Blog Posts

The Forthcoming Turkish Refugees

“The breakdown of the Kurdish peace process and extended security operations in the south east, along with nationwide repression of critics, political opposition and media perceived as hostile to the government, may soon add Turkish nationals to the refugee flows.1

Last summer, when the photograph of the dead body of the little Syrian child, Aylan, hit the front pages of newspapers, I made a comment at a forum, more or less, something like this: I cannot feel sorry for this child because when I saw that little body hit ashore, dead, what I could think of is only that “soon it will be our own children that will replace him. I feel more sorry for them”.

Before last summer, especially since 2011, I am telling people that we are going for a civil war and destruction. If Turkey will be so God damn lucky, it has a life of 15 years most. Now the 5 years of it have passed and we have 10 left. Four things needed urgent solution yet neither of them were solved and a fifth one is added: 1) the earthquake that will hit Istanbul, 2) increasing separatist and discriminating discourse on the Kurdish issue, 3) non-producing economy, 4) increasing discriminating discourse in everyday life between, even, relatives, and, the newly added one, 5) lack of control and integration of the Syrian refugees.

Memurluk Anıları I – Benim Memurum İşini Bilir

Adı Adem. Soyadını bilmiyorum. Bizim bakanlıkta (ASPB) uzman olarak çalışıyor.

Maaşı benden iyi. İmkanları da benden iyi. Bu nedenle olsa gerek, benim gibi sadece KPSS ile değil üstüne mülakatla alınıyor. Eh, bizim memlekette mülakatın liyakat sahibi olanları değil siyaseten aynı olanları işe almak için yapıldığını bilmemek için eşek değil eşek oğlu eşek olmak lazım.

Adem ve ben Cizre’ye aynı zamanda geçici görevlendirildik. O, benden bir gün sonra geldi. İkimiz de aynı göreve, veri girmeye verildik. İlk gün iş olmadı. İkinci gün de olmadı. Üçüncü gün iş geldi kapımıza, sistemi kurdu sonunda il müdürlüğü. Aldım bilgisayarımı, indim aşağı, toplam 4 tane mi ne bilgisayarımız var. Oturdum yazdım.

O akşam 88 tane yazdım, toplam 298 tanenin yazılmış olan 280 tanesinin %31,4’ünü. Ertesi gün darlandım zira toplam 13 kişiyken biz, millet çalışmamak için bilgisayarını ya getirmedi, ya indirmedi. Bu sefer toplam 168’de bıraktım. 80 tane girdim yani. Sabahtan başladım işe, gece yarısına kadar, arada oyun oynaya oynaya, bol bol mola vere vere.

Bugün. 255 oldu benim girdiklerimin toplamı. 87 tane ediyor. Dahasını da yapardım, hatta gece de devam ederdim ya, etmedim zira bu sefer eşit bölündü dosyalar. Ben 16.30’a doğru bitirdiğimde benim yaptığımın en az üç katının kenarda yeni sahiplerini beklediğini gördüm. Yani yine bir kişi hayvan gibi çalışmış, O’nun yanına ikinci bir grup eklenmiş, fakat kalan 10 kişi yatmıştı. Kimisi artık gelmiyordu bile. Birisi Adem.

Bir Türkiye Manzarası, veya AKP Nasıl Gider?

(Bu yazı ilk defa 10 Mart 2015’te önceki blogumda paylaşılmıştır)

Bir arabanın zor sığdığı, asfaltı olmayan bir yoldayız. Toprak, son kar yağışının üstünden iki hafta, son yağmurun üstündense bir hafta geçmiş olmasına rağmen, hala kurumamış. Yerler çamur. O günün sabahında yıkanmış olan araba çoktan kirlendi bile – ki bu daha gittiğimiz ilk köy. Daha bunun gibi, daha iyi ve daha durumda olanlar hariç, pek çok köye gideceğiz.

İlçe merkezinden yarım saat uzaktayız – belki biraz daha fazla. Sol yanımızdaki dağlar, üzerine çıkmakta olduğumuzdan daha yüksek. Gök tertemiz, bir bulut bile yok. Altımızda nehir sakin sakin akıyor, ağaçlar yaklaşan baharı bekliyor.

Gördüğümüz ilk evin numarasına bakıyoruz. 41. Biz 26 numaraya gideceğiz. Köyün ortalarına doğru ilerliyoruz. 40, 39, 38, 37… Biz ilerledikçe önümüze sadece köpekler çıkıyor. Ne bir inek var görebildiğimiz, ne bir tavuk. Burada hayvancılık yok. Tarım desteği olarak 1000 metrekare alana senede 4 lira veriliyor ve kendilerine yetecek kadar, birkaç parça, ottan başka bir şey üretilmiyor.

Senede 4 liraya sinek yetiştirilebilir mi ki acaba? Birkaç tane de değil, tek bir sinek?

Site Footer