Güçler Ayrımı Neden Önemlidir?

(Anayasa Yazıları serisinde konu hakkında yazdığım yazıyı buradan bulabilirsiniz)

Bu yazıda gücü tanımlayacak, güçler ayrımının nasıl temellendirildiğini sunmaya çalışacak, sonunda da neden önemli olduğunu tekrar belirteceğim.

Güç Konsepti

Öncelikle şu soruyu soralım: Güç nedir? Dahl, 1957’de yazdığı “The Concept of Power” (güç konsepti)1 isimli makalesinde “A’nın, B kendi başına bırakıldığında yapmayacağı bir şeyi B’ye yaptırabilmesini sağlayan şey” olarak tanımlıyor. Akademide de hala kullanılan bu tanımla yeterince güzel bir güç tarifine sahibiz.

Daha önce burada devletin ne olduğunu kısaca tanımlamaya çalışmıştım. Devlet, güvenlik ve düzeni sağlamak için dayatmalarda bulunmak zorunda. Yani devlet bir güç uygular. Devlet somut değil soyut bir kavram olduğu ve görevini hakkıyla yapması için muazzam, hiçbir insanın karşısında dikilemeyeceği bir güce sahip olması gerektiği için bu gücü kontrol altında tutmak, olabildiğince de farklı kişilere yaymak, bu sayede yanlışları azaltabilmek gereklidir2.

İkili ve Üçlü Güçler Ayrımı

Güçler ayrılığının temellendirilip kavramsallaştırıldığı Avrupa’da, modern dönem öncesinde (yani feodal dönemde) beyler hem yasa koyucu, hem bu yasayı uygulayıcı, hem de yasalarını denetleyici ve gerektiğinde mahkemede hakimdi. Yani beyler nihai karar vericiydi. Buna karşı çıkanlar önce gücü ikiye ayırdılar. İkili güçler ayrımında yasama ve yürütme bir tarafta, yargı bir taraftadır. Osmanlı, büyük ölçüde, bunu yapmıştır. Sonrasında Montesquieu (ki kendisi 18. asırda yaşamış bir Fransız sosyologdur), İngilizlerden de etkilenerek, üçlü güçler ayrılığını kavramsallaştırmış ve teorik bir temele oturtmuştur3.

Bu mantığa göre yasama ve yürütmenin bir elde bulunması da iyi değildir. Bunları ayırdığımız zaman yürütmeyi de denetleyebiliriz ve hataları daha da azaltabiliriz. Nihayetinde devlet büyük bir güç sahibidir ve gücün dağılması sayesinde tiranlıktan da, kişilerin hatalarından da olabildiğince azade olma imkanı bulabiliriz.

Medya: Dördüncü Güç

Etkileme bir güç olarak sayılabilir mi? Dahl, makalesinde, buna hayır cevabını verse de özellikle kitle iletişiminin muazzam boyutu nedeniyle bugün, kimi etkileme yöntemlerinin, güç olarak sayılması gerekmekte. Televizyonun her eve girdiği günümüz Türkiye’sinde, gazeteler ve dergiler kenarda bırakılabilse bile, televizyonun artık bir güç olduğu mutlak. Bu nedenle Avrupa’nın teorik temellendirmesinden uzak bir şekilde, günümüz Türkiye’sine bakarak medyanın da bir güç olduğunu söyleyebiliriz. Her partinin kendine bir kanal, bir gazete bulmaya çalışması da bunun doğal bir sonucu olarak görülebilir. Daha da dilerseniz, hükümetin medyanın önemli bölümünü etkisine almasıyla yasal dokunulmazlığın ötesinde zihinsel dokunulmazlığa erişmeye çalışmasına da bakabilirsiniz.

Güçler Ayrılığının Önemi

Aslında yukarıda güçler ayrılığının nden önemli olduğunu çoktan söyledim, fakat tekrara gerek olduğunu düşünüyorum. Gazetelerde ve televizyonlarda, Ekşi Sözlük’te Üşüyoruz Lord Stark lakaplı yazarın keşfettiği ve olay olan doktora tezi gibi doktora tezleri yazan, sonrasında akademik unvanları toplayan, bağlı bulundukları kuruluşlara acıdığım sözde akademisyenlerin, gazetecilerin ve uzmanların beyinsizce4 ve ahmakça yorumlarını görünce aklı çelinen bir kişiye dahi bu yazının ulaşması ihtimali nedeniyle bunu yapıyorum. Bu uzunca, ama katiyen uzun olmayan cümleyi anlayamayacak kadar nöron sahibi olmayanların toplumu yönlendirme şansı olması ne acı..

Tüm güçler bir arada olursa ne olur? Özellikle 2016 yılının sonlarından, referandum sürecinin başlamasından sonra bir ağızdan “hızlı karar, çabuk hareket” denilerek savunulan bu tezin iki doğal sonucu vardır. Öncelikle devletin başında bulunanların denetlenme imkanı ortadan kalkar ve halk, muazzam bir canavarla baş başa kalır. Bir kişinin sizin her şeyinize, siz de dahil kimseye sormadan karar verebilmesinin doğuracağı zehirlenmeyi ve kötü sonuçları tahmin etmek için fazla efor sarf edilmesine gerek yoktur.

İkinci olarak güçlerin ayrılmaması zorbalığı doğurur zira doğurmak zorundadır. Güç zararlıdır. Denetlenemeyen güç daha da zararlıdır. Devlet gibi silahı tekeline almış bir gücün denetlenememesi ise hepten zararlıdır. Böylesi bir durumda devleti karşısında bulan kişilerin tek çıkar yolu silahlanmak ve devlete karşı çıkmak, dolayısıyla iç savaştır. Türkiye’nin iç savaşa gidiyor olmasını savunmamın temel sebeplerinden birisi de budur.

Yargı Bağımsızlığı

İkili güçler ayrımında da görüldüğü üzere yargının yasama ve yürütmeden bağımsızlığı ilk amacımız gibidir. Bilmiyorsanız Sunay Akın’ın pek tatlı anlatımıyla dinleyebileceğiniz “Berlin’de hakimler var” sözü tarih boyunca ilk hedefimiz olagelmiş zira adaletin olmadığı yerde hiçbir şeyimiz güvende değildir. Yargının görevi adalettir. Yargının görevi, devlet denen muazzam gücün başında bulunanlar da dahil olmak üzere herkesin yanlışlarının karşılığını görmesidir. Bu gücü yasa koyucu ve ugyulayıcıların elinden alarak devletin dişlerinin bir kısmı törpülenmiş ve halkın güvenliği ve rahatlığı daha fazla sağlanmış olur.

Yasama ve Yürütme Bir Arada Olsa?

Savunulan bir tez de yasama ve yürütmenin bir arada olmasının meclisteki tartışmalardan azade bir yapı kuracağı. Fakat bunun sonucunu da kolayca görebiliriz: Karşısında sadece yargıyı bulanların, Bülent Arınç’ın ta 2005’te, Erdoğan’ın tüm süre boyunca ama özellikle 2012’de, sonrasında tüm AKP’nin 2013 ve sonrasında yaptığı gibi ötekileştirme başlar ve hızlanarak devam eder. Dahası, bu durumda yargının da yasama ve yürütmeye bağlanması şaşırtıcı olmaz zira tekelinde muazzam bir gücü bulanların denetlenememeyi isteyecekleri sır değildir. Dahası, (her ne kadar Danıştayca hukukun bu temel ilkesi geçerli görülmese de) yargı yargılamayı ancak yasamanın yasalarına ve vicdana dayanarak yapar (ki Danıştay’ın ilgili Charlie Hebdo kararındaki tutumu, yargının siyasallaşmasının ve güçler ayrılığı ilkesinin ortadan kaldırılmasının ne kadar zararlı olduğunun net bir göstergesidir).

Sonuç Yerine

İddia edildiği ve bugün uygulandığı gibi güçler ayrılığının ortadan kaldırılması güzel değil kötü bir şeydir. Denetimsizlik, hele ki devlet gibi güç sahibi bir kavram üzerindeki denetimsizlik, sonuçta 1) akıl dışı ve mantıksız davranışlara, 2) zorbalığa, 3) iç savaşa giden bir yola, 4) toplumun bir araya gelemeyecek şekilde parçalanmasına yol açar.


Türkler için Siyasete Giriş Dersleri serisinin tümü için tıklayın.

Footnotes

  1. Makalenin özetini burada bulabilirsiniz.
  2. Günümüzde tüm güçlerin bir kişide toplanması gerektiğini savunanların ne kadar büyük bir yanlışta ve aymazlıkta olduğunu eklemeye bilmem gerek var mıdır?
  3. Teorik bir not olarak Montesquieu’nün bahsettiği ayrım, İngilice kelimelerle separation değil distribution’dır ve benim anlattığım mantık üzerinden gitmiştir.
  4. daha hafif bir tabir bulamadığım için kullandığım bir tabirdir bu.

1 comments On Güçler Ayrımı Neden Önemlidir?

Leave a Reply

Site Footer