TÜİK’le İstatistik III: Hayvansal Ürün Fiyat Yalanları

Bir vakit önce şunu demiştim TÜİK’in istatistikleriyle alakalı:

“Acaba Yunanistan’ı krize sürükleyen hesaplarda sahtecilik olayını biz 2012’de mi yapmaya başladık? Bir gün Tayyiban gidip gerçek sayıları görünce bunun cevabını bulabileceğiz ama ben, gece boyu baktığım tablolar sonucunda, uzunca bir süredir resmi rakamların külliyen yalan olduğuna inandım.”

Bugün bunu biraz kanıtlayalım. Kaynağımız TÜİK’in hayvansal ürün fiyatları.

Bu dayılara göre 2016’da fiyatlar şöyleymiş:

TÜİK’siz İstatistik III: Amerikan Seçimlerinden Beri Liranın Durumu

Liranın son 10 yılda en çok değer kaybeden 11. para birimi olduğunu söylemiştim. Peki, Amerikan seçimlerinden beri neler oldu? Gelin bir de ona bakalım.

Geçen seferki gibi birkaç paraya bakmayacağım. Canım sıkılıyor. Zaten Türkiye’ye bakınca geri kalanın da durumu azdan çoktan anlaşılıyor.

Kaynağımız yine xe.com. Sağ taraftan Historical Currency Rates kısmına tıklıyor, Lirayı seçiyor, tarihi giriyoruz. Karşımıza çıkan sayfayı bir Excel tablosuna kopyalıyor, sonra bugünü seçiyor ve aynı işlemi takip ediyoruz. Sonra alış-satış fiyatlarını oranlıyoruz, küçükten büyüğe sıralıyoruz ve karşımıza şu çıkıyor:

Beklenen Büyük İstanbul Depremi Farkındalık Anketi Sonuçları

Raporun sonuçlarını buradan, OneDrive’dan PDF dosyası olarak indirebilirsiniz.

Burada sonuçları açıklanmakta olan çalışmanın amacı, İstanbulluların beklenen büyük depreme ne kadar hazır olduklarını anlamaya çalışmak ve depreme dair farkındalıklarını ölçmektir.

Çalışmanın örneklemi, İstanbul’da yaşamakta olan bireylerdir ve bu nedenle İstanbul dışında yaşayan kişilerin ankete verdiği yanıtlar değerlendirmeye alınmamıştır. Yine de kendilerine teşekkürü bir borç bildiğimi belirtmek isterim.

TÜİK’siz İstatistik I: Liranın 10 Yıllık Karşılaştırmalı Değer Kaybı

Lütfen önce şu Excel dosyasını bir açın. Korkmayın, adımı taşıyan bir sitede, önemli dosyalarımı sakladığım OneDrive üzerinden virüs yayacak değilim. Henüz o kadar yemedim kafayı. Zaten online olarak göreceksiniz, dilerseniz indireceksiniz.

Tabloda altı sayfa var. Bu altı sayfanın beşinde Türk Lirası, Gürcü Larisi, Polonya Zlotisi, Hindistan Rupisi ve Amerikan Dolarının 12 Kasım 2007 ve 12 Kasım 2017 tarihlerinde diğer kurlar karşısındaki değeri, 2017 değerinin 2007 değerine oranı, ve aradan geçen 10 sene içinde, tüm diğer para birimlerinin  karşısındaki ortalama değer değişimi oranı bulunmakta. Son sayfada bulguları yan yana koydum kıyas yapılabilsin diye.

Yazınca anlaşılması zor oldu. Siz dosyayı açın, tık diye anlarsınız.

Bir Resim ve Düşündürdükleri

Az önce, sırf meraktan, “Kariyer.net’te ne işler var ki acep” diye sordum ve siteyi, üç-dört sene sonra ilk defa, açtım. Detaylı aramaya girdim, sol yanda kategorileri gördüm. Dedim önce pozisyon seçeyim, ona göre diğerlerini seçerim. Pozisyon kısmının üstüne geldiğimde aşağıdaki görüntü çıktı karşıma:

TÜİK’le İstatistik I: Gelir ve Gelirden Memnuniyet, Şükür ve Sadaka Ekonomisi

TÜİK’in, her istatistikle uğraşan kurum gibi, tonlarla manipülasyon yaptığını biliyoruz, söylüyoruz, ama kolayca anlatamıyoruz. Ben de iki amacı olan bir seriye başlamak istedim. İlk amaç, tahmin edeceğiniz üzere, sayılarla oynayarak nasıl gerçeklerin çarpıtıldığını gösterebileceğim(iz) bir kaynağa sahip olmak. İkincisi de Türkiye’nin durumunu görmek.

İlk yazıda insanların yaşam standartlarına bakmak istedim. En fakir grup gelirinden ne kadar memnun ve bu gelir ihtiyaçlarını ne kadar karşılıyor? TÜİK sağ olsun, benim yerime ilgili veriyi toplayıp sunmuş2. Hemen ilk veriye, gelirin ihtiyacı ne kadar karşıladığına bakalım. Kıyas olarak da 2003 ile 2016 yıllarını alalım (maviler 2003, turuncular 2016 verileri):

Bedelli Askerlik

Askerlik vakit kaybı, değil mi? Okul bitmiş, şanslısın iş bulmuşsun, üstüne hızlı davranıp evlenmiş, üremişsin bile üstüne. Seneler geçmiş, birden karşına dikilmiş ne alakaysa askerlik mevzu. Kim gidecek şimdi? Versinler bedelli, kurtulalım.

Ya da zenginsin. Belki babadan zenginsin, belki şanslısın kendi kendine kazandın parayı. Dahasını da kazanabilmek varken bilmem kaç ay askere gitmeye ne gerek var, değil mi? Versinler bedelli, kurtulalım.

Siktirin gidin.

Özet geçiyorum: Her gün patır patır çocuklar öldürülüyorken kimi çocukların öldürülme riskinden bilmem kaç bin lira verip kurtulmasını sağlamanın arkası, parası olmayanın “ben askere gitmiyorum. Neden o ölmüyor da ben ölüyorum” olur. Vakit yarıştırmıyoruz. Can yarıştırıyoruz. Birininki can da öbürününki patlıcan mı?

Site Footer