Sosyal “Bilim” Ne Kadar Bilimdir Ki?

Eğer İngilizce biliyorsanız lütfen şu videoyu izleyin ve ikinci kısma geçin. 20. asrın en önemli fizikçilerinden Richard Feynman, sosyal bilimlere olan bakışını anlatıyor bu videoda. Birinci kısmı videonun özeti olan aşağıdaki yazı, bu videonun biraz açılmışından ve “içeriden bir gözle” sosyal “bilimler” kritiğinden başka bir şey değil.


Yukarıdaki videoda Feynman sosyal bilimcilerin sözde/sahte/yalancı bilimciler olduğunu söylüyor (İng. pseudoscience). Evet diyor, belli formları takip ediyorlar ama kanunlar üretemiyorlar [ve argümanlarının doğruluğunu test etme şansımız yok]. Sorsanız uzman dolu sosyal bilimler. Daktilolarının başına oturup “bence şu şöyle olmaktadır” diyorlar. Tamam, bu (bir örnekte) doğru olabilir ama genel olarak dediklerinin bilimsel hiçbir yanı yok diyor. Oturup artist artist insanları korkutuyorlar diyor. Ve sosyal “bilimci” olarak ben kendisine sonuna kadar katılıyorum. Okumaya Devam Edin

Gururla Söylüyorum: Vatan Hainiyim

“Konuşmasında yine CHP’ye yüklenen Erdoğan, ana muhalefet partisinin Türkiye’nin en büyük sıkıntısı olduğunu iddia ederek, “Yerlilik ve millilik… Bunu da bizden çalmaya çalışıyorlar.. Dur bakalım ya. Onun patenti bizde. Sizin tarihiniz belli. Hiçbir zaman yerli ve milli olmadınızdiye konuştu.”

  • Erdoğan ne demiş? CHP’nin tarihinde yerlilik ve millilik yok demiş.
  • Kim var CHP’nin tarihinde? Atatürk.
  • Atatürk ne değilmiş? Yerli ve milli.

Atatürk yerli ve milli değilse yerli ve milli olmak o kadar da özenilecek bir şey değil. En azından benim için bu böyle. Dahası, yerli ve milli olmak ve olmamak, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılıkla da alakalı bir şey. Yerli ve milli olmayan Atatürkçü birisi cumhuriyetçidir o ki, yerli ve milli olan cumhuriyetçi de olamaz bu durumda. Olmamalı yani. Nihayetinde yerli ve milli olmayanlar hep zarar veriyor bu ülkeye filan.

Eh, o ki Atatürk yerli ve milli değil. Ve o ki ben Atatürkçüyüm diye geziyorum. Ben yerli ve milli değilim. Bundan da gurur duyuyorum. Nihayetinde yerli ve milli olmayanlar da terörist ve vatan haini o ki; bunu da, başlıktan sonra bir daha, gururla söylüyorum:

Ben vatan hainiyim. O ki Atatürk bile vatan haini oluyor, O’nun kadar olmasa da ben de vatan hainiyim.


Peki ben GERÇEKTEN vatan haini miyim?

Blog burada. Geçmişimi azdan çoktan yazıyorum. Sanırım hain birisi olsam Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayanların iyiliğini istemez, bunun için çalışmazdım. İlk iş bayrak koymazdım yurt dışına çıkarken bavuluma. Türkler için siyasete giriş derslerini, anayasa yazılarını yazmazdım burada. Memur olduğumda beni kullanın diye amirlerime yalvarır hale gelmezdim. “Gavura” ülkemi kötülerdim, hükümetle ülkeyi ayırmazdım. Hükümetin yanlışları yüzünden ülkeme yapılanlara üzülmez, kahrolmazdım. Ve dahası, ve dahası…

Hasılı, ben birilerine göre vatan hainiysem, tekrar ediyorum, bunun tek bir anlamı vardır: Bana bunu söyleyen vatan hainidir. Ötesi yok.

Beklenen Büyük İstanbul Depremi Farkındalık Anketi Sonuçları

Raporun sonuçlarını buradan, OneDrive’dan PDF dosyası olarak indirebilirsiniz.

Burada sonuçları açıklanmakta olan çalışmanın amacı, İstanbulluların beklenen büyük depreme ne kadar hazır olduklarını anlamaya çalışmak ve depreme dair farkındalıklarını ölçmektir.

Çalışmanın örneklemi, İstanbul’da yaşamakta olan bireylerdir ve bu nedenle İstanbul dışında yaşayan kişilerin ankete verdiği yanıtlar değerlendirmeye alınmamıştır. Yine de kendilerine teşekkürü bir borç bildiğimi belirtmek isterim. Okumaya Devam Edin

“Milat” Öncesinde Ekşi Sözlük’te Bulunan Gülen’le Alakalı Birkaç Yazım

Başlık: Fethullah Gülen. 2012-04-26, 00:24:19:

bir parça “hoca” olaydı “kimsenin önünde eğilinmez. insansınız, insan!” derdi. bir parça “efendi” olaydı salya sümük görüntüleri değil vakarı görülürdü videolarda. bir parça hocaefendi olaydı “adam olun” der, örnek olmaya bakardı. hey gidi…

Başlık: Fethullah Gülen. 2012-10-12, 16:55:06:

insaf la. ademoğlunun kardeşi bu sabah ölmüş, öğlende gömmüşler. hangi ara gelsin? bu adamdan ben de nefret ediyorum ama arkadaş biraz destekli sallayın. bir de öldüğü gün buralar pek civcivli olacak. o gün yazılan entry’ler dibine kadar okunacak, ihtimal ki evinden bile adam alınabilecek. aman diyeyim, uyaralım şimdiden. cenazesinde olay çıkmasını istemez kimse – tabi dirisi gibi ölüsü de ülkeye dönmeye korkmuyorsa. gerçi hükümetin “gel başımız üstünde yerin var” çağrısına “yek yeaa” demesiyle “hükümetle ters mi düştü?” diye düşündürmüştür ama akp bu. ne olur ne olmaz. zöge: oha, ortalığı şakirtler basmış. sevmiyorum lan, zorla mı? öldüğünde az istibdat varmış gibi dahasını yapacaksınız, yalan mı? Okumaya Devam Edin

Türk Olmak Üzerine Birkaç Kelam

Nisan bilmem kaç, 2016. Sabahında İstanbul’a inmişim, eve gitmişim. Kardeşim sabahın yedisinde uyanık – ki hiç böyle huyları yoktur. Uyur o saatte. “Karnım çok kötü” dedi. Dedim manyak mısın, hastaneye neden gitmedin? “Para” dedi. Dedim sövdürme paraya, hangi para benim kardeşimden değerli?

Bir Suriyeli’nin iki Arapça konuşup kimlik dahi göstermeden girip çıkabildiği hastaneye; doğduğu, büyüdüğü, vergi ödediği, zorla askerlik yaptığı, zorla içinde tutulduğu ülkenin hastanesine benim kardeşim, kimilerine göre dünya liderinin, bana göreyse Türkiye’yi tüketmeye yemin etmiş birinin çıkardığı yasalar ve yönetmelikler sayesinde giremedi o gün.

Ve ben o gün olanca açıklığıyla şunu fark ettim: Türk olmak çok zor bir şey. Benim bugünkü Türkiye’yle ve ülkenin yarısıyla bağımın tamamiyle koptuğu gün o gündür. Vatanımda vatansız kılındığımı en açık şekliyle fark ettiğim gündür. Okumaya Devam Edin

Erdoğan İyi Bir Hatip Midir?

Konu Erdoğan olduğu zaman hemen her konuşma “ama adam iyi hatip” cümlesini, bir şekilde, barındırıyor. Az önce kendisine muhalif olduğunu bildiğim birinin “ama hitabeti iyi, ben bile bazen etkileniyorum” cümlesiyle delirdim. Hayır, bu kişi Tamer Karadağlı değil. Tamer Karadağlı kim ki zaten la, neyini umursayayım ben O’nun?

Erdoğan iyi bir hatip mi? Katiyen değil. İki örnekle bunu sunmak istiyorum. Önce Türkçe bilgisiyle başlayalım. T24’te Erdoğan’ın olduğu ilk haberi açtım ve kendisinin şu iki cümlesiyle karşılaştım:

“İnanıyorum ki gerek Amerika-Türkiye ilişkileri gerekse bölgesel gelişmeler, dünyadaki diğer konuları ele alma firsatını bulacağız.”

“Ben de bu fırsatı yakaladığımız için kendilerine özellikle çok çok tesekkür ediyorum.”

Biraz Türkçe bilen herkes farkına varmıştır ki bu iki cümlede de ağır hatalar var. Önce cümleleri düzelteyim:

İnanıyorum ki hem Amerika-Türkiye ilişkilerini, hem bölgesel gelişmeleri, hem de dünyadaki diğer konuları ele alma fırsatı bulacağız.

Bu fırsatı yakaladığımız için Sayın Trump’a çok teşekkür ediyorum.

Bak, bir anda nasıl da anlaşılır oldu? Okumaya Devam Edin

Hrant Dink…

Ali İsmail Korkmaz. El kadar bebeydi. Dövülerek öldürüldü.

DÖVÜLEREK ÖLDÜRÜLDÜ.

“İyi olmuş terörist orospu çocuğuna” dediler. “Hepsini öldürmek lazım bunların” dediler.

Dediler mi?

Dediler.

El kadar Berkin Elvan. Polisin usulsüz kullandığı silahı nedeniyle aylarca komada kaldı. Öldüğünde yaşı, kilosundan fazlaydı.

GAZ KAPSÜLÜYLE ÖLDÜRÜLDÜ.

“İyi olmuş terörist orospu çocuğuna” dediler. “Hepsini öldürmek lazım bunların” dediler.

Dediler mi?

Dediler.

Daha çok var. İkide bırakalım. Okumaya Devam Edin

Böyle Vatandaş Düşman Başına

AKP 2002’de iktidar oldu. Ben 2004 yılında 18 yaşıma girdim. O günlerde henüz herkes vatan haini ilan edilmiyordu. 2007’de ufakça başladı bu moda, 2010 ve sonrasında arttı da arttı.

2007’de Atatürkçü olduğum için vatan haini oldum. Zirve Yayınevi’nde boğaz kesip adam öldürdüler, yuh dedim, misyoner oldum.

2008’de İslamcı olmadığım için halk düşmanı oldum. Güngören’de, evimden biraz uzakta bomba patladı. “Devlet ne iş yapar?” dedim, bölücü oldum.

2009’da Ergenekon davasına bu ne komedi dediğim için postal yalayıcısı, darbeci oldum. Davos oldu, “şov bu” dedim, şoven oldum. Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesi dediler, “bu işte bir bokluk var” dedim, bok kafalı oldum.

2010 yılında referandumda hayır dediğim için bir daha darbeci oldum. Aynı sene KPSS’de kopya çektiler dedim din ve halk düşmanı oldum. Mavi Marmara’ya saldırıldı, “Türkiye’nin bir gururu, haysiyeti, onuru yok mu?” dedim, pek bir şey demediler. Gariptir ki İslamcı “dava” safında olunca vatan hainliğim, halk düşmanlığım filan unutuldu. Ama dalga geçildi önce. Sonra “bize mi sordular” dendi, yine “kaybeden” tarafta oldum. Balyoz davası dediler, “ülkede asker kalmadı. Herkes mi darbeci?” dedim, yine postal yalayıcısı ve darbeci oldum. Okumaya Devam Edin

Bedelli Askerlik

Askerlik vakit kaybı, değil mi? Okul bitmiş, şanslısın iş bulmuşsun, üstüne hızlı davranıp evlenmiş, üremişsin bile üstüne. Seneler geçmiş, birden karşına dikilmiş ne alakaysa askerlik mevzu. Kim gidecek şimdi? Versinler bedelli, kurtulalım.

Ya da zenginsin. Belki babadan zenginsin, belki şanslısın kendi kendine kazandın parayı. Dahasını da kazanabilmek varken bilmem kaç ay askere gitmeye ne gerek var, değil mi? Versinler bedelli, kurtulalım.

Siktirin gidin.

Özet geçiyorum: Her gün patır patır çocuklar öldürülüyorken kimi çocukların öldürülme riskinden bilmem kaç bin lira verip kurtulmasını sağlamanın arkası, parası olmayanın “ben askere gitmiyorum. Neden o ölmüyor da ben ölüyorum” olur. Vakit yarıştırmıyoruz. Can yarıştırıyoruz. Birininki can da öbürününki patlıcan mı? Okumaya Devam Edin

Site Footer