İlk Sonuçlara Göre Seçim 2018 ve Sonrası

Sandıklar açılmaya devam ederken sıcağı sıcağına birkaç şey yazmak istedim – sonrasında vaktim olmayacak:

  • “İnce gümbür gümbür geliyor” diyenler de, “Akşener muhteşem bir hava yakaladı” diyenler de bayağı yanılmış gibi görünüyor şimdi. “Bu kadar coşmayın” dedik dedik dinlemediniz, bak ne oldu şimdi?
  • Dahası, “başgan Erdoğan meclis millet” argümanı da boşa düşmüş gibi görünüyor. Ben karamsar olduğuma inanmak istedim, en azından bunun doğru olmasını diledim inanmasam da, ama gerçekçi olduğumu görüyor ve üzülüyorum.
  • MHP’nin %10 civarında çıkması bence şaka gibi. Bahçeli nerden, ne diye, nasıl aldı bu kadar oyu, gerçekten merak ediyorum. Erdoğan’a milliyetçi/vatanperver tek bir kişinin oy verebileceğine inanmıyorum. Sözde milliyetçilerin Erdoğancı olması da ülkenin bir diğer çelişkisi olarak kalsın kenarda.

  • AKP şu anda 46 görünüyor, olsun olsun 43-45 gibi kapatır gibi. Eh, AKP 44-45 gibi kapatırsa zaten Erdoğan’ın %50+1’ini sorgulamamıza gerek yok. AKP’nin 40’a filan düşmesi lazım bunun için.
  • HDP ve İyi Parti %10’un hemen altında şimdi, herhalde %10’un az üzerinde kapatırlar. CHP ise %20’ye düşmüş durumda şu anda.

Şu anda mutlak bir Erdoğan galibiyeti karşımızda. Değişecek mi, ne kadar değişecek? Göreceğiz. “Mühendisim, hesap yaptım, Erdoğan 43’ten fazla alamaz” diyen vardı geçen gün. O geldi aklıma. Başka bir tanesi: Erdoğan 45’i göremeyecek diyordu. Artık manipülasyona kandın mı dersiniz, bunlar yalan mı dersiniz, ne dersiniz bilmiyorum ama şu mottom yine doğru çıkıyor gibi:

Eğer Türkiye’den bahsediyorsak ve ortada bir umut varsa o umut boşa çıkacaktır.

Yine yanlış olmayı diliyorum ama geçen gün dediğimi tekrarlamam lazım gibi:

“Erdoğan’ın işinin Temmuz’a sarkmayacağını düşünüyorum eğer Akşener lehine bir mucize olmazsa kalan günlerde. Erdoğancı tayfanın “yuh İnce’ye, Allah belanızı versin, Fethullahçı dinsizler” sözlerini tekrarladığı malum. Benim de dahil olduğum kimilerine göre her halükarda Erdoğancı olan taife %30-35 filan olsa da %10-15 bu aşağılık söylemlerden zerrece gocunmadı senelerce, şimdi de gocunmayacak bence. Ondan yolumuza bakmamız lazım.”

(Burada sondan dördüncü paragraf)

Yolunuza bakın bence. Bakarken de şu dediğimi hatırlayın:

“Ben Sonbahar gibi bir temizlik bekliyorum zira bu ekonomi ve bu borç yükünü şimdiki gidişat kaldıramaz. Bir şeyler yapılmalı – ki ne faiz artırmak, ne “petrol, altın, gümüş rezervleri bulmak”, ne topluca kemer sıkmak yeterli olacak. O ara da Erdoğancı tayfa başını yiyeceği bir hedefe ihtiyaç duyacak. Artık Erdoğan kimi, nasıl, ne kadar ve ne şekilde hedef gösterir, ne yapar bilemem. … Tepetaklak giden ekonominin daha da beter savruluşunda önce yiyecek yemeğinizi, sonra belki canınızı (ama mutlaka malınızı) garantiye almanın yollarını arayın.”

(Aynı yazı, sondan üçüncü ve son paragraf)

6 comments On İlk Sonuçlara Göre Seçim 2018 ve Sonrası

  • valla ustad cok saglam alkisliyorum ne diyeyim : )
    benim tek yanildigim mhp / iyi oldu. mhp 5 bekliyorduk. mhp 5 yerine 12 alinca iyi de hali ile 18 bandi yerine 10 bandinda bitirecek gibi…. 7 puanlik acaiplik. ben iyi’ye devam yine de ya, esas teorimi biliyorsun, cycle teorisini. 2020’ye kadar , senin de dedigingibi, bilhasa bu son bahardan baslayarak, saglam dayak geliyor 🙂 2020’de restorasyon ummayi hala istiyorum : )

    • Abi alkışlanacak bir şeyim yok ki. Sadece umutsuzluğuma devam ettim, “akın akın geliyoruz” diyenlere de “AKP koparıp gidecek” diyenlere de kulağımı kapatmaya çalıştım. Dediydim ya hani, bu millet kendi erini öldürenleri kahraman görmekten utanmayacak hale geldi ve artık bu insanları tanımak olanaksız. Ondan Tayyibanın “gölge etme başka ihsan istemez” diyeceğine inandım ben sadece, görünen de öyle olmuş gibi.

      Şimdi sonbahar-kış gibi yapılacak temizlik ne ölçüde olacak ve hedefte kim olacak, onu kestirmek lazım. Ona göre de geleceği göreceğiz. 2019’a Venezuela’yı andırır şekilde girersek bizim restorasyon 2020’ye değil 25’e filan kalır. Korkum o şimdi.

      Bakalım. “Türkiye 2019’u göremeyecek” dediydim, böyle giderse o korkum doğru olacak, beni esas endişelendiren o. Şu lafımı da biraz açmam lazım, böyle söyleyince ortada devlet (teorik ve pratik olarak yok olacak,) hiç kalmayacak demişim gibi görünüyor.

  • Murat kardes tayip secilmesi iyi olmadimi anlamadim secilmeze ic savas cikmicakmiydi bu nasil is secilse icsavas cikcak secilmeze cikcak yokmu bunun bi ortasi murat kardes anlamadim ben temizlik derken neyi kast ediyorsun kardes

    • Abi özeti şuydu şu vakte dek dediklerimin:

      Erdoğan seçilmez, kendinin ve ailesinin can ve mal güvenliğinden de emin olmazsa gitmez. Bunun anlamı iç savaş.

      Erdoğan seçilir, ekonomi de böyle gider: Erdoğan seçmeninin önüne birilerini yem olarak atmak zorunda zira önümüzde harbiden Türkiye’nin kolay kaldıramayacağı bir ekonomik tablo var. Bu durumda da sadece dış güçler, faiz lobisi demesi yetmez, birilerini açık hedef yapması gerekir. Bunun sonrasında, sanırım, Venezüela’ya benzeriz (bu son kısım şu andan ekleme). Onu da ne takip eder, bilmiyorum. Temizlikten kastım bu: Artık birilerinin sadece mallarına mı çökülür, canları da hedef mi alınır bilmiyorum.

      Erdoğan kaybeder, Erdoğancılara karşı temizliğe gidilmez (burada kastettiğim temizlik öldürme, yaralama filan değil yapanın yaptığının karşılığını hukuki olarak alması): Yapanın yanına kar kalmış olur, ahlaki olarak bunu açıklayamayız. Bu durumda herhangi bir çatışma “zorunlu değil”.

      Erdoğan kaybeder, Erdoğancılara karşı “temizliğe gidilir”: Pek büyük ağa babalar memleketten kaçar, kaçamayanlar (belki kaçabilenlerle beraber) kendilerini destekleyenleri fiştekler, çatılma olabilir, şaşırtıcı da olmaz.

      Yani dört alternatiften biri, bence, umut vericiydi.

      Hiçbir öngörünün/tahminin doğru olacağını söyleme imkanımız yok. Ben, bilgim kadarıyla, doğru olduğunu sandıklarımı yazmaya çalışıyorum. Ağustos sonunda başlayıp Eylül sonuna dek sürecek süreçte neyin ne olduğunu, ne olacağını göreceğiz muhtemelen. Eğer daha önceden büyük ölçekli veya büyük etkili hareketlere girişilirse 2019’a girilirken Türkiye’de bulunmamanın en doğrusu olacağına inanıyorum.

      Bakalım, hep dediğim gibi bitireyim bu mesajı da: Umarım ben yanlış çıkarım ve sadece fazlaca karamsarımdır. Bunu, gerçekten, çok umuyorum.

      Not: Yarın öbür gün Kıbrıs ve Suriye mevzularında birkaç gelişme göreceğiz. Ona göre de 2019’a nasıl gireceğimizi ve geçireceğimizi anlayacağımızı sanıyorum.

  • Murat… İnce ve Akşener’den ses yok bütün gece ortalıkta gözükmediler 1 dakikalık bile ne görüntü var ne konuşma. Bir şeyler mi dönüyor YSK’da ? Yarın seçim sonuçları değişebilir mi ?

    • Abi ilk anda iki şey söylenebilir buna karşın:

      1- Bizim memleket İngiltere değil – aynı gece yenilenler çıkıp konuşmaz kolay kolay. Böyle bakınca normal gibi bir yandan. Baksana Bahçeli konuştu çıkıp galip olduğundan, Kılıştar’dansa ses seda yok.

      2- Akşener’in şansı, Kılıştar İnce’yi ortaya koyduğunda zaten sıfır oldu olaı bir ikinci tur için. Zaman içinde de O’nun da şevkinin azaldığını gözlemledim ben – yanlış olabilirim tabi. Sonunda da “la bu Mehmet Bahçeli nasıl aldı bu kadar oyu, bu ne iştir” filan derken kenarda sustu kaldı sanırım.

      Ondan bu iki ismin yarın konuşması şaşırtıcı olmayacak. İnce 12’de konuşacağım demiş de zaten. Akşener’den de ses gelir illa. Ama bana garip gelen başka noktalar da var – ki onları anlamlandıramıyorum:

      1- CHP ve İyi Parti taifesi “AA’nın sonuçlarından yılmayın, sandık başında durun, ikinci tur var” ve emsali tonla laf dediler, saat 9-10 gibiyse ortalık birden duruldu. Bizim öğrendiğimiz sonuçlar doğru diye miydi bu, bir oyun mu var ortada?

      2- Erdoğan neden önce konuşmam dedi, sonra konuşurum dedi, bugün dedi, yarın dedi, düşük profilli dedi, yok ya ben konuşayım dedi? Neden bir karar veremedi? Bizim tanıdığımız Erdoğan normalde çıkıp eser gürlerdi. Neden esip gürlemedi?

      3- İnce’yle beraber (Akşener değil) Ümit Özdağ nerede? Bunların ikisi YSK kapısında yatacağım dedi. Neden yatmadılar?

      4- Erzurum’da adamı öldürüldü İyi Parti’nin, bu konu hakkında ses seda yok. Neden?

      Sadi Güven “Erdoğan salt çoğunluğu aldı” dedi. Şu dakikadan sonra benim aklımda iki ihtimalin biri var ve umarım ikincisi değildir:

      1- Erdoğan salt çoğunluğu aldı, İnce ve Akşener bunu kabul etti ama çıkıp kamera karşısında söyle(ye)mediler. Klasik Türkiye tablosunu yaşadık bir kere daha.

      2- Harbiden bir mevzu döndü, bunun sonucu olarak da
      2a- İnce ve Akşener Kılıştar’ın senelerdir yaptığını yapıp memleketin karışması yerine susmayı/çekilmeyi/sinmeyi tercih etti, veya
      2b- Yarın biri (veya ikisi) çıkacak, “ahanda tutanaklar, ahanda bilmem ne. AA da, YSK da, vesair de hepimize yalan söyledi. Bu sonucu kabul etmiyoruz” diyecek.

      2a ise gene “iyi”. Ortalık hemen karışmaz. Ama 2b ise, ve aktif bir direniş/hareket başlarsa ortalık fena kızışır gibi. Ondan ben Ankara’da olsaydım Genelkurmay’ın ışıklarına bakardım. Kapalıysa sıkıntı yok da açıksa sıkıntı çok büyük.

      Ben, şimdilik, birinci ihtimale veriyorum oyumu ve ikincisi olmamasını diliyorum. Zaten battık, bari 3-5 ay gene insanlar biraz rahat yaşasın. Sonrası zaten kapkaranlık görünüyor değişik sebeplerle.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.