Kozmik Oda ve Vatana İhanet

2009’un sonu. Gazete manşetleri “Bülent Arınç’a suikast düzenlenecek” diyor. Coşuyorlar coşuyorlar, sonunda kozmik odaya giriliyor.

Ne var bu “kozmik odada”? Anladığım kadarıyla savaş durumunda TSK’nın ne yapacağı burada arşivleniyor. İşte seferberlik durumunda kimler askere çağrılacak, ikmal nasıl yapılacak, gizli cephanelikler nerede, kimlerde kırmızı tezkere var, vesair.

Ne alakası var bunun Arınç’la?

Arınç kimdir ki kendisine “yapılacak” bir suikast planları burada bulunsun?

Bunu, 23 yaşında toy bir genç olarak ben düşündüm. Ama “siyasetin piri”, “ikinci cumhuriyetin kurucusu”, “ümmetin lideri ve umudu” olan Erdoğan düşünemedi, öyle mi?

Yine kandırıldı sanırım. Zira başka bir savunması yok.

İki (bence dolaylı şekilde) alakalı not koyayım, devam edeyim.

2015’te de 20-25 gibi gitmesi gereken Sümeyye’ye suikast yapılacağı söylenmişti. Ne oldu sonunda?

Arada, 2012’deydi sanırım, yine bir suikast ya da saldırı iddiası vardı. O da fos çıkmıştı doğal olarak.

Türkiye’de şu ana dek (doğru biliyorsam) yedi savcı cinayeti işlendi:

1978 – Doğan Öz

1991 – Mehmet Türkseven

1993 – Ethem Ekin

2001 – Metin Şanal

2012 – Hakan Kılıç

2012 – Murat Uzun

2015 – Mehmet Selim Kiraz

Çok beğenerek okuduğum bir yazı “biz savcılar devamlı tehdit ediliriz, hayatımızın parçasıdır bu. Ama dokunmak yemez” diyordu. AKP bu başarısını devam ettirirse cumhuriyet tarihi boyunca öldürülen savcı kadarını kendi döneminde öldürtmüş olacak – ki 2001’deki gerizekalı şerefsizi saymazsak (zira diğerlerinin aksine “neden kız arkadaşımdan ayırdı beni bu” gibi aptalca bir saikle işlenmiş bir cinayet bu) çoktan bu başarıyı yakaladı bile.

Alakasız, ama bence alaklı bir not olarak bu da dursun burada.

Dönelim konuya.

Kozmik odaya girildi, ülkenin savaş durumunda ne yapacağı bilgisi sızdırıldı. Bu açıktı, alınan bilgiler üçüncü kişiler, gruplar, ve ülkelerle paylaşılacaktı. Bunu bilmemek, anlamamak, görememek için beyinsiz olmak dahi yetmez zira bir denizanası dahi anlardı bunu.

Ne yapıldı? Erdoğan’ın savcısı olduğu Ergenekon garabetiyle tüm bu bilgiler alındı, gerekli mercilere iletildi.

Kimdi bu merciler?

Doğru bildiniz.

Şimdi bize deniliyor ki “Erdoğan Amerika’ya kafa tutuyor”. Hadi canım sen de! Erdoğan direkt bu adamlara, kimsenin edemeyeceği hizmeti etti.

Bak, hizmet kelimesi nasıl da tam yerine oturdu?

Vaktinde Ergenekon davaları hala sürerken “bu öyle bir iddianame, bu öyle bir dava ki bunun bir numarası olsa olsa Erdoğan olur zira bu kadar adamı başka birileri bir araya getiremez” demiştim.

Çok mu yanlıştım acaba? Hala merak ederim.

Hasılı her zaman dediğim gibi, Erdoğan’ın, bakın cumhurbaşkanlığını geçtim, sadece bu olaydan sonra muhtar dahi olması bu ülke için yüz karasıdır. Ülkenin sırlarının pazarlanacağı açıkken bunları teşvik eden, ödüllendiren, bunlara imkan veren birisinin, AKP’li tayfanın kendilerine muhalif herkese yapıştırdığı bir yafta olan ama kendilerinin açıkça gerçekleştirdiği, vatana ihanetten yargılanması gerekmez mi? Bak suç sabit de görülmesin, sadece yargılansın be.

Kandırıldınız, değil mi?

Keşke kandırılmak bu kadar ucuz olsaydı.

Ve bize hala utanmadan vatanperverlik nutukları atıyorsunuz.

Eğer ülkenin seferberlik durumunda neler yapacağını başkalarına vermemek, buna karşı çıkmak vatan hainliğiyse ben vatana ihaneti göğsümde bir onur nişanesi olarak taşırım.

1 comments On Kozmik Oda ve Vatana İhanet

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer