Hedef Türkiye!

Size iki hikayemi anlatacağım.

Budapeşte’den ayrılmadan iki hafta önce İngiltere vizesine başvurdum. Her zaman en fazla 10 günde verdikleri vizeyi vermedi İngilizler. Kafayı yedim. Pasaportum yok, Budapeşte’den ayrılma ihtimalim yok. Ama yasal olarak kalışımı uzatma ihtimalim de yok zira pasaportum yok!

Kalktım göçmen bürosuna gittim durumu anlattım. Adam dedi ki bekle. Dedim bekleyeyim de kaçağa düşüyorum? Bir şey olmaz dedi. Ben gene de o gün göçmenlik bürosunda gördüğüm bütün kameraların önünden geçtim. Okula gittim, durumu anlattım. Yurtta da anlattım durumu. Vize başvurumun durumunu gösteren kağıtları da bastırdım.

Sonra, pasaportun geldiği gün, yasal durumu kurtarmak için göçmen bürosuna gittim. Dedim ahanda şahitlerim ulaşabildiğim tüm resmi kurum ve kişiler. Ben burada zevkten fazladan kalmadım, Vizemi iki günlük uzatın, zira bu akşamki uçuş çok pahalıydı, ben ertesi gün sabahtan gidiyorum.

Yasadan masadan korkmadım, çünkü yalanım yok. Her türlü şahidi de bulun getirin, benim şahitlerim de bunlar dedim.

Diğer hikaye. Benim memurluktan ayrılmam biraz zorlu bir süreç oldu. Darbe marbe, bir dolu saçmalık. Temmuz ayının 20’si civarı dilekçemi verdim, dedim bana şimdi Fethullahçı filan demeye kalkarsınız, memleketten kaçıyor bu filan dersiniz. Okuduğum okullar, yaşadığım hayat, sahip olduğum kimlik belli. Bunlar size yetmezse, isim filan vermiyorum, en yüksek amirimden en düşük taşeronuna dilediğiniz kişiye dilediğiniz soruyu sorun hakkımda.

Yine hiçbir korkum, çekincem yoktu. Dedim dilediğiniz şekilde sorgulayın beni. Yanlışım yok ki arkadaş, neden çekineyim?

Pek kullanmadığım Twitter’a bakıyorum nasıl algı kasılıyor diye. Fazlasına gerek yok, sadece üç tanesini koyayım:

Neymiş? Türkiye’ye operasyonmuş, biz malmışız, hedef Türkiye’ymiş, bilmem neymiş.

Erdoğan anayasayı tanımıyorum dedi. Bu suçun cezası müebbet (TCK 301). Cezadan da vazgeçtim bak. Yargılandı mı? Yargılanmadı.

17-25 diyorsunuz, sahte diyorsunuz. Kondu mu önümüze üç-beş tane rapor delillerin sahte olduğunu gösteren? Konmadı. Açıldı mı dava, aklandı mı kimse mahkemede? Hayır.

Rıza hayırsever bir iş adamı dedi mi Erdoğan? Dedi.

Bakanlar yargılansın dendi. Yargılandılar mı? Yargılanmadılar.

Erdoğan’ın tonla parası var dendi. Kondu mu önümüze hiçbir şey? Konmadı.

Erdoğan’ın diploması dendi. Bir garip kağıttan başka bir şey var mı elimizde? Yok.

Liste uzuyor gidiyor. Şimdi bize diyorsunuz ki “oyun Türkiye’ye. Siz de ondan bize destek verin”.

Siz yapsaydınız burada yargılamayı, siz hukuksuz olmasaydınız, siz kanunun üstünde görmeseydiniz kendinizi, siz de ben gibi temiz olsaydınız korkmazdınız, yargılanırdınız, bugün de “yanımızda durun” dendiğinde yanınızda durmasak dahi hala karşıt olmazdık. Temiz olduğunuzu bilirdik çünkü.

Dahası. Siz beni bir gün insandan saydınız mı? Saymadınız. Sövdünüz, aşağıladınız, böldünüz mü? Hepsini yaptınız. Bak, sol tarafta da yazdım koydum. Vatan haini dediniz mi sadece muhalifim diye? Dediniz.

Siz beni insan saymazken ben sizin neyine dost olayım, neyinizi savunayım?

Dahası, siz vatan hainlerinden yardım dilenecek kadar aşağılık mısınız?

Oyun Türkiye’yeymiş. Bizim derdimiz oyunla değil. Bizim derdimiz sizinle. Bak, ben anlattım. Ne zaman ki yasayla ilgili durum oldu, dedim istediğiniz gibi araştırın beni. Temizim çünkü. Yaptığım bir şey yok. Siz dediniz mi yargılayın diye?

Amerika düşmanmış… Elin adamının bizim iyiliğimizi istemeyeceğini zaten biliyoruz. Bunu anlamak için Rıza’nın oraya gidip ötmesine, ipliğin pazara çıkmasına gerek yoktu ki. Biraz aklı olan herkes bilir hiçbir ülkenin sadece başka bir ülkenin iyiliği için bir şey yapmayacağı, kendi ülkesinin çıkarlarını savunacağı. Sen bunu bilmedin seneler senesi. Daha önce de dedim ya, Türk’ün devleti yok. Her gün kanıtlıyorsunuz bunu, sağ olasınız.

Şimdi, o gün deliğe süpürmeyenler bugün süpürmeye karar verdi diye mi kötü oldu?

Sahi, o gün deliğe süpürmeyenler neden bugüne kadar bekledi ki acep? Ne verdi sizin süpürülmeyi hak eden?

Biz size, SİZİN YÜZÜNÜZDEN düşmanız diye Amerikancı filan olmuyoruz. Siz gitmeden Amerika’yla filan da uğraşamayız. Bunu biliyoruz. Çünkü sorunun kaynağı, balığın baştan kokmasının müsebbibi sizsiniz. Siz bir gidin. Siz gitmeden Amerika da oyun oynar, Rusya da oyun oynar, canı sıkılsa Tacikistan dahi oyun oynar bu ülkeye.

Çünkü siz kötüsünüz. Çünkü siz sorunun ta kendisisiniz. Siz bugün devletin devlet gibi çalışmamasının, bir kişinin emrinde yok olmasının sebebisiniz.

Siz gittikten sonra Amerika’dan da korkacak bir şey yok, Rusya’dan da. Vatanperverler bu ülkede güç sahibi olsun, siz ve siz gibilerin sesi kesilsin, ambargoyu bile kaldırır bu ülke bir şekilde. Her türlü acı çekeceğiz zaten, bari siz giderseniz bu acının karşılığı olur. Yoksa hem acı çek, hem sizi çek. Bize yazık olmasın, tamam, ama Türkiye’ye yazık be.

Hasılı oyun varsa bu oyun sizin yüzünüzden var. Bu oyun sizin üstünüze değil, sizin üstünüzden.

Ve Erdoğan Türkiye filan değil. Erdoğan = Türkiye ise zaten ortada Türkiye yoktur.

Boşa maval okumayı bırakın artık.

Leave a Reply

Site Footer