Erdoğan’ın Atatürkçü Kesilmesi Üzerine

Erdoğan Atatürkçü olmuş, AKP kadrosu Atatürkçü olacakmış, sonunda adam olup ne yaptıklarının farkına varmışlar, zeytin dalı uzatıyorlarmış, bilmem neymiş.

Başka bir güruhsa Erdoğan’ın oy toplama sevdasına düştüğünü söylüyor.

Hangisi?

Basitçe hiçbiri.

Açayım. Erdoğan dediğimiz zırcahilin, bence lise diploması bile olmayanın biri zira bu kadar Türkçe özürlülüğü başka şekilde açıklanabilir değil. Ondan kendisinden Atatürkçü olmasını filan beklemem ben. Tamam, her Atatürkçü 150 IQ sahibi değil ama Atatürk düşmanlarında gördüğüm ortak özelliklerin biri cehalet, diğeri IQ eksikliği. Bu bir.

İkincisi, Erdoğan’ın Atatürk’le “barışmasına” imkan yok zira ne “karakteri”, ne benliği, ne bugüne dek sürdürdüğü siyaseti, ne amaçları, ne araçları, ne uğraşısı, ne talepleri… buna el verir. Burada en fazla “kendi gerizekalı kitlesi zaten alttan alta ‘şeriat getirecek, ondan siyaset yapıyor aslanım’ der, umursamaz” diyebilirsiniz ama bu gerizekalı kitlenin özelliği düşünmemesi, aptallığı. O kadar zeki olsalardı keşke. Neler olup bittiğini görürlerdi.

Üçüncüsü, oy toplama mevsimine daha var ve Erdoğan’ın şimdiden bu işe girişmesine gerek yok. Mevsimi geldiğinde bakacak buna. Şimdiden yatırım yapıyor diyebilirsiniz ama malum, Erdoğan bu. Bu kadar erkenden, döneceği garanti olan böylesi bir siyasete giremez. Dahası, Doğu Perinçekçi beyinsiz tayfadan başka bunu yiyen bir gerizekalı olur mu, ben bilmiyorum – ki onların bile yiyeceği şüpheli. Hoş, bir insan Perinçek gibi birinin peşine takılıyorsa zaten zekası sorgulanasıdır, ondan yeme ihtimali de var. Bilemedim. Kendi kendimi yanlışladım sanırım.

Dördüncüsü, ve en önemlisi, Erdoğan’ın kendi kendini yanlışladığı şeylerin tümü başkalarının üzerine suç atabileceği şeylerdi. Fethullahçılar kendisini kandırdı, müteahhitler şehirleri mahvetti, Merkez Bankası faizlerle oynadı da millete zulmetti, dışişleri diplomatları monşerdi ülkeyi alaşağı etti filan. Ama kendisi doğrudan hiçbir şey yapmadı. Atatürk konusundaysa suçu atabileceği kimse yok. Ne zorla ayyaş dedirttiler, ne zorla adını andırtmadılar. Burada suçu üstüne atabileceği kimse olmadığından Erdoğan bu topa girmez. En gerizekalı adama bile yediremez bunu. Ya da, en azından, ben öyle olmasını umut ediyorum.

Peki ne oluyor?

Erdoğan, bence, beni doğruluyor. Daha önceden dediğim iki şeyi buraya bırakayım:

  1. Türkiye’de iç savaş ortamı var. Çıkmamasınınsa iki sebebi var. Birincisi, Erdoğan karşıtı kesim (ya da sekülerler diye genellediğimiz tayfa) organize değil ve silahları yok, ikincisi göt rahatlığını tercih ediyorlar/ediyoruz. Ama iç savaş çıkarsa da şaşırmayacağız, ki benim beklentim bu. Türkiye 2019’u görmeyecek de demiştim, bunda hala ısrarlıyım. Umarım yanılırım.
  2. Türkiye iyiye gitmiyor. Kimsenin bakmadığı bir İstanbul depremi kapımızda dikiliyor. O depremden sonra Türkiye’nin kalmayacağı apaçık bir gerçek. Ama ondan bağımsız başka bir gerçek var: Hiçbir şey iyi gitmiyor. Erdoğan’ı dahi alaşağı edecek bir ekonomik yıpranmayla uğraşıyoruz. “Üretmiyoruz” diye senelerdir bağıran bizlere “siktirin gidin lan vatan hainleri” diye bağırarak cevap verenler dahi farkına varıyor sanırım bunun. Erdoğan’ın bir şekilde karşıtı cepheyi küçültmesi lazım.

Esas mevzu da bu cepheyi küçültme olayı. Partiyle kendisini sözde darbeden sonra ayırmaya çalışan bir Erdoğan vardı. Bugünse partiyi temizliyorum diyerek kendisini temize çıkarmaya çalışan, bu şekilde partiyle arasındaki illiyeti azaltıp kültünü daha büyütmeye çalışan, ama bu arada da “lan neler olmuş” dedirten bir Erdoğan var. Yani iki ucu boklu değnek. Partiye dokunmasa yanacak, partiye dokunarak da yanıyor. Kendisi yaptı bunca pisliği, acıyan kendisinden beter olsun.

Peki bu karşı cephenin küçültülmeye çalışılması siyasi istikbal uğruna mı?

Esas konuya geldik sonunda. Hayır. Bence zerrece alakası yok. Erdoğan, çok uzun senelerdir, anayasayı tanımıyorum diyor bize. Haliyle değil sadece, diliyle de. Ne oldu?

Hiçbir şey.

Biz tanımasaydık ne olurdu?

Açın TCK 309’u kendiniz bakın.

Sadece anayasayı değil, kanunları tanımadığını da gördük. Referandum akşamı kaçımız delirmedik televizyon başında?

Demem o ki Erdoğan yolunu bulur mevzu oy olduğunda. Oyları verenler değil oyları sayanlar önemli ne de olsa. Hiçbir şey değilse “Fethullahçılar sisteme sızdı, bu seçim geçerli değil” der geçer.

Sahi, “seçime” kadar OHAL’in kalkacağını mı sanıyorsunuz siz?

Neden peki?

Benim için cevabı basit: Erdoğan doğrudan dış müdahaleden korkuyor şu anda. Toplu tüfekli olandan. AKP’liler, özellikle sözde darbeden sonra, “hepimiz aynı gemideyiz, gemi batarsa siz de bok yoluna gideceksiniz” demeye başladı. Bak öncesinde değil, sonrasında. Ve bu sözde darbeden sonra mevzu ya Erdoğan ya ölüme döndü. Mahzun Kırmızıgül gibi “hepimiz kardeşiz, bu öfke ne diye” yemediği zaman “bak topuğuna sıkarım ha” dendi.

Etrafımızda işler güzel gitmediği gibi Türkiye’nin de topun ağzına geldiği, bence, açık. Erdoğan, içerideki cepheyi küçük tutmak istiyor. Amacı oy filan değil. Bakın trollerinin yazdıklarına, şürekasının sözlerine. Neymiş, X bilmem ne diyormuş da Y de onu onaylıyormuş. Bunlar hainmiş, maşaymış, oyuncakmış. Bu sözleri tek başına söyleyince yediremedi bize. Ne yapıyor şimdi? “Bakın ben de sizdenim ama bu şerefsizler değil” dedirtiyor. Oynadığı şey bu.

Yani Erdoğan hala bir dış mihrak değil iç mihrak arayışında. Ama esas bulması gereken bir dış mihrak zira bu türlü kendi sonunu daha da acılı kılmaktan başka bir şey yapmıyor.

Anlaşılmaz mı oldu? Başka türlü deneyeyim. Oy, seçim olduğu zaman önemli olan bir şey. Erdoğan içinse seçim filan önemli değil. Gördük son referandumu. Eğer o seneyi görürse, Türkiye 2019 seçimlerine gitmeyebilir bile. Erdoğan’ın Atatürkçü kesilmesi siyaset değil beka sorunundan. Ne demiştim vaktinde? “Hitler gibi giderken ‘beni siz seçtiniz, hepimiz yanacağız’ demekten zerrece çekinmez ve çekinmeyecek”. Ama, her normal insan gibi, gidişini uzatmaya çalışacak.

Şimdi yaptığı, içerideki çatırdamayı azaltmaya çalışmak. Amerika’nın basit ama pek etkili vize oyununa bakın. Gidemediğimiz bir memleketin vizesi nedeniyle nasıl bilendik Erdoğan’a bir kere daha. Bunun ötesinde herhangi bir yaptırım, ambargo, vesair olduğu zaman ne olacak? Daha fazla bilenmeyecek miyiz?

Son olarak, Rıza’nın mahkemesi var ay sonunda. Orada Rıza’nın ötmesi durumunda Erdoğan = Türkiye denklemi çatırdarsa Erdoğan’ın indirilmesi işten bile değil. Buna da ön alıyor işte.

Yoksa siz Erdoğan’ın Atatürkçü kesilmesini harbiden yiyenlerden misiniz? Veya siyaseten bunu yaptığını mı düşünüyorsunuz?

Güldürmeyin beni.

Geç de olsa bir ekleme yapmak istedim. Neden Atatürk?

Bunun da cevabı basit ve iki parçalı:

  1. Düşman da olunsa kendisine, bu ülkede memleketi kurtarmakla adı özdeşleşmiş biri. Erdoğan’la Atatürk’ü kıyaslamaya çalışan mankafalar var ya hani, Erdoğan da bunu yediyse (daha da beteri yedirmeye çalışıyorsa) Atatürk demek zorunda.
  2. Daha önemlisi, Atatürkçü kesim kendisine en çok bilenen kesim. Herkesten bir şekilde nemalandı, o arada safi bizim üstümüze oynadı. Biz bugün numaralarını yemiyorsak iki sebebi var. Birincisi kendisini, sağ olsun, tanıtmış olması, ikincisi de intikamımızın alınmamış olması. Herhangi bir müdahalede de “kendisini ilk satacak olan” güruh biziz. Amerikan postalı görmek istemiyorsak da Erdoğan’a da eyvallah diyesi değiliz. Ondan bizim içimizde ne kadar adamı kendi yanına çekse (ki tekrar ediyorum, Perinçekçi gerizekalılardan başka bunu yiyen olur mu bilinmez) o kadar kâr.

Yazıya dokunmadan ekleme: Burada göreceğiniz üzere Erdoğan yine klasik Erdoğan’a dönüşünü hemen, sözlerinin üstünden, hadi iki seneyi geçtim, iki ay dahi geçmeden yaptı ve CHP’nin tarihinde yerlilik ve millilik olmadığını söyledi. CHP’nin tarihinin kiminle/nerede başladığı açık. İyi niyeti salaklık seviyesine çıkmış olanlar da dahil kimse bu sözü umursamadı ama bundan daha açık bir dönüşü nasıl yapmasını bekliyorsunuz?

4 comments On Erdoğan’ın Atatürkçü Kesilmesi Üzerine

Leave a Reply

Site Footer