23 Mayıs Notu

Erdoğan kraliçeden ne istedi?

Normalde para veya yatırım istedi dememiz lazım ama Liranın görüyoruz ki kıytırık Gürcistan Larisi karşısında da erim erim erimesi nedeniyle bunları istememiş1. Okumaya Devam Edin

Seçim, Peki Sonrası?

Gerçekçi bakalım. Herkesin birbirini tehdit ettiği bir ortamdayız demiştim geçen gün. Yok bana vermezseniz barajı geçemem yanarsınız, yok bana vermezseniz ikinci tura kalamam yanarsınız, yok bana vermezseniz ülke yok olur yanarsınız.

Bizim milletin kahir ekseriyetinin düşünme yeteneğine sahip olmadığı malum. Bilmem kaç milyon kişinin de ya köyde, ya köy kafasıyla ilçe ve şehirlerde, ama nihayetinde üç beş kanal izleyerek tüm haberleşme ihtiyacını giderdiğini de biliyoruz (bilmiyorsanız veya okumak isterseniz şöyle buyurun). Okumaya Devam Edin

Seçmek ya da Seçmemek: İşte Bütün Mesele!

Türkiye istediği aday yerine istemediğinin karşısındaki adayı seçmeye alışkın bir ülke. Doğru hatırlıyorsam 2007 seçimlerinden önce Hürriyet’in sürmanşetinde Baykal’ın fotoğrafı yanında kendi ağzından çıkan şu (anlamda) sözler vardı: Baykal’a rağmen CHP’ye oy vermenizi istiyorum. Vakit Baykal’a rağmen deme vakti değil.

Bu ortam özellikle 80 darbesinden sonra oluştu. 80 solu yıktı geçti, olanca gerginliğine ve şiddetine rağmen 70’lerin (ve hele ki 60’ların) özgürlükçü ortamını da dağıttı. Darbenin kendi yetmedi, Özal diye bir belayı sardılar başımıza. 89’a kadar başbakan kaldı, sonra cumhurbaşkanı oldu. Giderken geriye Akbulut diye bir başka facia bıraktı. Sonra Yılmaz, Çiller, Erbakan filan derken ulaştık Erdoğan’a. Belaya gel… Okumaya Devam Edin

16 Mayıs Notları

  • “Ne parti devleti canım” diyenlere nazire olsun diye sonunda Merkez Bankası başkanı AKP genel merkezine gitti bugün. Genel merkez değil imparatorluk sarayı mübarek.
  • Erdoğan’ın İngiltere’de konuştuğu yatırımcılar özetle “beyler bu adam manyak” demiş. Önceden sadece içeride bizlerle kavga ederdi, artık karşısına kim gelirse onunla kavga ediyor. Akşam iftar vermiş, oradaki sözlerinde de görüyorsunuz bunu.

Okumaya Devam Edin

15 Mayıs Notları

  • İsrail’in insanlık dışı lakin klasik hareketinin yankıları devam ediyor. Michael Rubin gibi enteresan tiplerin “Gazze’de yaşamak o kadar da kötü değil canım” demesine rağmen özellikle solun ve standart alıngan İslamcıların tepkileri devam ediyor. Ben bunun üstüne İran’ın harekete geçmesi mi, durup dünyadan tepkilerin sürmesini (ve belki artmasını) beklemesi mi daha mantıklı diye düşünüyordum, anlaşılan ikinciyi seçtiler. Yine de Golan’a girmeye çalışmalarını beklemeye devam edeceğim.
  • Güney Kore ve ABD’nin ortak askeri tatbikatını takiben Kuzey Kore, Güney’le yarın (16 Mayıs) yapacağı toplantıyı iptal etti. Yetmedi, ABD İran Merkez Bankası’nı da dolaylı olarak kara listeye aldı. Trump denen manyak hem Orta Doğu’yu, hem Pasifik’i karıştırma sevdalısı gibi. Asya’nın diğer ucunda işler nasıl gidecek göreceğiz.

Okumaya Devam Edin

10 Mayıs Notları

  • İnce çok enteresan bir laf etti, devr-i sabık yaratmayız dedi. Amma ki, gariptir, bir devr-i sabık yaratılmak zorunda zira (öncesini hariç dahi tutsak özellikle) 2015 sonrasında AKP’nin yaptıklarını temizlemek zorundayız. İnce’nin sözleri “adaleti tesis edelim, hukuk işlemesi gerektiği gibi işlesin” diye devam ediyor ama bu sözler bence önemli ve söylenen bu söze zerrece katılmıyorum.
  • Kaboğlu da yazmış, ben kendi yazısına link verip kısaca geçeyim: Anayasayı BİR KERE DAHA umursamayan AKP, şimdi uyum yasalarını yapm hakkını hükümete bırakmayı, yani bir nevi KHK ile mevzuyu bir anda bitirmeyi istiyor. Bir daha Vargas’ın sözlerini hatırlatalım: Dostlarım için her şey, düşmanlarım için kanunlar. AKP dönemini ne de güzel özetliyor…

Okumaya Devam Edin

9 Mayıs Notları

  • Trump İran’la nükleer anlaşmasını atarken İran “gördüğünüz üzere Amerika’ya güven olmaz” dedi. Buralarda işler daha da kötüye gidecek demiştim ya hani, bu bir parçası işte. Ama dahası da var ve daha kötü bence:
  • İsrail Suriye’ye füze saldırısı gerçekleştirdi. Tabi bu “İsrail olduğu iddia edildi” seviyesinde tutuluyor şimdi fakat İsrail olduğu, bence, açık. Peki, neden?
  • Lübnan’da Hizbullah, beklediğimiz üzere, birinci geldi. Bu yaz Hizbullah’ın Golan’a girme hevesi olduğunu söylemiştim. İsrail’in vurduğu yer neresi? Şam’ın güneyi, Golan’ın biraz yukarısı. Enteresan, değil mi?

Okumaya Devam Edin

Birkaç Not

Uzun ve esas yazıyı hazırlamak sandığımdan uzun süreceği için birkaç not düşeceğim.

  • Gül diye diye 2 haftadan fazla zaman kaybeden CHP İnce ile iyi bir iş yaptı gibi – en azından benim için. Kimlik siyasetine karşı kimlik siyaseti demiştim. Adaylığı açıklandığında yaptığı konuşmanın tamamını henüz dinle(ye)medim ve oku(ya)madım henüz ama “herkesi kucaklayacağım” demesine çok aldırmamak istiyorum. Bakalım gelecek günler neler gösterecek.
  • “X’ler şuna, Y’ler buna oy verir mi?” mevzu saçma. İç savaşın ve ekonomik çöküşün (krizin filan değil, çöküşün) ciddi bir şekilde konuşulabildiği bir ülke yaratan birine bir kişi oy veriyorsa zaten diyecek de, yapacak da bir şey yok – kendilerini Barbaros Şansal’a havale etmekten başka.

Okumaya Devam Edin

1 Mayıs İtibariyle Türkiye ve Orta Doğu

  • Suriye’de ekserisi İranlı en az 16 kişinin öldürüldüğü geceyi müteakip akşam İsrail başbakanı Netanyahu “İran, nükleer konusunda yalan söyledi” diye konuştu. Bu yaz Hizbullah’ın Golan Tepelerine girmesi bekleniyor. Hal buyken İsrail tarafından yapıldığı bu açıklamayla neredeyse kesinlik kazanan bu saldırı hayra alamet değil.
  • İran’da 2017’de yapılan seçimle Ahmedinejad döneminin üstü tamamen çizildi. Dış politikası biraz daha yumuşar gözükse de İran bildiğimiz İranlıktan çıkmış değil. Yani Şii hilali hala birincil amaç ve bu yönde çalışılıyor. Suriye’de vurulanın Hizbullah olduğu konuşuluyor ki bu bizi endişelendirmesi gereken bir konu.

Yani Suriye’de, bir defa daha, ortalık ısınıyor fakat bu seferki ısınma diğerlerine benzemiyor. Trump’ın Suriye’den çıkmak istediğini söylemesine rağmen Pompeo’nun dışişlerinin başına gelmesi ilgi çekici – ki Amerika’nın SDG’ye 2019 bütçesinden 300 (veya 550) milyon dolar ayıracağını biliyoruz. Fakat mevzu burada bitmiyor, esasında başlıyor: Okumaya Devam Edin

Kimlik Siyaseti, Abdullah Gül ve Dahası

Sanki ölecekmişim gibi yazılara esas konunun yanında birçok yan konu ekliyorum ki demeye çalıştığım şeyin çerçevesi de okurumca anlaşılsın. Bu yazı da bu şekilde olacak. Esas konu Abdullah Gül’ün potansiyel adaylığı ve bu minvalde yazının akışı şu şekilde:

  • Sol-liberal siyasetçilerin Avrupa ve Türkiye’deki yanlışlığı.
  • Seçim sürecinde baskın (belki tek) diskurun kimlik siyaseti olacak olması.
  • 3713/2, hükümetin bu yasa maddesini kullanımı.
  • Gül’ü desteklemeye karşı dört sebep.
  • Muhaliflerin yapması gerektiğini düşündüğüm şeyler.
  • Türkiye’nin sürüklendiği nokta.

Okumaya Devam Edin

Site Footer