Bir Hukuk Profesörünün Zırvaları

696 sayılı KHK’yla devam ediyoruz. Kahramanımız “hukuk profesörü” Ersan Şen. Sitesine göre esas alanı ceza hukuku. Kaynağımız da 26 Aralık 2017 tarihli Teke Tek programı. İlk 15 dakikayı izledim, geri kalanını midem kaldırmadı. Ondan programın devamı izlerseniz (ki ben izlemedim ve izlemeyeceğim) başka yumurtalar da bulabilirsiniz.

Baştan notumu düşeyim: Türkiye’nin genelinde olduğu gibi aynı anda hem ahlaklı, hem bilgili bir akademisyeni bulmak pek zor. Adını daha önce birkaç kere gördüğüm ama ne işe yaradığını bilmediğim bu Şen’i de iyi/düzgün görenlerin sebeplerini merak ediyorum. Okumaya Devam Edin

Türkiye Cumhuriyeti Resmen Ortadan Kaldırılmıştır

Düşündüm ve iki soruyla, bundan 4 gün önce Türkiye Cumhuriyeti’nin olarak yok edildiğini (ya da tüm meşruiyetini ortadan kaldırıldığını) fark ettim. Önceki yazılara dokunmadan bunu ayrıca yazmak ve kenara koymak istedim.

İki soruya verdiğimiz cevap, Türkiye’nin artık yalnızca ahlaki olarak değil yasal olarak da hiçbir meşruiyetinin kalmadığını, bu yüzden hükümetin (Erdoğan’ın) acilen yanlışlardan dönmesi gerektiğini gösteriyor:

  • 1- Terör ile darbe aynı şeyler midir?
      1a- Eğer aynıysalar neden yasada, sözlükte, zihnimizde… farklı şeyler olarak görüyoruz? Neden cezaları farklı örneğin?
      1b- Eğer farklıysalar neden 696 sayılı KHK’da darbe denmiyor da terör deniyor? Yasada niyet okuma veya A’ya niyetlenilirken B denilme gibi bir durum olmaz malum.

Okumaya Devam Edin

“Türkiye 2019’u Görmeyecek” Savım Desteklenirken…

13 Haziran 2016 tarihli ve bugünkü gibi doğrudan yazmaya çekindiğim günlerde “Türkiye’de İç Savaş Çıkar Mı?” başlıklı bir yazı yazmış ve demiştim ki “muhalifler olarak bugünü arayacak duruma geleceğiz”.

Geldik mi? Geldik.

İlk nerede yazdığımı hatırlamıyorum ama 2016’nın sanırım başlarından beri “Türkiye 2019’u görmeyecek” diyorum. 11 Kasım 2017’de, Erdoğan’ın sözde “Atatürk açılımı” konusunda da belirtmiştim bunu. Orada “oy için filan değil, ‘bakın biz Atatürkçünün de kralıyız, bunlar şerefsiz’ demek için bu lafları söylüyor” demiştim.

Doğru muymuşum? Buyrun kendiniz bakın. Okumaya Devam Edin

AKP’li Saçmalamaları IV: Bekir Bozdağ ve 696 Sayılı KHK

Bekir Bozdağ çıkmış, alemin akıllısı olduklarını söylemiş. Yürüyün gidin diyor, sözlerine bakıyoruz. Kaynağımız burada.

“Darbe girişimi ve terör eylemlerinin bastırılması için hareket ettiği” ileri sürülen sivillere cezai sorumsuzluk getirilmesine ilişkin “Terör ifadesinden kast edilen darbecilerin yaptıkları. Düzenleme 16 Temmuz sonrasını kapsamıyor. KHK düzenlemesi 15 Temmuz öncesini de kapsamıyor”.

Ne zamandan beri darbe terör olarak nitelendirilir oldu? TCK’da darbe ile ilgili başka, terör ile ilgili başka maddeler yok mu? Okumaya Devam Edin

Gururla Söylüyorum: Vatan Hainiyim

“Konuşmasında yine CHP’ye yüklenen Erdoğan, ana muhalefet partisinin Türkiye’nin en büyük sıkıntısı olduğunu iddia ederek, “Yerlilik ve millilik… Bunu da bizden çalmaya çalışıyorlar.. Dur bakalım ya. Onun patenti bizde. Sizin tarihiniz belli. Hiçbir zaman yerli ve milli olmadınızdiye konuştu.”

  • Erdoğan ne demiş? CHP’nin tarihinde yerlilik ve millilik yok demiş.
  • Kim var CHP’nin tarihinde? Atatürk.
  • Atatürk ne değilmiş? Yerli ve milli.

Atatürk yerli ve milli değilse yerli ve milli olmak o kadar da özenilecek bir şey değil. En azından benim için bu böyle. Dahası, yerli ve milli olmak ve olmamak, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılıkla da alakalı bir şey. Yerli ve milli olmayan Atatürkçü birisi cumhuriyetçidir o ki, yerli ve milli olan cumhuriyetçi de olamaz bu durumda. Olmamalı yani. Nihayetinde yerli ve milli olmayanlar hep zarar veriyor bu ülkeye filan.

Eh, o ki Atatürk yerli ve milli değil. Ve o ki ben Atatürkçüyüm diye geziyorum. Ben yerli ve milli değilim. Bundan da gurur duyuyorum. Nihayetinde yerli ve milli olmayanlar da terörist ve vatan haini o ki; bunu da, başlıktan sonra bir daha, gururla söylüyorum:

Ben vatan hainiyim. O ki Atatürk bile vatan haini oluyor, O’nun kadar olmasa da ben de vatan hainiyim.


Peki ben GERÇEKTEN vatan haini miyim?

Blog burada. Geçmişimi azdan çoktan yazıyorum. Sanırım hain birisi olsam Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayanların iyiliğini istemez, bunun için çalışmazdım. İlk iş bayrak koymazdım yurt dışına çıkarken bavuluma. Türkler için siyasete giriş derslerini, anayasa yazılarını yazmazdım burada. Memur olduğumda beni kullanın diye amirlerime yalvarır hale gelmezdim. “Gavura” ülkemi kötülerdim, hükümetle ülkeyi ayırmazdım. Hükümetin yanlışları yüzünden ülkeme yapılanlara üzülmez, kahrolmazdım. Ve dahası, ve dahası…

Hasılı, ben birilerine göre vatan hainiysem, tekrar ediyorum, bunun tek bir anlamı vardır: Bana bunu söyleyen vatan hainidir. Ötesi yok.

AKP Seçmeninin Zeka Seviyesi Üstüne: Terörist vs Gerizekalı

Geçtiğimiz günlerde Ekşi Sözlük’te paylaştığım şu yazının üstüne “yazıdaki aşağılama ve hakaretleri kaldırır mısın” şeklinde bir soru geldi. Dedim hay hay, ama iki ayaklı bir sorum var: Görüldüğü üzere ben muhalifim. Terörist miyim, vatan haini miyim, bölücü müyüm?

Sadece muhalif olduğum için böyle isnatlarda bulunulamayacağı, tabi ki hiçbiri olmadığım söylendi. Güzel, ama AKP’nin diskuruyla taban tabana bir söylem. Bir anlığına sevindim, sonra vurucu kısma geçtim. Dedim eyvallah, sorunun ikinci ayağına geçeyim o zaman: Bana seneler senesi terörist dendi, hala da deniyor. Bakın, buyrun. Sizinkilerin sözleri. Gerizekalı mı daha kötü bir laftır, terörist mi? Cevabınıza göre gerizekalı sözünü teröristle değiştireceğim.

Tabi ki cevap gelmedi. Kaç gündür de bekliyorum, hala daha cevap yok. Uzun süredir bir AKP’liyle konuşmamış bünyemin de darlandığını belirtmeme, sanırım, gerek yok. Okumaya Devam Edin

Hedef Türkiye!

Size iki hikayemi anlatacağım.

Budapeşte’den ayrılmadan iki hafta önce İngiltere vizesine başvurdum. Her zaman en fazla 10 günde verdikleri vizeyi vermedi İngilizler. Kafayı yedim. Pasaportum yok, Budapeşte’den ayrılma ihtimalim yok. Ama yasal olarak kalışımı uzatma ihtimalim de yok zira pasaportum yok!

Kalktım göçmen bürosuna gittim durumu anlattım. Adam dedi ki bekle. Dedim bekleyeyim de kaçağa düşüyorum? Bir şey olmaz dedi. Ben gene de o gün göçmenlik bürosunda gördüğüm bütün kameraların önünden geçtim. Okula gittim, durumu anlattım. Yurtta da anlattım durumu. Vize başvurumun durumunu gösteren kağıtları da bastırdım. Okumaya Devam Edin

Rıza Denen Pezevenk Öterken

Önce hatırlamayanlar için başlığın alındığı sahneyi koyayım ki neden bismillah demeden söver gibi olduğum belli olsun. Ayrıca Rıza’ya da teşekkür etmek gerekli – gitti Amerika’da öttü de pezevenk deyince korkmuyoruz. Yoksa hala “hayırsever bir iş adamıyken” adam dövdürttüğünü de hatırlıyoruz – bunu “bağımsız” gazetelerin yalnızca iddia olarak sunuşunu da.

Şimdi hepimiz Amerika’da bugün harbiden başlayan davanın sonucunun nereye uzanacağını, ne olacağını azdan çoktan biliyoruz. Jüri sisteminin en (tek?) güzel yanı olan davaların hızlı bitmesi sayesinde yakında “siz hem ambargo deldiniz, hem kara para akladınız, hem bizi zarara uğrattınız… Bittiniz oğlum siz” denileceğiz ve Sam Amca kesecek cezaları. Sonra başka bir davaya geçeceğiz ve Erdoğan’ın da (potansiyel) sanık olacağı ve Türkiye’yi, bir kişinin peşinde koşan milyonlar yüzünden, tarihin çöplüğüne götürecek yolun taşlarının döşendiğini en gerizekalı kişinin dahi görebileceği bir süreçte olacağız. Okumaya Devam Edin

AKP’li Saçmalamaları VI: Kılıçdaroğlu’nun Belgeleri Sonrası Mahir Ünal

Daha önceden okuduysanız beni bilirsiniz, sempatizanından yöneticisine cümle AKP’lilere gıcığım. Ama Mahir Ünal, Mehmet Metiner’i de zorlayacak kadar tiksinti yaratıyor bende. Artık tipine mi gıcığım bu kadar, söylediklerine mi bilmiyorum.

Bu notla beraber başlayalım. Klasik olarak kalın kısımlar Ünal’ın sözleri, diğerleri benim yorumlarım. Kaynağım da burada. Okumaya Devam Edin

Site Footer