Rıza Denen Pezevenk Öterken

Önce hatırlamayanlar için başlığın alındığı sahneyi koyayım ki neden bismillah demeden söver gibi olduğum belli olsun. Ayrıca Rıza’ya da teşekkür etmek gerekli – gitti Amerika’da öttü de pezevenk deyince korkmuyoruz. Yoksa hala “hayırsever bir iş adamıyken” adam dövdürttüğünü de hatırlıyoruz – bunu “bağımsız” gazetelerin yalnızca iddia olarak sunuşunu da.

Şimdi hepimiz Amerika’da bugün harbiden başlayan davanın sonucunun nereye uzanacağını, ne olacağını azdan çoktan biliyoruz. Jüri sisteminin en (tek?) güzel yanı olan davaların hızlı bitmesi sayesinde yakında “siz hem ambargo deldiniz, hem kara para akladınız, hem bizi zarara uğrattınız… Bittiniz oğlum siz” denileceğiz ve Sam Amca kesecek cezaları. Sonra başka bir davaya geçeceğiz ve Erdoğan’ın da (potansiyel) sanık olacağı ve Türkiye’yi, bir kişinin peşinde koşan milyonlar yüzünden, tarihin çöplüğüne götürecek yolun taşlarının döşendiğini en gerizekalı kişinin dahi görebileceği bir süreçte olacağız.

Erdoğan’ın buna karşı aldığı önlemler iki ucu boklu değnek deyimini getiriyor akla. Dahasına gerek yok, son MGK bildirisine bakmanız kafi.

Bakın bir önceki Rıza yazısında Erdoğan’ın ya bizdensiniz ya terörist sözüne atıf yapmıştım. Bunu yineleyeyim zira “gündemi takip eden”, “araştırmacı”, “gazeteci”, “siyaset bilimci” kimse bunu hatırlamıyor ya da hatırlamak istemiyor. Ben, kaç zamandır basit bir gerçekten bahsediyorum: Erdoğan, barışçıl bir şekilde koltuğundan inse dahi ülke 50 senede kendini toparlayamayacakken koltuğunu barışçıl bir şekilde bırakmayacağı mutlak bir gerçeklik. Ve bunun için ülkenin içinde “kaos” yaratacak, “yerli ve milli olmayan” tüm unsurlara kan kusturacak.

Sahi, siz bu yerli ve milli retoriğini Erdoğan’ın sadece kendini aklamak için kullandığını mı sanıyorsunuz? Canlarım benim.

Ben bu blogu Mart 2016’da açtım. O zaman muratkarabag.net idi adresi. Sonra kapandı, 10 pound vermek de zor geldiğinden 3 pound’a muratkarabag.info adıyla, sanırım Temmuz 2017’de, tekrar canlandırdım. Geçen süreçte de önceki tüm entrilerimi “böyle site olmaz olsun, benim üstümden para kazanmasın” diyerek sildiğim Ekşi Sözlük’te de tekrar yazmaya başladım. Evet, tükürdüğümü yaladım.

Bunu şu yüzden anlattım: Nisan 2016’da “Yeni Türkiye: Kötülüğün Sıradanlığı ve Her Şeyin Siyasallaşması” başlıklı bir yazı yazdım. Sonra Haziran 2016’da “Türkiye’de İç Savaş Çıkar Mı?” başlıklı başka bir yazı yazdım. Daha sonrasında, Eylül 2016’da “Altı Soruda Türkiye Nereye Gidiyor” başlıklı bir yazı yazdım. Bunların tümünde, ve başka tonla yazıda, bir mesajı işledim: Türkiye bitti, okeye dönüyor. 2017’nin ortalarından beri, referanduma giden süreç ve sonrasında da Türkiye 2019’u görmeyecek dedim.

Şimdi, “koca koca adamların” bunu görmemesini es geçip konuya dönelim. Aha bu Rıza olayı benim düşüncemi fazlaca pekiştiriyor.

Bunu nasıl yapıyor?

Basit. Erdoğan’ın çocukları (Bilal filan değil, Erdoğan’ın yetiştirdiği nesiller) Erdoğan’ı yiyecek diyorum bayağıdır, pek çok kişi bu fikrime katılmasa da. Erdoğan’ın çocukları kendisini yiyecek zira kendilerine bir şey anlatıldı hep: Erdoğansız Türkiye olmaz. Olursa batarız. Ama görecekler ki Erdoğanlı Türkiye’de de batıyorlar. Üstüne, kendilerine vaad edilen güzel günler de, güzel ülke de kaymış ellerinden. Eh, sokakta “namus bekçiliği” yapıp milletin yolunu kesen, kavgadan dövüşten hoşlanan bu bebeler, hadi sözde darbede tanka kafa tuttu, gerçek tanka kafa tutamayınca bir rüyadan uyanacaklar. Ha bu demek değil ki “uyanacaklar”. Hayır, sadece “reislerinin” (ki yine diyeyim, Sedat Peker mi, mafya mı la bu derdim başka zaman ama demiyorum zira mafyatik tipler olduklarını biliyoruz) ne olduğunu görecek, kendilerine ezberletilen rüyanın Erdoğansız da gerçekleşebileceğini, üstüne Erdoğan’ın bunun önünde engel olduğunu görecek, buna uyanacaklar. Sonrası Kaddafi…

Bu tabloda Rıza’nın yerini anladık sanırım. Peki konu Türkiye’nin sonuyken neden başlık Rıza? E biraz ilgi çekici olsun diye. Ama bir sebebi daha var. 17-25 Aralık geyiğini hatırlayın. Ne dendi? “İmam hatip parası, cami parası, hayırsever iş adamı, iyilik güzellik”. Bunlar işte bu bebelerin duymak istediği şeylerdi. Ama sonunda, artık kaçacak yerleri kalmayınca bu bebelerin ve bunları töreten ana babalarının ve şürekasının çıkacağı tek kapı var: Bizim halife bizi kandırdı. Biz İslam için açtık, onlar neler yedi.

Saraya külliye diyorlar şimdi ama bir kere Ak Saray dediler adına. Biz unutmadık ya, onlar da unutmayacak. Unutmadılar da.

Daha öncesinde MHP’li birilerine bir şeyler olacağını sanıyorum demiştim. Bunu hala ara ara düşünsem de bu Rıza olayı benim aklımı karıştırdı. Ne olacağını biliyorduk aşağı yukarı ama bu bebelerden de, şürekasından da insan olmayacağına dair inancım nedeniyle bunları hiç hesaba katmamıştım ben.

Görünen şu gibi şimdi: Erdoğan yerli ve milli lafına devam edecek, o arada yine olan bize olacak. Ama bakana göre ucuzlaştırılmış eti marketlerde, sözde küçülmemiş ekmeği fırınlarda gördükçe, patatesin kilosuna 3-5-10 lira verdikçe bunlar iyice rahatsız olacak.

Sonrası?

Dedim ya, geliyor mevzu, milliyetçi kimliğe bağlanıyor. Onların birine bir şey yapıldığında bu insanlıktan nasibini almamışlar saraya çevirecekler gözlerini.

Biz her türlü yanıyoruz yani. İç savaş başlıklı yazıda da demiştim ya, biz her geçen gün bir önceki günü arayacağız. Benim, bu yüzden, tek temennim Erdoğan’ın çocuklarının Erdoğan’dan hınçlarını alması. Bana kalsa mahkemeye çıkması en güzeli ya, bu pek olacak gibi değil. Keşke hepimiz mahkemeye çıksak da versek her yaptığımızın hesabını. Yoksa battıklarını gördükçe bu kitleler Erdoğan’a daha da sarılacak, o arada bize hayatı, sanki bu kadarı azmış gibi, daha da zından edecekler.

Ama sonrası?

İşte o sonrasına giden kapıyı açıyor şimdi Rıza.

Aç tosunum aç. Bize hep girdi zaten. Biraz da başkalarına girmesine sebep olacak yolun açıldığını görelim.


(Bu yazıyı proposal hazırlarken aklımda kalmasın diye yazdım. Bölük pörçük olabilir. Normalde yayınlamadan önce bir daha okurum ama bu sefer bunu yapmıyorum zira işim var. Hasılı “bu ne lan” dediyseniz peşinen özür dilerim)

Leave a Reply

Site Footer