Memurluk Anıları V – İki Vatanperver Müdür

Uzun yazacaktım aslında ama yazıyı kafamda tasarlarken bile tiksindim. Ondan kısa keseceğim.

Benim bir il müdürüm vardı. ZD. Artist artist derdi ki “beni buraya üç imzayla oturttular, ben işimin hakkını veriyorum, vereceğim. Memuruz, bize ne görev verirlerse yapacağız. Bilmem ne bilmem ne”. Hani Türkçesi “benim siyaseten arkam var, arkam var oldukça da burada hepinize zulmedeceğim”.

Bu öylesine iyi biriydi ki, bakın abartı bir nokta varsa AKPli olayım, “sen neden benim ayağıma koşmuyorsun” diye bağırıp çağırdıydı bir gün, memuriyetten ayrılmadan bir ay önce filan. Mevzu şuydu: Bu bizim kuruma geldiydi. Hoş geldiniz dedim, ama ki yanına koşarak gitmedim. Aha, sebebi buydu. O gün de demişti aynı sözleri: Beni il müdürü yapan bilmem kimin imzasıyla bilmem kimin kararıyla bilmem kim. Makama saygı duy bana da duymuyorsan.

Yani geldiğinde hemen yanına koşacaksın, ceketini ilikleyeceksin, tabi efendim, canım efendim diyeceksin ki makama saygın olsun. Daha azını saygı olarak kabul ettiğini ben görmedim, görene de hiç denk gelmedim.

Bunu almışlar müdürlükten. Başka ile tayin etmişler, müdür de yapmamışlar bu sefer. Hop, vermiş hemen dilekçeyi, emekliliğini istemiş.

E ne oldu? Ne görev verilirse yapıyordun? Vatan millet Sakarya’ydı hani? Önemli olan devletti, milletti, bilmem neydi?

Bunu, bu ikiyüzlü herifi benim başıma, ilin başına müdür yapanlar da bundan daha az suçlu değil ya hani, yine de bu adama ayrıca bir uyuzum. Götünün altına torpille koltuk çek, sonra millete dayılan. Sonra senin torpilin artık yemesin, emekliliğini iste.

Başka bir tanesi, bu sefer il müdür yardımcısı. Sözde milliyetçi. Benim Cizre görevlendirmesi çıkınca “ama memleketin her yeri bizim, ama halka hizmet, ama bilmem ne, bıdı bıdı”. Dedim eyvallah, siz de gideydiniz? “Görev verilirse gideceğim”. Dedim ben gönüllü değildim, beni seçtiler. Gönüllü yazılıp gideydin? “Ama benim çocuklarım var”.

Pislik. Ne oldu, az önce vatanın her yeri birdi, görevdi, bilmem neydi? Ne oldu da birden çocuklar önemli oldu?

E benim de annem babam var? Kardeşim var? Sen ölünce çocukların önemli, ben ölünce ailem önemli değil mi?

Bu ikiyüzlü herif hala aynı yerde aynı görevde. Bunu başımıza müdür yapanın da daha az suçu yok ya, bizzat karşımda olduğundan bu herife de ayrıca uyuzum.

Bizim memlekette memuriyetin kanunu belli: Yalayabildiğin kadar yukarılarda birilerinin götünü yala. Yalamazsan önünü de tıkarlar, sağa sola da sürerler, alakalı alakasız işleri de yaptırırlar.

Bak başka bir müdür yardımcısı vardı. İlk kuruluşumdaydı o. Adam solcu. Hala şaşarım nasıl müdür yardımcısı olabildiğine de, kalabildiğine de.

Neyse, solcu olduğundan ona yaptıkları da şuydu: Makam tazminatı almıyordu. Önemli mi? Bence bir yere kadar önemli. Devlet dediğin adil olacaksa sağcı solcu demeyecek verecek o tazminatı.

Bak bu adamın ağzını açıp “bu tazminatı alacağım” dediğini görmedim. Ve bu adam Van’da deprem olduğunda gidenlerden. Cizre için gönüllü filan olmadıydı. Aradı ben Cizre’deyken, “bu işler böyle. Kalk git derlerse gideceğiz. Bana sıra gelirse ben de gideceğim” dedi. İnanırım da. Kalkar gider mecburiyetten. Ama öbür ikisi gibi hiç vatan millet Sakarya filan demedi. İşini yaptı geçti gitti.

Hasılı müdür olmanın şartı, anlaşılan, ikiyüzlülük.

Bunu, memura performans sistemi dedikleri şeyle beraber de okuyabilirsiniz. ZD’nin performansı yüksek olacak. Sonra siz ondan hizmet alacaksınız e mi? ZD’nin görevini yapan adamı notlandıracağını, büyük ihtimalle düşük not verip işinden edeceğini, yerine ZD gibilerin geleceğini de eklemek lazım burada.

Beyninizi aldırdıysanız “performans sisteminin” iyi olacağına inanırsınız ancak. Ben hala aldıramadım. Kusura bakmayın.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer