Örümcek

Ayıptır söylemesi evimin dört yanı delik deşik olduğundan, ve evimin hemen yanında ufacık bir koruluk olduğundan (çam ağacının biriyle pencerem arasında bir karış var, öyle uzakta filan değil yani) “ne demek börtü böcek Murat, biz ne güne duruyoruz? Seni bu hayın çıyanlardan koruruz biz” diyen, sayısını bilmediğim kadar ev arkadaşım dediğim örümceklerim var.

Bilgi 1: Amerika’dan veya Avustralya’dan gelmedikten sonra örümcekler zararsızdır. Hele ki o en bilindik örümcek hepten maldır. Köpekler aleminin golden retriever’ı gibi düşünün. Sizi ısırmak istese bile ısıramaz. Aşağıda anacağım koca götlü de şunun gibi bir şey. Zaten bizim görüp görebileceğimiz örümcekler de hep bunlar gibi. Karadul bizim coğrafyada yok.

Bu satırları yazarken ben, bir tanesi tam kafamın üstünde duruyor mesela. Başka bir tanesi onun sağ tarafında, odanın köşesine pusu kurmuş. İki tane pencerenin hemen dışında, birisi tam karşımdaydı ama verimsiz bulmuş olacak ki taşınmış bir yere. Artık nereye gittiyse haspam.

Bilgi 2: Ağ kuran örümceklerin (yanlış değilsem) hiçbiri ağından uzağa gidip yemek aramaz. Oturur efendi gibi ağına birinin gelmesini bekler. Ondan ağ gördünüz, örümcek de üstünde. Araknofobi denen enteresan hastalığınız yoksa bırakın orada dursun. Benim hatun bile razı gelebildiyse buna, korkunuz yoksa siz de razı gelebilirsiniz. “Garantisi benim”.

Bakınız sadece salonda en az dört tane var – ki yatak odamdan sonra en az örümcek burada. Mutfakta, holde, banyoda… Mutual bir yaşam sürdürüyoruz. Mutfak ve balkonumdakiler karınca yediğinden kendilerine pek olumlu bakamıyorum. Salondakiler boyumun uzanamadığı yerlerde olduklarından onlarla da seviyeli bir ilişkimiz var. Ama banyoda var bir tane, onunla arkadaş olmaya çalışıyorum. Arkadaş olmaya çalışmam da şöylesine garip bir anıdan kaynaklı:

Efendim benim hatunceğiz eve dip köşe girdiydi bir gün. Dedim kızım, her şeyi yap ama örümceklerime dokunma. Biz birbirimizi seviyoruz. Kavga gürültü tamam dedirttim buna. Neyse temizlik yapıyoruz filan, hatunun boyu kısa olduğundan benim örümceğin birinin ağlarını görmemiş, koymuş oraya temizlik malzemelerini. Lan naptın dedim ama iş işten geçmişti. Adamın ağları parça parça, kenara pısmış duruyor zavallım.

Bilgi 3: Örümceklerin ağları değerlidir zira bayağı enerji ve kaynak harcarlar ağlarını örmek için. Yatağınızın başucu gibi enteresan bir yerde kurmadıysa ağını, ve örümcek korkunuz yoksa, bırakın orada kalsın. Çelik yeleklerde dahi kullanılacak kadar sağlam ve çelik kadar güçlü olan bu ağı yapmak için gerçekten çok fazla kaynak tüketiyorlar. Durduk yere kanına girmeyin hayvanın.

Ben üzüldüm, ağladım ağlayacağım filan ama iş işten geçti, dedim ya. Dur la dedim, ben sana yem bulurum hacı. Bahtıma o akşam (nedenini hala anlamadığım bir şekilde) can çekişmekte olan bir sinek buldum. Dedim hacı sen her türlü öleceksin, bari ölümün bir işe yarasın. Aldım, attım benimkinin ağının kalan ufak kısmına. Şerefsiz ağı titreşti diye koştu hemen. Bir iki ittirip kontrol etti gücü yeter mi diye. Baktı ki hayvan neredeyse ölü, artık zehrini verdi herhal, sonra başladı ipeğiyle sarmalamaya. İki saat sonra baktığımda sinek hepten sarılmış ve bir kuytuya alınmıştı ama dahası daha acıydı: Yüzücü vücutlu adam gitmiş, benim gibi koca götlü göbekli biri gelmişti. Dedim “senin adın örümcek, benimki Murat. İkimizin de adı artık koca götlü olsun”. O günden sonra da koca götlü oldu adamın adı. İki üç gün sonra da bir ağ yapmıştı ki hayvan oğlu hayvan, değil sinek, değil yaban arısı, karafatma gelse kurtulamaz. Sapık herif.

Bu olaydan sonra benim koca götlüyle dostluğum gelişti. O nasıl sapıksa ben de öyle manyak oldum ve “bu örümcekler nasıl hayvanlar lan?” diye sordum. Dedim beslenir ki bu. Gidip gelip konuşmaya filan başladım. Hep mal mal baktı yüzüme ama bir vakit Türkçeyi de anlamaya başlayacak. İnanıyorum.

Sonra ben bir gün ölü bir sinek buldum camın dibinde. Nasıl iştir, açıklaması nedir hala anlamam, sivrisineklerden ayrı hiçbir uçan hayvan geceyi evde geçirirse sabaha çıkamıyor.

Ben bir sevinçle “aha” dedim, “koca götlüyle ilişkimiz gelişecek şimdi”. Hemen aldım sineği, attım ağına. Hiç renk vermedi. Gittim bir iki saat sonra baktım, gene dokunmamış sineğe. Akşamındaysa gördüm ki bu ağını yoklarken sineği fark etmiş ama sarıp sarmalayacağı yerde kesmiş oradaki ağı, atmış sineği!

Deneyim 1: Bu heriflere ölü sinek vermeyin. Yemiyorlar. Daha sonrasında ben gene ölü bir başka sineği verdim, gene attı ağından. Ya benimki çok gururlu, “senin vereceğin yemeğe mi kaldım lan ben artiz” diye geziyor; ya da bunlar gerçekten canlı haldeyken bulmadıktan sonra ağına takılan hayvanları yemiyorlar.

Deneyim 2: Gel gelelim şöyle garip bir şey de yaşadım: Ölü bir yavru örümcek vardı. Aldım onu da attım ağına, bakayım dedim kendi cinsine ne yapacak. İki saat sonra filan baktığımda yeni fark etmişti bunu. Sekiz olması gereken bacaklarının dördü vardı ölü örümceğin, artık yediyse benim koca götlü. Sarıp sarmalıyordu bir de. Ama sonra baktığımda örümceğin kalanını görmedim hiçbir yerde – ki tamamını yemediğini biliyorum. Artık ben bulunca dört ayağı vardı ölü olanın bilmiyorum. Bunlarda da gömmek gibi bir adet mi var, onu merak ediyorum şimdi. Yoksa nereye gitti o ölü örümceğin kalanı?

Tabi, dedim ya, sadece bir örümceğim yok. Tonla var. Geçen gün koca götlünün komşusuna bir bakayım dedim. Ağ yerinde, örümcek yok! Sağıma bakarım, soluma bakarım derken tam karşımda gördüm kendisini. Bu sapık da ne alakaysa tavana tırmanmış (ki ağı yerde bunun. Karınca yiyor şerefsiz). Sonra tavandan geri aşağı yürümeye üşenmiş. Dönmüş kıçını tepeye, salına salına ve sallana sallana aşağı iniyor!

Bilgili deneyim 1: Birkaç cinsi hariç örümcekler yürümeyi sevmez. Ayaklarıyla ve yerçekimine karşı yapılarıyla alakalı bir durum. Ondan tavandan aşağı inecekleri zaman ağ atar, onunla inerler aşağı. Duvarda yürümek gerekirse onun da en iyisini bilirler, ağ olmadan tavanda da baş aşağı dururlar ama böyle enteresan cinslikleri var.

Bilgili deneyim 2: Bunlar baş aşağı durmayı seviyorlar her halükarda. Sebebi manyaklık değil. Ayaklarının yapısı ve yer çekimiyle ilişkileriyle alakalı bir mevzu. Ondan baş aşağı duran bir örümceği “düz” çevirince dünyası ters dönüyor aslında adamların. Dedim ya, enteresan kafalar.

Tabi bu kadar örümcekle yaşamanın sadece iyi yanları yok. Tamam, gelen giden haşereyi filan kaçırıyorlar, evde ev arkadaşlığı yapıyorlar, arada oyun oynuyoruz beraber filan. Bunlar iyi güzel ama örümcek sevmenin şöyle kötü bir yanı da var: Salonumda üç cam var ve bunların ikisi sineklikli. Yani salondaki örümceklerimin aslında yiyebileceği bir şey yok. Ben de salak olduğumdan akşam karanlığında ışık yanarken o camı açıyor, içeri sinek böcek ne varsa dolduruyorum bunlara yem olsun diye. Tamam, iyi, onlara yem olanlar da çıkıyordur illa ki ama bu arada içeri sivriler de doluyor ve elim ayağım sinek ısırığı bu yüzden. Çok mu lazım her gün her gün diyebilirsiniz de işte…

Bilgi 4: Örümcekler her gün yemek yemesi gereken varlıklar değil. Türüne göre aylarca aç kalmayı kaldırabilenleri dahi var. Dahası, fazla beslenme durumunda eklem rahatsızlığı geçirebiliyorlar. Ondan son iki gündür o pencerem kapalı. Yeterince ısırıldım, yeterince kaşınıyorum hala. Şu ısırıklar geçsin, tekrar açmaya başlarım.

Tabi son bir konu daha var: Benim koca götlü ne kadar yaşayacak? Valla ben kendisine olduğunca ideal bir ortam sunmaya çalışıyorum ama nihayetinde senelerce beraber oturamayız burada. Ne ben oturmak isterim, ne onun ömrü vefa eder.

Bilgi 5: Antil kuntil örümceklere denk gelmediyseniz doğumundan sonra en fazla 3-5 sene görebilirsiniz bir örümceği – ki koca götlü de, tepemdekiler de büyük ihtimalle ben taşındığımda ölmüş olacaklardır.

İyi de koca götlü gitti diye nesli tükenecek mi? Ne münasebet! O şerefsiz garanti bulur bir dişi, gider döller, sonra yem eder kendini. Artık dişiyi içgüveysi alacağım mecbur. Ne yapalım.

Bilgi 6: Örümceklerin çiftleşmesi çok enteresan. Mevzu yalnızca erkeklerin dişilerine kendilerini yem etmeleri değil. Aynı ağı paylaşmaya çalışarak çiftleşmek istediğini gösteren de var, dans ederek veya şarkı söyleyerek gösteren de.

Benim tepemdeki ikili günbegün yaklaşıyor birbirine. Sanırım yakında iki yerine bir örümcek kalacak tepemde, sonra evi örümcek kaplayacak sanki azmışlar gibi. Tepemde tek örümcek ve yumurtalar görürsem sanırım “hacı başka bir köşeye gidin la” deyip holdeki ayakkabılığın altına yerleştirmek zorunda kalacağım. Tepemde 150 tane örümcek görmeye ihtiyacım yok.

2 comments On Örümcek

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.