Blog Posts

9 Mayıs Notları

  • Trump İran’la nükleer anlaşmasını atarken İran “gördüğünüz üzere Amerika’ya güven olmaz” dedi. Buralarda işler daha da kötüye gidecek demiştim ya hani, bu bir parçası işte. Ama dahası da var ve daha kötü bence:
  • İsrail Suriye’ye füze saldırısı gerçekleştirdi. Tabi bu “İsrail olduğu iddia edildi” seviyesinde tutuluyor şimdi fakat İsrail olduğu, bence, açık. Peki, neden?
  • Lübnan’da Hizbullah, beklediğimiz üzere, birinci geldi. Bu yaz Hizbullah’ın Golan’a girme hevesi olduğunu söylemiştim. İsrail’in vurduğu yer neresi? Şam’ın güneyi, Golan’ın biraz yukarısı. Enteresan, değil mi?

Okumaya Devam Edin

Birkaç Not

Uzun ve esas yazıyı hazırlamak sandığımdan uzun süreceği için birkaç not düşeceğim.

  • Gül diye diye 2 haftadan fazla zaman kaybeden CHP İnce ile iyi bir iş yaptı gibi – en azından benim için. Kimlik siyasetine karşı kimlik siyaseti demiştim. Adaylığı açıklandığında yaptığı konuşmanın tamamını henüz dinle(ye)medim ve oku(ya)madım henüz ama “herkesi kucaklayacağım” demesine çok aldırmamak istiyorum. Bakalım gelecek günler neler gösterecek.
  • “X’ler şuna, Y’ler buna oy verir mi?” mevzu saçma. İç savaşın ve ekonomik çöküşün (krizin filan değil, çöküşün) ciddi bir şekilde konuşulabildiği bir ülke yaratan birine bir kişi oy veriyorsa zaten diyecek de, yapacak da bir şey yok – kendilerini Barbaros Şansal’a havale etmekten başka.

Okumaya Devam Edin

Eşit Haysiyetin Temellenmesi: Rasyonalite ve Otonomi

Seri dahilinde sürekli olarak eşit haysiyet ilkesine işaret ederek cumhuriyet fikrinin neden önemli olduğunu, cumhuriyet olmadığı sürece demokrasinin önemsiz olduğunu, birincil sorunumuzun eşit haysiyet ilkesini hayata geçirmek olduğunu tekrar tekrar belirtmeye çalıştım. Özellikle Avrupa ve Amerika literatürlerini okuyanların ısrarla anlayamadığı demokrasi ve cumhuriyet farkını ve eşit haysiyetin önemini bu yazıyla açıklamaya çalışacağım. Eğer serinin diğer yazılarından haberdar değilseniz dilerseniz bu yazıdan önce, dilerseniz sonra eşit haysiyet terimini ister sağ üst, ister sol üst taraftaki arama bölümünden site içinde arayıp ilgili yazılara bakabilirsiniz. Okumaya Devam Edin

1 Mayıs İtibariyle Türkiye ve Orta Doğu

  • Suriye’de ekserisi İranlı en az 16 kişinin öldürüldüğü geceyi müteakip akşam İsrail başbakanı Netanyahu “İran, nükleer konusunda yalan söyledi” diye konuştu. Bu yaz Hizbullah’ın Golan Tepelerine girmesi bekleniyor. Hal buyken İsrail tarafından yapıldığı bu açıklamayla neredeyse kesinlik kazanan bu saldırı hayra alamet değil.
  • İran’da 2017’de yapılan seçimle Ahmedinejad döneminin üstü tamamen çizildi. Dış politikası biraz daha yumuşar gözükse de İran bildiğimiz İranlıktan çıkmış değil. Yani Şii hilali hala birincil amaç ve bu yönde çalışılıyor. Suriye’de vurulanın Hizbullah olduğu konuşuluyor ki bu bizi endişelendirmesi gereken bir konu.

Yani Suriye’de, bir defa daha, ortalık ısınıyor fakat bu seferki ısınma diğerlerine benzemiyor. Trump’ın Suriye’den çıkmak istediğini söylemesine rağmen Pompeo’nun dışişlerinin başına gelmesi ilgi çekici – ki Amerika’nın SDG’ye 2019 bütçesinden 300 (veya 550) milyon dolar ayıracağını biliyoruz. Fakat mevzu burada bitmiyor, esasında başlıyor: Okumaya Devam Edin

Kimlik Siyaseti, Abdullah Gül ve Dahası

Sanki ölecekmişim gibi yazılara esas konunun yanında birçok yan konu ekliyorum ki demeye çalıştığım şeyin çerçevesi de okurumca anlaşılsın. Bu yazı da bu şekilde olacak. Esas konu Abdullah Gül’ün potansiyel adaylığı ve bu minvalde yazının akışı şu şekilde:

  • Sol-liberal siyasetçilerin Avrupa ve Türkiye’deki yanlışlığı.
  • Seçim sürecinde baskın (belki tek) diskurun kimlik siyaseti olacak olması.
  • 3713/2, hükümetin bu yasa maddesini kullanımı.
  • Gül’ü desteklemeye karşı dört sebep.
  • Muhaliflerin yapması gerektiğini düşündüğüm şeyler.
  • Türkiye’nin sürüklendiği nokta.

Okumaya Devam Edin

2018 Türkiye Başkanlık Seçimleri

Kararın açıklanmasından bir hafta sonra detaylıca bir yazı yazmaya karar verdim. Dört başlık, on iki bölümden oluşan yazının başlıkları şu şekilde:

  1. 24 Nisan 2018 İtibariyle Türkiye
  2. Neden Erken (Baskın) Seçim?
  3. Seçim Atmosferi
  4. Seçimin Kazananı ve Senaryolar

2000 kelimeyi aşan bu yazının bir parça işe yaramasını umuyorum. Ayrıca, yazının sonunda da link verecek olsam da, 16 Nisan 2017 anayasa referandumu üzerine ve 696 sayılı KHK üzerine yazdığım yazılara da bakmanızı, bu şekilde (eğer muhalifseniz) bir muhalif olarak ne şekilde davranmanız gerektiğini düşündüğüme bir göz atmanızı rica ederim. Okumaya Devam Edin

Türkiye ve İç Savaş

(Bu seriye başlarken biri bugüne, diğeri geleceğe dönük iki amacım vardı. İlk amacım yazıları okuyan olursa terimleri doğru kullanmalarına vesile olmaktı. İkinci amacımsa yarın düzeltecek veya tekrar inşa edecek bir ülkemiz olursa onun düzgün kurulması veya düzeltilmesi için belki evrende hidrojen atomu kadar faydası olmasıydı. Bu yazı, diğerlerinin aksine, sadece bugüne yönelik bir yazı)

An itibariyle seri dahilinde bugünkü konumuzla ilgili kimi yazıları yayınladım: İç savaş, devletin şiddeti tekeline alması gerekliliği, kimlik siyasetinden kaçınmanın zorunluluğu, hukukun üstünlüğünün önemi, Türkiye’nin teröre bakışı ve güçler ayrımının önemi yazılarına, dilerseniz, önden bakabilirsiniz. Bu temel üzerine soralım: Türkiye’de, günbegün artan sayıda insanın korktuğu ve dillendirdiği üzere, bir iç savaş çıkabilir mi? Okumaya Devam Edin

Cumhuriyet ve Demokrasinin Farkları

Cumhuriyet ve demokrasi kavramları Türkiye’de sıkça birbirine karıştırılıyor ve ben inatla anlatmaya çalışsam da kimi muhataplarım bu terimleri yanlış kullanmaya devam ediyor. Bu yazıda bu kavramların benzerliklerine ve farklılıklarına biraz bakalım. Liste şeklinde ve olduğunca kısa ve net cümlelerle bu farklılıkları sunmaya çalışacağımı da baştan belirtmeliyim. Önce bu iki kavramın tanımını yapalım. Okumaya Devam Edin

Site Footer