Meclis Araştırma Komisyonu Ne İşe Yarar?

Mütemadiyen bir konuda meclis araştırma komisyonu kurulduğu, kurulma önerisi verilip AKP oylarıyla reddedildiği, komisyon başkanı üyelerinin yorum yaptığı, veya komisyonun raporunu meclis başkanlığına sunduğu haberlerini okuruz. Peki, bu komisyon ne işe yarar?

Bu yazıda bu sorunun cevabını bildiğim kadarıyla vermeye çalışacağım.

Güçler Ayrılığı: Yasama, Yürütme ve Yargı

Türkiye’de artık ortadan kalkmış olsa da güçler ayrılığı ilkesi şunu söyler:

  • Türkiye’de egemen olan millettir ve egemenliğini, kendisini temsil eden kurumlar aracılığıyla yürütür.
  • Bu kurumları üçe ayırırız: Yasama, yürütme ve yargı.
  • Yasama, ülkede uyulması gereken kanunların yapıcısı ve denetleyicisidir.
  • Yürütme, ülkede uyulması gereken kanunların işlemesinden, yani kanunların kağıt üzerinde kalmamasından sorumludur.
  • Yargı, bu kanunlara uymayanların cezalandırılmasından sorumludur.

Meclis Türk milleti adına yasa yapar, hükümet Türk milleti adına bu yasaların yürütülmesini koordine eder, savcılar Türk milleti adına soruşturma yürütür, hakimler Türk milleti adına karar verir. Bunun bir, ve bence en önemli, anlamı şudur ki ülkede devletin yaptığı ve yapmadığı her şeyden tüm Türk milleti sorumludur.

Güçler ayrılığının doğal sonucu ve güçlere biçilen roller gereği yürütme ve yargının sorunlu konularda yapacağı araştırmalar eksik olacaktır. Yürütme, devlet aygıtının başında olduğundan sorunların sebebi olabilir, bunlara gözünü kapatabilir, veya bunları görmeyebilir çünkü yasaların uygulanmasıyla ilgilenmektedir. Benzer şekilde yargının sorunları belirleme ve çözme gücü ve hakkı yoktur. O yalnızca yasaların evrensel kaidelerle uyuşup uyuşmadığını ve kişi ve kurumların var olan yasalara uyup uymadığını denetlemekle yükümlüdür. Yasama ise yasa yapma görevi nedeniyle bu iki gücün ortasında yer alır – hem yasa yapıp yargının hangi kanunlara göre yargılama yapacağını, hem de yürütmenin hangi yasaları uygulatacağını belirler.

Meclis Araştırma Komisyonu

Meclis araştırma komisyonları, ülkede var olduğu düşünülen sorunlu konularda devletin ve halkın bilgisine danışıp bu sorunların ne olduğunu, nedenlerini, nasıl çözülebileceğini araştırmak üzere kurulurlar. Tıpkı Amerika’daki jüri görevi gibi bu komisyonlar tarafından kişiden veya kurumdan bilgi talep edilmesi durumunda bu davete icabet etmek bir kamu görevidir1.

Peki neden? Basitçe sebebi şudur: Meclis, egemenliğin temsil edildiği en üst noktadır. Diğer kuvvetlerin aksine meclisteki temsilciler, egemen olan halkın oylarıyla direkt seçilmiştir ve “halkı en fazla temsil edenler” meclisteki vekillerdir2. Bu vekiller, işleyişteki aksaklıkları tespit edebildikleri zaman gerekli yasaları yapabilir, bu sayede de yürütme ve yargı doğru pozisyon alabilir ve sorunu çözebilir.

Bu şekilde bakılıp görüldüğünde fark edilecektir ki meclis araştırma komisyonları, esasında, önemli komisyonlardır. Her ne kadar Türkiye’de, her şey gibi, göstermelik çalışıyor olsalar veya böyle görünseler de bu komisyonlara, yasa uygulayıcı yürütmeden daha bağımsız ve daha fazla temsil gücüne sahip olduğundan önem verilmesi gerekir.

Komisyonun Sonucu

Türkiye’de erozyonla mücadele konusunda bir komisyon kurulduğunu varsayalım. Bu komisyon, ilgili bakanlıklarla, STK’larla, konunun uzmanlarıyla… görüştü ve bir sonuç raporu hazırladı. Şimdi ne olacak?

Bu rapor, TBMM genel kurulunda görüşülecek. Komisyon üyeleri de, komisyon üyesi olmayan vekiller de bu rapor hakkında konuşacak ve konu burada kapanacak. Yani komisyonun hazırladığı raporun bir bağlayıcılığı yok. Komisyonun çalışmaları sonucunda bir yasa tasarısı hazırlanabilir, fakat bu zorunlu değildir. Aynı şekilde bu rapor yürütmeyi, yani hükümeti bağlayıcı da değildir. Örneğin rapora göre hükümetin görevini doğru ve yeterli yapmadığı ortaya çıkarsa bu hükümet üzerinde bir baskı unsuru olacaktır, fakat başka bir şey olmayacaktır. Rapora göre yasalara uymayan kişi ve kurumlar belirlenirse yine yargının kendisinin harekete geçmesi veya kişi veya kurumların suç duyurusunda bulunmasıyla yasalara karşı hareket etmenin cezalandırılması gerekecektir.

Bu şekilde bakıldığında komisyonların pek önemli olmadığı düşünülebilir. Fakat hukukun üstünlüğü, halkın çıkarı ve ülkenin daha iyi ve gelişmiş olması hedeflendiğinde komisyonların, anılan denetleme ve tetkik özellikleri nedeniyle önemli olduğunu tekrar etmenin gerekli olduğunu sanıyorum.

Son Söz

Son sözü gerçek bir vakayla söyleyeyim. 2008’de Türkçedeki bozulma ve yabancılaşmayı inceleyen komisyon, sonuç raporunda şunu kaydetmiştir3:

Turizm yörelerinin Türkçe isimleri özenle korunmalı, her türlü tabela  bir standarta bağlanmalı, öncelik Türkçeye verilmelidir. Türkçesi önce,  yabancı dildeki karşılığı sonra yazılmalı, tarihi kalıntılar kendi  adları ile anılmalıdır. Turizm adına Ürgüp, Göreme, Nevşehir’e  ”Kapadokya”, Selçuk’a ”Efes” denilmemeli, Spil Dağı’nın adı  değiştirilmelidir.

Öncelikle bir not düşmek ve komisyon ismindeki hataya dikkat etmenizi istiyorum. “Türkçedeki bozulma ve Türkçeye yabancılaşma” yerine “Türkçedeki bozulma ve yabancılaşma” diyen bir meclis ve komisyon Türkçeyi nasıl koruyacak, Türkçeye nasıl sahip çıkacaktır? Kendi dilini kullanmayı bilmeyen kişiler nasıl bu dili koruyacaktır? Fikriniz varsa lütfen söyleyin.

Son sözü de şu şekilde söyleyelim: Sizce Türkçeyi, asırları aşıp gelen isimleri değiştirerek mi, yasa koyuculara Türkçe öğreterek mi korumaya başlayabiliriz? Ben ikincisi olduğunu düşünüyorum. Efes dediğimiz zaman neyi kastettiğimiz de, yasa koyucuların dili kullanamaması nedeniyle çekeceğimiz acılar da açıktır. Ve Efes dediğimiz zaman bir zarar görmezken yasa koyucuların dili bilmemeleri nedeniyle zarar görmekteyiz. Dilerseniz 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ikinci maddesini şuradan okuyun ve “terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır” cümlesindeki Türkçe ve mantık hatasının ülkemize getirdiği zararları bir düşünün.


Türkler için Siyasete Giriş Dersleri serisinin tümü için tıklayın.

Footnotes

  1. Darbe girişimi gibi mühim bir konuda ilgili komisyonun çağrısına cevap vermeyen kişi ve kurumlar hakkında yorum yapmıyorum.
  2. Burada akla gelen “diğerleri halkı daha az mı temsil eder” veya “bu kuvvetler arasında bir güç hiyerarşisi mi vardır” gibi pek çok soru olacağını bilsem de bunlara girmemeyi, yazıyı kısa tutmak ve konudan sapmamak için, tercih ettiğimi belirtmeliyim. Bu sorular için seri içerisinde ayrı bir başlık açacağım.
  3. https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=58323

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer