Memurluk Anıları VI – Ama Doktora Gitmesen

Benim gözlerim pek görmez. Ta 6 yaşımdan beri gözlükle yaşarım, astigmat da sağ olsun gözlüğüm olmadı mı dünya bir çamur deryasıdır. Hele bir de yanın miyopu koyduğunuzda ne kadar kör olduğumu kendiniz hesap edebilirsiniz.

Gözlüğün camları çizik dolu, kaplaması aşınmış, zaten gözlerin körlüğü de değişmiş ve gözlüklü de adam gibi göremiyorum. Ondan, sene başında memurluğa başladıktan sonra, Mart ayında kalktım göz doktoruna gittim. Doktor ölçtü biçti, sonra “hacı bilmem ne hastalığı var” dedi. Adını hatırlamıyorum, ama özelliği şu: Gözün lensi patates tarlasına dönüyor. Pürüzsüz olması gereken göz yüzeyinde mikronluk dağlar ve göçükler oluyor, bu yüzden göz ışığı düzgün kıramıyor. Bunun sonucu olarak da 50 kere makinaya sokarsanız gözünüzü, 50 sefer farklı derecelerde sorunla karşılaşıyorsunuz.

Doktor devam etti: Bizde (Bartın’da) bu makinadan yok. Zonguldak’ta vardı. Sen kalk Zonguldak’a git, orada bir baksınlar senin gözler patates tarlasına dönmüş mü, dönmemiş mi? Dedim hacı ben memurum, yaz bana ona göre bir kağıt, gidip amirime vereyim. Yazdı, verdi. Ben de Zonguldak’ı aramak üzere tükana döndüm. Aradım Zonguldak’ı, dediler bizim makina bozuk. Ankara’ya git. Kalktım tekrar hastaneye gittim, dedim sen şu kağıdı değiştir, sevki Ankara’ya yaz. O arada da Ankara’yı aradım.

Tükana geri döndüm, doktordan aldığım sevk kağıdını benim müdüre verdim. Dedim benim gözler patates tarlasına dönmüş, böyle bırakırsam bok olacaklar. Ben Ankara’ya gidiyorum yarın. “Ama gitmesen” dedi, nevrim döndü. “E gözler kötü, doktor gidecen bakacan dedi. Bartın’daki çalışmıyor, ne yapayım?” dedim. Kağıdı aldı, “kaç gün gideceksin?” dedi. Dedim bir gün. Sabah gidip akşam döneceğim. Ofladı pufladı, “tamam madem bir gün, kalk git” dedi.

Madem bir gün, kalk git. İki gün olursa gidemezsin. Yasal hakkın var, mevzu sağlık, ama herif “gitmesen” diyor. İtiraf etmeliyim, “ama gitmesen” dediğinde yumruğumu sıktım ve ardından gitme demesini bekledim. Burnunu kırmaya hazırdım, arkasından “sen de bu kırık burnu düzeltmek için gitme doktora o zaman” diyecektim. Oflaya puflaya da olsa gerek bırakmadı şerefsiz.

Hasılı memuriyette sağlığınız bile önemsiz birileri için. Götlerinin altına koltuğu çekebildikten sonra insanlığı unutmak bunlara emir olarak verilmiş gibi. İnsan kalan pek küçük azınlığınsa her gün binbir türlü baskıyla yaşadığını gözlemlediğimi de eklemeliyim. Ondan insan kalmış memur görürseniz iyi davranın onlara. Sadece “insan” olmaya çalıştıkları için, amir olup olmamaları fark etmemek üzere, baskı altındalar. Bir de siz gitmeyin üzerlerine.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.