FETÖ Dili, Tağut, 309

Bu aralar haşmetlu ve şürekası, kendi dediklerini demeyen ve kendilerini bila kayd-u şart desteklemeyen herkesi Fethullahçılıkla suçluyor. Uzun senelerdir de “ya bizdensiniz ya terörist” diyorlar. Yani Tayyipçi olmayan herkes terörist ve darbeci. Koyduk bunu kenara.

Bunların bir de yerlilik ve millilik iddiası var. Daha önce bunu da yazmıştım: Bunlara göre Atatürk de yerli ve milli değil. Ben, bu zihniyete göre, yerli ve milli olmadığım için gurur duyuyorum. Bunu da bir daha not edelim.

Bu zevata göre yerli ve milli olmayanların darbeci, terörist ve vatan haini olduğunu da hatırlayalım.

Ne var elimizde? Tayyipçiler vatanperver, muhalifleri vatan haini. Tayyipçiler muteber, onları gayrımeşru bulanlar da terörist.

4 gün önce Cumhuriyet’te öğrencisini taciz eden bir itle ilgili bir haber vardı1. Bu it, taciz ettiği kızın babasına şu şekilde mesaj göndermişti:

“Bir hata işledim. Bu suçun Allah’ın şeriati doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Davayı şeriate taşımak yerine, Allah’ın yasakladığı tağut ve hükmüne havale ettin. Şeriate gidelim, cezam ölüm de olsa razıyım.”

Tağut nedir? Genelinde Allah’a düşman olan kişi ve sistemlerdir. Türkiye özelinde ise Türkiye Cumhuriyeti’dir zira Allah’ın şeriatıyla yönetilmemektedir. Yani bu it diyor ki “sen Allah yerine bu gayrımeşru adamlara gittin. Sen ne biçim Müslümansın”. Zaten mesajın devamında “Şeriatçı biri olarak Allah’ın hükmüne değil tağutun hükmüne müracaat ettin. Gel senin söyleyeceğin bir imama meseleyi götürelim” denmekte.

Şimdi. Biz hükümeti gayrımeşru bulduğumuzu söylediğimizde terörden, vatana ihanetten, 309’dan açılan kapılar bu ite de açılmış mı? Bugünkü habere göre bu anılmamış bile. Savcı da, avukatlar da sadece tacize odaklanmış.

Tamam, ilgili dava için yeterlidir diyelim ama sormaya da devam edelim: Biz muhalifler benzeri bir cümleyi kurduğumuzda davamız başlayana tutuklu bulundurulurken bu itin tutuksuz yargılanmasına ne demeli? Ahanda haberden bir kesit:

“Ara kararlarını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın sağlık mazeretinin kabulüne karar vererek, duruşmayı erteledi. Heyet, sanığın tutuklanmasına ilişkin taleplerle ilgili ise karar vermedi.”

Demek ki muhalif olmanın da belli sınırları var. İslamcı “muhalifsen” sorun yok. Devletin gayrımeşru olduğunu İslamcılık temeliyle söylüyorsan sorun yok. Hükümete direkt çakmıyorsan sorun yok.

Bilmiyorum Altan, bilemiyorum. Demek istediğimi anlatabildiğimi sanmıyorum, ondan kısaca bir deneme daha yapacağım:

Bir İslamcı “bu devlet tağuttur” dediğinde devleti yıkmak istediğini söyler, bu da 309’dan yargılama gerektirir – ki eyleme geçilmediği için sorun yok diyorsak içerideki neredeyse tüm muhalifleri salmamız, tutuksuz yargılananların da davalarını düşürmemiz gerekli eş suça eş ceza için. Ama görüyoruz ki AKP’ye muhalif olmadıktan sonra devleti yıkmak da isteyebilirsiniz, sorun yok.

Sanırım anlatabildim. Eğer becerebildiysem soruma geçeyim:

FETÖ dili dediğimiz şey hükümeti değiştirmeyi istemek demekse, ve dahi devleti değiştirmek/yok etmek istemek sorun değilse ortada koca bir mallık yok mudur? Yani bize resmen “hacı sen Erdoğan ve şürekasına dokunma, solculuk da yapma, ne bok yersen ye” denmekte değil midir?

Böylesi bir yerde hukuktan, adaletten bahsetmek mümkün müdür?

Footnotes

  1. Öğretmen diyemiyorum, dilim varmıyor.

Leave a Reply

Site Footer