AKP’li Saçmalamaları IV: Bekir Bozdağ ve 696 Sayılı KHK

Bekir Bozdağ çıkmış, alemin akıllısı olduklarını söylemiş. Yürüyün gidin diyor, sözlerine bakıyoruz. Kaynağımız burada.

“Darbe girişimi ve terör eylemlerinin bastırılması için hareket ettiği” ileri sürülen sivillere cezai sorumsuzluk getirilmesine ilişkin “Terör ifadesinden kast edilen darbecilerin yaptıkları. Düzenleme 16 Temmuz sonrasını kapsamıyor. KHK düzenlemesi 15 Temmuz öncesini de kapsamıyor”.

Bak bak, laflara bak. Ne zamandan beri darbe terör olarak nitelendirilir oldu? TCK’da darbe ile ilgili başka, terör ile ilgili başka maddeler yok mu?

AKP’li Saçmalamaları VIII: Camisiz Mahalle Kalmamalı

Haber burada. Diyanet İşleri Başkanlığının başındaki herif demiş ki:

“Kur’an kurslarımız 2-3 seneye kadar iyi durumda değildi ama şu anda hamdolsun. Bundan sonra Kur’an kurslarına daha da önem vermek gerekiyor. Onların sayısını ne kadar artırabilirsek o kadar iyi olur. Artık illerimizde cami sıkıntısı olmaması gerekiyor. Tabii camiler sadece namaz kılınan yerler değil. Mahalledeki çocukların küçük yaşlardan itibaren din eğitimi aldığı yerlerdir. Dolayısıyla hiçbir şehrimizde hiçbir mahalle camisiz kalmamalı”.

Ben “Allah belanızı versin” deyince kötü oluyormuşum, üslubum yanlış oluyormuş. E hadi siz söyleyin, bu cümlelere Allah belanızı versinden daha kısa ve daha hafif bir yorum yapılabilir mi?

AKP’li Saçmalamaları VI: Kılıçdaroğlu’nun Belgeleri Sonrası Mahir Ünal

Daha önceden okuduysanız beni bilirsiniz, sempatizanından yöneticisine cümle AKP’lilere gıcığım. Ama Mahir Ünal, Mehmet Metiner’i de zorlayacak kadar tiksinti yaratıyor bende. Artık tipine mi gıcığım bu kadar, söylediklerine mi bilmiyorum.

Bu notla beraber başlayalım. Klasik olarak kalın kısımlar Ünal’ın sözleri, diğerleri benim yorumlarım. Kaynağım da burada.

AKP’li Saçmalamaları V: Bir Hastanın Hezeyanları

Sözde cumhurbaşkanı, özde herbokolog Erdoğan Bayburt’a gitmiş, partisinin bilmem nesinde konuşmuş. Kaynak TCCB sitesi. Öncelikle bir sorunluyu başına çıkardığı için bilmem kaç milyon Türk’e sövgülerimi gönderiyorum. Sonra aşağıdaki satırların cumhurbaşkanlığı sitesinde yer almasından fazlasıyla utandığımı, utanma duygusunu kaybetmişlerinse hiç takmadıklarını düşündükçe delirdiğimi eklemek istiyorum. Son olarak kalın puntolu kısımların Erdoğan’ın sözleri, diğerlerinin benim yorumlarım olduğunu söyleyerek, hepten zırva ve salondakilere gaz olan kısımları atlayacağımı da belirterek başlıyorum.

AKP’li Saçmalamaları IV: İsmet Yılmaz ve Veli Tercihli Yeni Kayıt Sistemi

(Ben günlük hayatımda söverim, yazarken hiç sövmemeye, en azından az sövmeye çalışırım. Burada da az sövmeye çalıştığımı baştan bildirmem gerekli)

Türkçe özürlülükte Efkan Ala, Tayyip Erdoğan ve türevleriyle yarışma bakanı İsmet Yılmaz, “çocuklarınızın geleceğini s.ktiğimiz yetmedi bugününü de s.kmeye karar verdik” açıklamasında bulunmuş. Konu “veli tercihli yeni kayıt sistemi”. Haber burada. Her zamanki gibi paragraf paragraf gidelim.

Yeni sistem tamamlandı. Mevcut sistem bu ana kadar gelenlerin en iyisiydi. Peki neden değiştirildi? Bu sınav yarışının okul dışı kaynaklara öğrenciyi yönlendirdiği şeklinde algı var. Bizler vatandaşlarımızından velilerimizden her ne şikâyet gelirse dikkate almak zorundayız. Herkes bu eksiklerden mutabık. 

Senin yalanının Allah belasını versin. Senin de Allah belanı versin. Eski sistem en iyisiydi, yenisini de bir ….in isteğiyle değil vatandaştan gelen şikayetler nedeniyle getirdiniz öyle mi? Allah belanızı versin be. Veliler “siktiredin hacı. İyisi bize gelmez. Boktan olsun biraz” mı dediler?

Allah belanızı versin be. Eğitim lan bu eğitim. Adalet ve askeriyeyle beraber bir memleketin varlığı ve bekası için gerekli olan en önemli kurum. Allah belanızı versin be. Ali Şeriati doğru demiş. Dış düşmanlara çok gerek yok, biz veriyoruz kendimize en büyük zararı. Sizin de Allah bin belanızı versin, sizi destekleyenlerin de Allah bin belasını versin. Bitmediniz, yılmadınız. Bizim hayatımın anasını s.ktiniz, çocuklarımızınkinden de çekmediniz elinizi. Allah belanızı versin be.

AKP’li Saçmalamaları III: Kübra Par’ın Konuğu Mahir Ünal

Bu aralar AKP’lilerin ekserisi görece/bayağı sessiz. Her şeyi Mahir Ünal’ın söylemesi gerekiyor bu yüzden. Ünal da sağ olsun, saçmalama konusunda doktora yapanlardan (ki sanırım bu AKP’li olmanın şartlarından biri) ve tonla zırva yumurtlamış. Hadi onlara bakalım.

Haber burada. Yine kalın olan kısımlar Ünal’ın zırvaları, altındakiler benim yorumlarım.

Bizim, AK Parti siyasetinin Mustafa Kemal Atatürk ile ve cumhuriyetle hiçbir zaman, hiçbir sorunu olmadı. Son 16 yıl partimizin kuruluşu, iktidarımızın da 15. yılı. Bizim 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama afişlerimize baktığımızda, ‘Biz kurduk’, ‘Biz koruduk’ ve ‘Biz yücelttik’. Bizim cumhuriyetimiz, biz milletiz. Biz Cumhuriyeti, Atatürk’ün önderliğinde milletin kurduğuna inanan ve parti programında, 2002’deki parti programında, daha sonra parti tüzüğümüzde, daha sonra 2012 Siyasi Vizyon Belgemizde, daha sonra 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi Siyasi Vizyon Belgemize, bütün bunlara baktığınız zaman bizim laiklikle, cumhuriyetle, Atatürk ile ilgili duruşumuz son derece nettir. Bizim bu güne kadar cumhuriyetle, cumhuriyetin kazanımları, değerleriyle, Mustafa Kemal Atatürk ile bir sorunumuz olmadı ki.

Siz ne yalancısınız siz. Atatürk’le bir sorununuz olmadı, e mi? Burada Erdoğan’ın andığı iki ayyaşın kim olduğunu söyleyin, bir de Lozan “hezimetini” zafer diye yutturan birilerinin, biz de bir acaba diyelim. Sonra belki inanırız. Zor olur ama, sizin AKP dinine göre biz müşrik olduğumuzdan. Aklımız var zira.

AKP’li Saçmalamaları II: Fahri Kasırga’nın Cumhurbaşkanlığı Bütçesiyle İlgili Açıklamaları Üstüne Yorumlar

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga bugün çok güzel şeyler yumurtlamış. Buradan kendiniz de bakabilirsiniz. Neler dediğine girmeden önce Kasırga hakkında iki kelam etmek istiyorum. Dilerseniz aşağıdaki iki paragrafı direkt atlayabilirsiniz zira ana konuyla alakası yok.

Vikipedi’ye göre Kasırga bir dönem cumhuriyet başsavcılığı yapmış. Daha önce bir yerde yazmıştım, bana sorsanız bu ülkedeki en büyük adamlar başsavcılardır. Bu adamlar yürüyen adalettir, en azından olması gerekir. “Hangi işi yapsam başımı yastığa rahat koyduğumda en büyük hazzı duyarım?” diye düşündüğümde aklıma gelen tek iştir. İşini hakkıyla yapıyorsan sen adalet demeksin, daha ne olsun? Hakim suçluyu salabilir. Salsın. Ama hakim suçluyu o mahkemeye getiremez. Daha ne olsun?

AKP’li Saçmalamaları I: MEB Mülakatlarıyla Alakalı Bakanın Demecinin Kısa Bir Analizi

İçim soğumadı.

Burada pek sayın bir bakanımızın bir demecinden bir parça var. Kimi yerleri düzelttim bile, yine de metni görüyorsunuz. Şimdi kısa bir metin analizi yapalım:

1- “Mülakatla ilgili kim tartışma yani oluşturuyorsa muhakkak oluşturacak bilin ki bu doğru değil”. Dakika bir, gol bir. Bu cümlede şair bize ne demek istemiş? Bayrağa mı seslenmiş, kinaye mi yapmış, tecahül-i arif yapacağım derken Arife’nin ırzına mı geçmiş, ne yapmış? Bu cümle nedir böyle? Şunu İngilizce’ye çevirmeye çalıştım, ortaya çıkan şeye bakın: “About the interview whoever argument I mean creates surely will create know that it is wrong”. Bu ne arkadaş?

2- “E peki anladığını anlatamıyorsa, beden dilini kullanamıyorsa, bir konuda öğretci kendisinden daha da iyi bilebilir. Öğrenci bir konuyu kendinden iyi bildiğinde öğretmen ona karşı reaksiyonu nadır, tepkisi nasıl, e bunları ölçmeden nasıl ülkenin geleceği olan evlatlarız ona teslimine dosa mülakat doğrudur, mülakatın yapılması da doğrudur”. Nereden nereye nasıl, hangi bağlantıyla, ne şekilde atladı, anlayan beri gelsin. Kalbim çarpıyor, midemde kelebekler uçuşuyor şu metni okuyunca. Merak da ettiriyor ama sevgili bakanımız: Oraya öğrenci götürüp “hadi şimdi hocanı göt et bakayım” mı denmiş ki aynı argüman, devamında, bir kere daha kullanılmış? Nasıl görülüp ölçülmüş, anlaşılmış bu?

Milli Eğitimdeki Mülakatlar Hakkında Bakanın Demeci

“Mülakatla ilgili kim tartışma yani oluşturuyorsa muhakkak oluşturacak bilin ki bu doğru değil. Bu yapılan mülakatlar üzerine gölge düşürmek için bir kafanzda soru işaretleri oluşturmak içindir. Mülakat temel eğitim kanununda öğretmen mülakat-la mülakat yapıldıktan sonra öğretmenliğe alınır diyor mu? Diyor. Bakın kanunun gereği. İki. Ehliyet ve liyakatı sağlamak için mülakat yapılması gerekir mi? Evet gerekir. Neden? Öğretmen anladığını anlatabiliyor mu, öğretmen beden dilini kullanabiliyor mu, teknolojik yeniliklere açık mı, e bunları mülakat yapmadan nasıl anlarsınız? Testi çözdü, yüzde yüzünü de çözdü. E peki anladığını anlatamıyorsa, beden dilini kullanamıyorsa, bir konuda öğretci kendisinden daha da iyi bilebilir. Öğrenci bir konuyu kendinden iyi bildiğinde öğretmen ona karşı reaksiyonu nadır, tepkisi nasıl, e bunları ölçmeden nasıl ülkenin geleceği olan evlatlarız ona teslimine dosa mülakat doğrudur, mülakatın yapılması da doğrudur. Mülakatta ne ölçülecek? İşte biraz önce, öğretmen özgüveni var mı, ke okuduğunu anlıyor mu, anladığını anlatabiliyor mu? Bunları bilmek için mülakat mutlaka olması lazım. Bu da, bu da milli eğitim temel kanununda var. Bizim yeni getirdiğimiz sistem değil, eskiden de vardı uygulanmıyordu biz şimdi uyguladık.

Site Footer