Memurluk Anıları X – “Milletin” Vekilinden Torpilli

Pek kısa memuriyet hayatımın yarıdan fazlasında huzurevinde çalıştım ben. Küçük, sakin bir şehirde memur olmanın güzel yanıdır, kurumlar küçüktür. Huzurevi de küçüktü, kıl kimseler de 1-2 taneydi. Kafa rahat çalışılabiliyordu – tabi rahat olunabildiği kadar.

Bir gün müdürüm “başımızda bela var” dedi. Dedim “hayırdır patron? Vur de vuralım, kır de kıralım”. Öyle seviyorum, öyle seviyoruz kendisini. Dedi “bulaşıcı hastalığı olan dayının biri var. Hastalığı da pasif durumda şimdi”. “E” dedim “reddedeceğiz her halükarda”. “Öyle değil” dedi. “Zaten ben dedim bunu alamayız, kanun kitap belli diye ama iki ‘millet’vekili soktular araya. Ben bu işin vebalini alamam dedim, komisyon kurup karar vereceğiz dedim. Alsak bir türlü, almasak başka türlü” dedi.

Bakın benim patron on numara insandı. Aşığıyım dediğimde benim hatunceğizin “he la iyi insan o” dediği biri ki tanımaz etmez. Buna yüklenirlerdi Tayyipçi olmadığından. Kendisini korumak üzere çok detaylara girmeyeyim, on numara insan olduğunu söyleyeyim ve devam edeyim.

Türk Tiyatrosunun Yüz Aklarından Biri: Ferhan Şensoy

Türkiye’de tiyatroya ilgi yok. Şehir Tiyartolarında tam bilet fiyatı 18 lirayken Özdilek Park diye bir yerde üç boyutlu bir filmin tam bilet fiyatı 16 lira. Aradaki fiyatsal fark 2 lira, fakat aralarındaki alınan haz farkını ölçmenin bir yolu yok. Bir defalığına olsun tiyatroda, en kötü oyunu en kötü oyunculukla izlemiş birisi dahi tiyatronun sinemaya aslında ne kadar üstün olduğunu, ne kadar güzel olduğunu anlatabilir.

Tiyatro izleyicisi olarak1 bir dolu şey yazabilirim. Bir sosyolog veya siyaset bilimci olarak da söyleyecek sözlerim var. Fakat bu yeni seriye başlama sebebimi söyleyerek konuya geçmeyi tercih ediyorum:

Türkiye, kaliteyi “kaldırabilen” bir ülke değil. Sinema karşısında tiyatronun kaybetmesi bunun bir sebebiyse Emel Sayın karşısında merhum Kani Karaca’nın kaybetmesi de bunun bir sebebi. Bu seriyle ben belki unuttuklarınızı hatırlatmak, belki bilmediğiniz/duymadığınız isimleri sizlere göstermek amacındayım. Bir tekini dahi anlatmaya haddim ve yetim olmayacağından bulabildiğim kadarıyla kendi kayıtlarını, videolarını, yazılarını, şiirlerini… önünüze sunacak, sonra kendi beğendiğim eserleriyle yazıları sonlandıracağım. Her ne kadar Şensoy’dan “daha önemli” isimler varsa da ekserisi hamuşana, yani sessizlere karışmış durumda. Hala hayatta olan bir isimle başlamak istedim ve Şensoy ilk aklıma gelen kişi oldu.

AKP’li Saçmalamaları IV: Bekir Bozdağ ve 696 Sayılı KHK

Bekir Bozdağ çıkmış, alemin akıllısı olduklarını söylemiş. Yürüyün gidin diyor, sözlerine bakıyoruz. Kaynağımız burada.

“Darbe girişimi ve terör eylemlerinin bastırılması için hareket ettiği” ileri sürülen sivillere cezai sorumsuzluk getirilmesine ilişkin “Terör ifadesinden kast edilen darbecilerin yaptıkları. Düzenleme 16 Temmuz sonrasını kapsamıyor. KHK düzenlemesi 15 Temmuz öncesini de kapsamıyor”.

Bak bak, laflara bak. Ne zamandan beri darbe terör olarak nitelendirilir oldu? TCK’da darbe ile ilgili başka, terör ile ilgili başka maddeler yok mu?

AKP’li Saçmalamaları VIII: Camisiz Mahalle Kalmamalı

Haber burada. Diyanet İşleri Başkanlığının başındaki herif demiş ki:

“Kur’an kurslarımız 2-3 seneye kadar iyi durumda değildi ama şu anda hamdolsun. Bundan sonra Kur’an kurslarına daha da önem vermek gerekiyor. Onların sayısını ne kadar artırabilirsek o kadar iyi olur. Artık illerimizde cami sıkıntısı olmaması gerekiyor. Tabii camiler sadece namaz kılınan yerler değil. Mahalledeki çocukların küçük yaşlardan itibaren din eğitimi aldığı yerlerdir. Dolayısıyla hiçbir şehrimizde hiçbir mahalle camisiz kalmamalı”.

Ben “Allah belanızı versin” deyince kötü oluyormuşum, üslubum yanlış oluyormuş. E hadi siz söyleyin, bu cümlelere Allah belanızı versinden daha kısa ve daha hafif bir yorum yapılabilir mi?

AKP’li Saçmalamaları VI: Kılıçdaroğlu’nun Belgeleri Sonrası Mahir Ünal

Daha önceden okuduysanız beni bilirsiniz, sempatizanından yöneticisine cümle AKP’lilere gıcığım. Ama Mahir Ünal, Mehmet Metiner’i de zorlayacak kadar tiksinti yaratıyor bende. Artık tipine mi gıcığım bu kadar, söylediklerine mi bilmiyorum.

Bu notla beraber başlayalım. Klasik olarak kalın kısımlar Ünal’ın sözleri, diğerleri benim yorumlarım. Kaynağım da burada.

TÜİK’le İstatistik III: Hayvansal Ürün Fiyat Yalanları

Bir vakit önce şunu demiştim TÜİK’in istatistikleriyle alakalı:

“Acaba Yunanistan’ı krize sürükleyen hesaplarda sahtecilik olayını biz 2012’de mi yapmaya başladık? Bir gün Tayyiban gidip gerçek sayıları görünce bunun cevabını bulabileceğiz ama ben, gece boyu baktığım tablolar sonucunda, uzunca bir süredir resmi rakamların külliyen yalan olduğuna inandım.”

Bugün bunu biraz kanıtlayalım. Kaynağımız TÜİK’in hayvansal ürün fiyatları.

Bu dayılara göre 2016’da fiyatlar şöyleymiş:

TÜİK’siz İstatistik III: Amerikan Seçimlerinden Beri Liranın Durumu

Liranın son 10 yılda en çok değer kaybeden 11. para birimi olduğunu söylemiştim. Peki, Amerikan seçimlerinden beri neler oldu? Gelin bir de ona bakalım.

Geçen seferki gibi birkaç paraya bakmayacağım. Canım sıkılıyor. Zaten Türkiye’ye bakınca geri kalanın da durumu azdan çoktan anlaşılıyor.

Kaynağımız yine xe.com. Sağ taraftan Historical Currency Rates kısmına tıklıyor, Lirayı seçiyor, tarihi giriyoruz. Karşımıza çıkan sayfayı bir Excel tablosuna kopyalıyor, sonra bugünü seçiyor ve aynı işlemi takip ediyoruz. Sonra alış-satış fiyatlarını oranlıyoruz, küçükten büyüğe sıralıyoruz ve karşımıza şu çıkıyor:

AKP’li Saçmalamaları V: Bir Hastanın Hezeyanları

Sözde cumhurbaşkanı, özde herbokolog Erdoğan Bayburt’a gitmiş, partisinin bilmem nesinde konuşmuş. Kaynak TCCB sitesi. Öncelikle bir sorunluyu başına çıkardığı için bilmem kaç milyon Türk’e sövgülerimi gönderiyorum. Sonra aşağıdaki satırların cumhurbaşkanlığı sitesinde yer almasından fazlasıyla utandığımı, utanma duygusunu kaybetmişlerinse hiç takmadıklarını düşündükçe delirdiğimi eklemek istiyorum. Son olarak kalın puntolu kısımların Erdoğan’ın sözleri, diğerlerinin benim yorumlarım olduğunu söyleyerek, hepten zırva ve salondakilere gaz olan kısımları atlayacağımı da belirterek başlıyorum.

Site Footer