedir bu devr-i sabık? Osmanlıcadan Türkçeye ters takla attırdığımızda sabık devir. Önceki dönemi suçlar ve ondan tamamen farklı bir şekilde davranır bir yeni siyasi yapı demek.

Neden ben buna çok takığım? Üç örnek vereyim:

  • Diyelim ki iki mucize birden oldu. Önce iktidar el değiştirdi ve “sabık” iktidarın sahipleri ülkeyi terk etmedi veya onlar ülkeyi terk edene dek savcılarımız birden hukuk diye bir şeyin var olduğunu anımsadı. Hepimizin gözü önünde ne anayasa, ne insan hakları sözleşmesi, ne yasa takılarak işlenen onca suçun hesabını sormaya karar verdiler. Diyelim ki halihazırda yapılıp bitirilmiş, yani sözleşmenin bir tarafının yükümlülüğünü üzerinden attığı bir köprü/yol/baraj var. Bunun ihalesine fesat karıştırılmış. Ne yapacağız, ihale yükümlülüklerinden ülkeyi azade mi kılacağız yoksa “ama adamlar işlerini yapmış bitirmişler, bize giren kazığı kabulleneceğiz” mi diyeceğiz? Eğer ikincisini diyorsanız benle aynı saftasınız.

Okumaya Devam Edin

Devr-i Sabık Yaratmalıyız!

1996 yılında doğuyor Ahmet Özdemir. Bu satırları okuyanların çoğundan küçük bir kardeşimiz Ahmet.

Ahmet’in hayatı 2016’da değişiyor. O sene 1996’lıların çoğu üniversiteyi yeni kazanmışlar, hayatlarının tadını çıkarır halde, çoğu baba parası ile gününü gün ediyor.

Ahmet Özdemir ise 2016’da askere gidiyor, okuyamamış çünkü. Neden okuyamamış? Babası mevsimlik işçi, annesi ev hanımı. Almanya’yı, ABD’yi dize getiren devletimiz, Ahmet’in babasına doğru düzgün bir iş verememiş ondan. Okumaya Devam Edin

Türkiye’nin Kaybedilmiş Kuşağı

Bir süredir bir kitap taslağı üzerinde çalışıyorum ama bunu yazmazsam ölecekmişim gibi geldi.

Benim adını bildiğim bir şeyler yapıp “vatana millete” hayrı olsun diye didinip duran ama adları pek bilinmeyen zira gözardı edilmiş “isimsiz kahramanlar” yalnızca birkaç tane (ki lütfen bildikleriniz varsa beni de bilgilendirin, hem öğreneyim, hem paylaşayım). Ben bir tekinin görselini koyayım buraya: Okumaya Devam Edin

23 Mayıs Notu

Erdoğan kraliçeden ne istedi?

Normalde para veya yatırım istedi dememiz lazım ama Liranın görüyoruz ki kıytırık Gürcistan Larisi karşısında da erim erim erimesi nedeniyle bunları istememiş1. Okumaya Devam Edin

Seçim, Peki Sonrası?

Gerçekçi bakalım. Herkesin birbirini tehdit ettiği bir ortamdayız demiştim geçen gün. Yok bana vermezseniz barajı geçemem yanarsınız, yok bana vermezseniz ikinci tura kalamam yanarsınız, yok bana vermezseniz ülke yok olur yanarsınız.

Bizim milletin kahir ekseriyetinin düşünme yeteneğine sahip olmadığı malum. Bilmem kaç milyon kişinin de ya köyde, ya köy kafasıyla ilçe ve şehirlerde, ama nihayetinde üç beş kanal izleyerek tüm haberleşme ihtiyacını giderdiğini de biliyoruz (bilmiyorsanız veya okumak isterseniz şöyle buyurun). Okumaya Devam Edin

Seçmek ya da Seçmemek: İşte Bütün Mesele!

Türkiye istediği aday yerine istemediğinin karşısındaki adayı seçmeye alışkın bir ülke. Doğru hatırlıyorsam 2007 seçimlerinden önce Hürriyet’in sürmanşetinde Baykal’ın fotoğrafı yanında kendi ağzından çıkan şu (anlamda) sözler vardı: Baykal’a rağmen CHP’ye oy vermenizi istiyorum. Vakit Baykal’a rağmen deme vakti değil.

Bu ortam özellikle 80 darbesinden sonra oluştu. 80 solu yıktı geçti, olanca gerginliğine ve şiddetine rağmen 70’lerin (ve hele ki 60’ların) özgürlükçü ortamını da dağıttı. Darbenin kendi yetmedi, Özal diye bir belayı sardılar başımıza. 89’a kadar başbakan kaldı, sonra cumhurbaşkanı oldu. Giderken geriye Akbulut diye bir başka facia bıraktı. Sonra Yılmaz, Çiller, Erbakan filan derken ulaştık Erdoğan’a. Belaya gel… Okumaya Devam Edin

16 Mayıs Notları

  • “Ne parti devleti canım” diyenlere nazire olsun diye sonunda Merkez Bankası başkanı AKP genel merkezine gitti bugün. Genel merkez değil imparatorluk sarayı mübarek.
  • Erdoğan’ın İngiltere’de konuştuğu yatırımcılar özetle “beyler bu adam manyak” demiş. Önceden sadece içeride bizlerle kavga ederdi, artık karşısına kim gelirse onunla kavga ediyor. Akşam iftar vermiş, oradaki sözlerinde de görüyorsunuz bunu.

Okumaya Devam Edin

15 Mayıs Notları

  • İsrail’in insanlık dışı lakin klasik hareketinin yankıları devam ediyor. Michael Rubin gibi enteresan tiplerin “Gazze’de yaşamak o kadar da kötü değil canım” demesine rağmen özellikle solun ve standart alıngan İslamcıların tepkileri devam ediyor. Ben bunun üstüne İran’ın harekete geçmesi mi, durup dünyadan tepkilerin sürmesini (ve belki artmasını) beklemesi mi daha mantıklı diye düşünüyordum, anlaşılan ikinciyi seçtiler. Yine de Golan’a girmeye çalışmalarını beklemeye devam edeceğim.
  • Güney Kore ve ABD’nin ortak askeri tatbikatını takiben Kuzey Kore, Güney’le yarın (16 Mayıs) yapacağı toplantıyı iptal etti. Yetmedi, ABD İran Merkez Bankası’nı da dolaylı olarak kara listeye aldı. Trump denen manyak hem Orta Doğu’yu, hem Pasifik’i karıştırma sevdalısı gibi. Asya’nın diğer ucunda işler nasıl gidecek göreceğiz.

Okumaya Devam Edin

Site Footer