Demokrasi Nedir?

Türkiye’de en yanlış anlaşılan kavramların başında demokrasi geliyor. Demokrasiyi sihirli bir değnek gibi görüyor, yapamayacağı işleri kendisinden bekliyoruz.

Sorumuzu cevaplayalım. 1942’de yayınlanan Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi kitabında Schumpeter demokrasinin minimal tanımını, özetle, barışçıl (kansız) bir şekilde yöneticilerin değiştirildiği sistem olarak tanımlar. Eski Amerikan başkanı Lincon’e göreyse demokrasi “halkın, halk tarafından, halk için yönetilmesidir”.

Demokrasinin tanımını yapan onlarca farklı akademisyen ve siyasetçi bulunsa da bu iki tanım diğerlerinin üstüne çıkıyor, çünkü

  1. Schumpter genelgeçer bir tanım koyuyor ve bir demokraside bulunup diğerinde bulunmayan veya demokrasinin temelinde yatmayan kavramlardan uzak duruyor.
  2. Lincoln, bir demokrasideki aktörlerin tümünü sıralıyor.

Bu iki tanımı birleştirdiğimizdeyse demokrasinin, benim de zaman zaman kullandığım, şöyle bir tanımını yapabiliyoruz: Halk içinden çıkan ve kendi doğruları ekseninde halkın mümkün olan en büyük kesiminin iyiliğini hedefleyen kişilerin, halk tarafından seçilip gücü ellerine almaları durumunda kendi doğruları üzerine halkın çıkarını önceleyerek kanunlar koyduğu, seçimler doğal akışı içerisinde veya erkenden gerçekleştiğinde tekrar seçilmemeleri durumunda koltuklarını yeni seçilenlere kayıtsız şartsız devrettikleri sistem.

Daha kısa bir tanımda bulunmak gerekirse sanırım şu biraz yeterli olabilir: Gücü elinde bulunduranların kendi doğrularıyla halk için çalıştığı, önüne engel çıkarılmayan seçimlerde seçilmemeleri durumunda koltuklarını sorgusuzca bıraktıkları sistem.

Yani demokrasinin iki temel özelliği vardır. Öncelikle ve esasen yöneticiler gelip geçicidir ve asıl olan devletin ve sistemin kendisidir. İkincisi, halktan herhangi bir kişi yönetici olabilir ve kimsenin yöneticilik pozisyonuna gelmesinin önünde bir engel yoktur.

Demokrasi, temel tanımı itibariyle, bundan daha fazlasını iddia edemez. Bir örnek verelim. Diyelim ki bir ülkede yaşıyoruz ve bu ülkede halk yalnızca belli bir partinin oy verenleri veya belli bir sosyal grup olarak tanımlanmış. Örneğin bugünün Çin’i, dünün İngiltere’si ve Amerika’sı. Partili olmayan kimsenin herhangi bir seçime katılma ihtimali yok. Ama sistemimiz öyle işliyor ki gerçekten seçimler var, gerçekten seçimler adil bir şekilde yapılıyor ve gerçekten de yöneticiler barışçıl bir şekilde değişiyor. Bu ülkede demokrasi var diyebilir miyiz?

Evet. Tanımı gereği burada bir demokrasi vardır. Çünkü, ısrarla ve üstüne basarak tekrar ediyorum, demokrasi yukarıda tanımını yaptığım sistemden başka bir şey değildir. Demokrasi ne insan haklarına saygıyı garanti eder, ne hukukun üstünlüğünü. Demokrasi yalnızca yöneticilerin barışçıl bir şekilde değişeceğini garanti eder. Demokrasi, ne insan haklarını garantiye alır, ne hukukun üstünlüğünü sağlar. Demokrasi yalnızca halk olarak tanımlanmış kitlenin (demos) yönetimde olduğunu (kratos) ve yöneticilerin seçimlerde değişeceğini söyler.

Başka bir ülke düşünelim. Halk olarak tanımlanan güruh, ülkede yaşayanların neredeyse tümünü içeriyor. Seçimler yapılıyor ve yöneticiler değişiyor – tek bir tanesi hariç. O tek bir yöneticiyi yerinden oynatmanın imkanı yok. Burada demokrasi var diyebilir miyiz? Tabi ki hayır. Demokrasilerde yöneticilerin görevi bırakması, bırakacağının garanti olması esastır. Oyunun temel kurallarından birisi budur. Tek bir yöneticinin dahi değişememesi, veya değişiminin önünde, ama o ama bu şekilde engel çıkarması demokrasinin aksinedir.

Demokrasinin diğer pek çok kavramla olan ilişkisini, Temel Siyaset Bilgileri (diğer adıyla Türkler için Siyasete Giriş Dersleri) serisinde inceleyeceğim. Dilerseniz ilgili başlık altında demokrasi ve insan hakları, demokrasi ve egemenlik, demokrasinin türleri, Türkiye’de demokrasi… gibi farklı konulardaki yazıları bulabilirsiniz.


Türkler için Siyasete Giriş Dersleri serisinin tümü için tıklayın.

4 comments On Demokrasi Nedir?

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.