Memurluk Anıları IV – Cizre Görevlendirmesi

Tam maddeleri hatırlamıyorum, dilerseniz kendiniz bakabilirsiniz: 657 diyor ki bir memur başka bir yere görevlendirilebilir. Bu ya geçici, ya kalıcı olarak olur.

Kalıcı olarak görevlendirildiğinize yapabileceğiniz tek şey, mahkemeden ayrı, istifa etmek. Mahkemelerin zaten çalışmadığını düşündüğünüzde ya istifa edeceksiniz, ya kalkıp gideceksiniz. Eğer geçici olarak görevlendirildiyseniz kanun “memurun da istemesiyle/onayıyla” gibi bir şey diyor. Yani geçici görevlendirme geldiğine zorla gideceksiniz diye bir şey yok.

Hatırlarsınız, 2015-2016’da Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Mardin’de filan bayağı yer yerle bir oldu. Ama ondan ama bundan. Bu tartışmaya girmeyeceğim. Bizim bakanlık da “biz terörist değil devletiz, yıktığımızı yaparız” demiş. Güzel demiş. Bunun detaylarını sonra yazacağım. Neyse, sonra eklemiş, oradaki personelimiz az, 81 vilayetten adam istiyoruz.

Görevlendirmedeki komediye bakın şimdi: Bizim ile bakanlıktan yazı gelmiş, gönüllü adamların listesini gönderin demişler. Beni aradılar kurumumdan, yıllık iznimin bir kısmını kullanıyordum, sordular gönüllü olur musun diye. İstemem dedim. Canımı sokakta mı buldum, vaktim mi pul? “Öyle deriz ama il müdürlüğü eklerse bilemem” dedi müdür yardımcısı. Hayda. Bu ne iş lan?

Harbiden eklemişler benim de adımı. “Hadi hayırlı olsun, Cizre’ye görevlendirmen çıkmış” diye aradı benim müdür yardımcısı. Bana haber geldi Perşembe günü, yola çıkmam lazım Pazartesi günü. 5 gün lan. 5 gün ne demek?

Lan şaka mısınız?

Dedim ben gitmem. Açtım 657’yi, yukarıdaki maddeyi buldum. Dedim kanun bu. Yazarım dilekçeyi, gitmem. Müdür yardımcısı, pek anlaşamazdık kendisiyle, özetle dedi ki 1) il müdürlüğü adını vermiş, bakanlık seçmiş. Gitmiyorum dersen şahsi algılarlar, uğraşırlar. 2) Dilekçene 15 gün cevap verme süreleri var. Sen 5 gün sonra gidiyorsun. Gitmezsen memurluktan atılmaya kadar yolu var. 3) Vakta ki becerdin gitmedin, sonra senle uğraşırlar. 4) Bakanlık sana takar, kadronu oraya alır, ortada kalırsın.

O gün de bugün düşündüklerimi düşünüyorum: Nerede yasa? Nerede hak, hukuk, adalet? Ne demek lan birisinin kendi canı öyle istedi diye seninle uğraşması? Ben birilerinin keyfi için kullanılacak mal mıyım?

Askeriyede mantık olmaz diyorlar ama memurlukta hiç mi hiç mantık yok. Aklınıza geldiğinde bela okuyacağınız kişi ve durumları sineye çekmek zorunda kalıyorsunuz. Cizre de benim için bu oldu. En küçüğünden en büyüğüne, kendi götleri sıcak yataklarındayken benim ve ailemin zihnini can korkusuyla dolduranlara ana, avrat, ölü, diri, gelmiş, geçmiş… söve söve gittim. Yüzlerine söveceğim günüm de gelecekti, biliyordum, ondan s.ke s.ke kalktım gittim.

Yüzlerine söveceğim günüm sonunda geldi ya, o köseleleri, o suratına tükürsen yağmur sanacak alçakları görmeye benim isteğim yok.

O arada müdür yardımcımdan başkalarıyla da konuştum. Bizim sendika temsilcisi vardı, dedim ben bu dilekçeyi yazayım vereyim. Gitmem, kanunda yeri var. Özetle dedi ki beni vaktinde yolladılar öyle. Yeni evliyiz, çocuk var, umurlarında değil. “Git dava aç. Zaten bilmem kaç sene dava sürer, senin bilmem ne haftalık görevin elli kere bitmiş olur dava bitene kadar. Sonra göreve dönüş için uğraşırsın. Kalk git daha iyi”, ben de kalktım gittim.

E iyi de yasa diyorum, “burası Türkiye” diyor. E yasa yoksa hukuk, hukuk yoksa devlet yoktur? Bir memur devletin olmadığını bu kadar kolay diyebilir mi?

Peki bütün memurlar bunu tekrarlayabilir mi?

Tekrarladılar işte. Ben de kalktım, dedim ya, s.ke s.ke gittim.

Anamla babamla konuştum, “sizin yanınıza asker polis verirler, güvenliğinizi sağlarlar. Bir şey olmaz, kalk git” dediler. Dedim ne güzel de yalan söylüyorsunuz. 2500 lira maaş için değer mi?

Değmez ama ihtiyacınız var. Aile parasız, 2500’ü geçtim 250 lira bile önemli.

Bir devlet, kendi memurunun, kendi vatandaşının darını, ki bu darlık da devletin suçu zaten, bir güzel kullandı.

Çok güzel bir ülke, değil mi?

Leave a Reply

Site Footer