Bedelli – OHAL

Görevimdir diyerek elimden geldiğince bu sitede bildiklerimi paylaşıyorum. Günlük siyasetin içine sıkışmış insanların işine yarasın diye anayasa yazıları diye seri yapmaya başladım, Türkler için siyasete giriş dersleri yazdım ve yazıyorum, memuriyet yazılarıyla insanlara muhalif bir memur olmanın zorluklarını anlatmaya çalışıyorum. Günlük siyasette tıkanmış insanlara ne yapılması gerektiğini söylüyorum, nasıl yapılması gerektiği konusunda fikir bekliyorum.

<

p style=”text-align:left;”>Karşılığı ne oluyor? Koca bir hiç. Kime nasıl ulaşacağımı bilmiyorum, ulaşabildiklerimi ikna edecek vakte sahip değilim, ikna edebildiklerimse zaten benim gördüklerimi ya görenler, ya görmek üzere olanlar. Benim fazladan yapabildiğim bir şeyim yok. Yine de ısrarla devam etmek istiyorum ama çok bezdim. Bezme sebebimi anlatayım.

Okumaya Devam Edin

Sultanlık Sistemi

Bu uzunca yazıyı okumak istemezseniz lütfen kabine başlığına bakın sadece. Orada önemli bir noktaya dikkat çektiğimi düşünüyorum)

“Belki biraz geç kalmış bir yazı olacak ama şu başkanlıkla sultanlığı kısaca kıyaslamak istedim. Biz ne kadar “o zaman sultan deyin, rahat edin” dediysek de kendisine dokunmanın dahi ibadet olduğu Erdoğan’ın en kral hukukçusu Kuzu “ama bir kere üçlü kararname var, hem bu şekilde kararlar da daha hızlı alınıyor. Burası Orta Doğu, komşumuz Norveç değil ki parlementer olalım, uzlaşmayla halledelim işlerimizi” dedi dedi, sonunda da amacına erişti. O ki amacına da erişti, biz de bakalım o amaç gerçekten sultanlık mıymış, değil miymiş?

698 sayılı KHK’yla ilgili şöyle kısa bir giriş yapmıştım. Şimdilik KHK’mızı kenara koyalım, referanduma bir bakalım. Esas mevzu orada döndü çünkü, ondan sonrası çok da önemli olmayan hikayeler. Okumaya Devam Edin

Ne Olursa Olsun O Bir…

“Ne olursa olsun o bu ülkenin cumhurbaşkanı”. “Ne olursa olsun nihayetinde o bir başbakan”. “Tamam ama o bir vekil”.

Bu kafanın aynısı şu: Kocam değil mi? Döver de, sever de. Siz bunu diyene “kızım, bak. Sen bir insansın. İnsan olarak onurun, insan olarak değerin var ve bu değerden vazgeçmen demek senin insanlığından vazgeçmen demek” dersiniz, ancak yüzünüze bakar. Kafatasının içinde nöron yoktur, sadece içi boş sünger vardır çünkü. Düşünmez değil bakınız. Düşünemez. Düşünebilmek için gerekli şeyler vardır çünkü. Bilmek gibi, kıyaslayabilmek gibi.

Sorumuzu soralım: Herhangi bir makam, normalde kabul edilemeyecek herhangi bir eylemin meşru veya hoş görülmesine sebep olabilir mi? Cevabımız tabi ki hayır oluyor. Ülkemizdeki “ama o nihayetinde bizim X’imiz, ondan Y yapalım” bakışının temelinde de ahlak sorunumuz olduğunu belirterek cevabı detaylandırayım. Okumaya Devam Edin

698 Sayılı KHK: Erdoğan Sultanlığının Resmi İlanı

Hatırlayalım: Seçimden önce gerekli yasal değişiklik yapılmadan sultanlık sistemine direkt geçiş yaptığımız için meclis kapanmadan hemen önce “meclis tarafından” bakanlar kuruluna kafalarına göre KHK çıkarabilme yetkisi verildi.

Bu yetkiyle ne yapıldı?

  1. KHK’nın mecliste onaylanma tiyatrosu kaldırıldı. O günden sonra çıkan KHK’lar direkt yasal hal alır oldu.
  2. KHK’ların olağanüstü durumla ilgili olması yükümlülüğü de facto (fiilen) deliniyordu, artık bu ilgisizlik (en azından içinde bulunduğumuz OHAL süresince) de jure (yasal) hal aldı. Yani OHAL’de patatesin tavan fiyatını belirlemek isterse “hükümet” (yani Erdoğan), bunu artık “yasal olarak” yapabilir.

Okumaya Devam Edin

Murat’a Yardım Etmek İster Misiniz?

Bu sitede sadece yazılar var ve akışı bozmaması için reklam koymaya dahi karşıyım. Gel gelelim ekonomisi de batık biriyim. “Üç beş demeyelim, adamı sevindirelim” der misiniz?

Derseniz aşağıdaki iki yoldan biriyle beni fazlasıyla mutlu edebilirsiniz. Bunları beğenmezseniz veya kullan(a)mazsanız da lütfen bana bir mail atın, başka yollar arayalım.

Şimdiden çok teşekkür ederim bu boynu bükük çağrıyı dikkate alıp umursayanlara!

PATREON: Enteresan bir site. Aylık veya tek seferlik destekleri kabul ediyor. %20 kendine kesiyor ama PayPal’ın kullanılamadığı ülkemizde benim bildiğim tek alternatif.

PayPal: Aşağıdaki buton aracılığıyla tek seferlik dilediğiniz desteği sağlayabilirsiniz.

Banka Havalesi: IBAN paylaşmak riskli olduğu için eğer dilerseniz lütfen bana muratkarabag1986@gmail.com adresinden bir mail atın.

Başka yollar da var mıdır ki? Ben bilmiyorum varsa da.

Tekrar umursayanlarınızın tümüne çok teşekkür ederim!

Seçimin Ardından: Uzun Soluklu Bir Türkiye Analizi ve Bir Strateji Önerisi

Bu sitede yazdığım her şeye azami dikkat gösteriyor ve elimden geldiğince bilgilerimi, deneyimlerimi ve gözlemlerimi tamamıyla aktarmaya çalışıyor olsam da şu ana dek yazdıklarımın hiçbiri bu yazı kadar geniş, kapsamlı, ihtimalen uzun ve önemli olmayacak. Lütfen bu yazıya sıradan bir yazı olarak bakmayın. Kahvenizi alın, belki bir müzik koyun arkaya, ve dikkat ederek okuyun. Bugüne dek parça parça döktüklerimin neredeyse tümünü ve dahasını burada bulacaksınız. Umudum bu yazının bir referans olabilmesi ve elimizde çok az kalmış vaktin değerli kullanılmasına aracı olabilmesi.”

Girişi bu şekilde olan ve 29 A4 sayfası boyutunda, altı ana başlıkta 34 bölümden müteşekkil bu yazıyı buradan indirebilirsiniz. Metnin tamamı aşağıda ama 11.404 kelime, boşluksuz 73.094 karakter uzunluğundaki bu yazıyı indirip daha rahat bir şekilde okumanızı şahsen tavsiye ederim. Eğer okumaya gözünüz keserse ve sonunda okumaya değer bir metin olduğunu da düşünürseniz lütfen dilediğiniz gibi, dilediğiniz yerde paylaşın ve lütfen paylaşın. Kısa kısa ve parça parça yazdıklarım(ız) bir işe yaramadı bugüne kadar o ki, belki derli toplu bir yazı bir parça bilinç oluşmasına yardımcı olabilir.

Son olarak metnin ilk halini görüp yorumlarını benden esirgememiş herkese teşekkür ederim. Hala gözümden kaçan kısımlar da, eksik olan bölümler de tabi ki benim görevimi eksik yapmamdan kaynaklanmakta. Okumaya Devam Edin

Seçimin Kaybedeni: Sadece Türkiye

Sonunda herkes konuştu.

  • AKP zaten kazanan. Burada sorun yok. Onların neler dediğine bakmaya bile gerek yok – en azından ben bakmadım bile.
  • MHP sıfırlandı derken, %2-3 alacaklar denirken %11.1 aldı, kendilerine göre kilit parti konumundalar – ki bu bir ölçüde doğru da addedilebilirdi eğer meclisin bir önemi kalmış olsaydı. Başgan adayları da kazandı zaten. MHP kazandı.

Okumaya Devam Edin

İlk Sonuçlara Göre Seçim 2018 ve Sonrası

Sandıklar açılmaya devam ederken sıcağı sıcağına birkaç şey yazmak istedim – sonrasında vaktim olmayacak:

  • “İnce gümbür gümbür geliyor” diyenler de, “Akşener muhteşem bir hava yakaladı” diyenler de bayağı yanılmış gibi görünüyor şimdi. “Bu kadar coşmayın” dedik dedik dinlemediniz, bak ne oldu şimdi?
  • Dahası, “başgan Erdoğan meclis millet” argümanı da boşa düşmüş gibi görünüyor. Ben karamsar olduğuma inanmak istedim, en azından bunun doğru olmasını diledim inanmasam da, ama gerçekçi olduğumu görüyor ve üzülüyorum.
  • MHP’nin %10 civarında çıkması bence şaka gibi. Bahçeli nerden, ne diye, nasıl aldı bu kadar oyu, gerçekten merak ediyorum. Erdoğan’a milliyetçi/vatanperver tek bir kişinin oy verebileceğine inanmıyorum. Sözde milliyetçilerin Erdoğancı olması da ülkenin bir diğer çelişkisi olarak kalsın kenarda.

Okumaya Devam Edin

Tayyip’in Havaalanı

İnce İzmir’e gitti diye apar topar uçak indirecek kadar gözleri döndü o ki, kısa bir “üçüncü” havaalanı yazısı karalamak istedim. Yok Türkiye’nin gururu, yok cumhuriyet döneminin en büyük işi filan. Cumhuriyet döneminin en büyük işi 2. dünya savaşına girmemektir. Daha şunu anlayamayanlara laf anlatmaya çalışmıyorum artık. Sizlere konuşuyorum ben.

Ocak 2017 tarihli Telegraph haberine göre Atatürk, uluslararası yolcular söz konusu olduğunda, dünyadaki 10. “en meşgul” havaalanı(ydı). Bizim geri zekalıların “Almanya bu havaalanından çok korkuyor” sözlerini hiç desteklemez bir şekilde listede Almanya’dan yalnızca Frankfurt havaalanı bulunmakta, o da yedinci sırada. Okumaya Devam Edin