Seçim, Peki Sonrası?

Gerçekçi bakalım. Herkesin birbirini tehdit ettiği bir ortamdayız demiştim geçen gün. Yok bana vermezseniz barajı geçemem yanarsınız, yok bana vermezseniz ikinci tura kalamam yanarsınız, yok bana vermezseniz ülke yok olur yanarsınız.

Bizim milletin kahir ekseriyetinin düşünme yeteneğine sahip olmadığı malum. Bilmem kaç milyon kişinin de ya köyde, ya köy kafasıyla ilçe ve şehirlerde, ama nihayetinde üç beş kanal izleyerek tüm haberleşme ihtiyacını giderdiğini de biliyoruz (bilmiyorsanız veya okumak isterseniz şöyle buyurun).

“İnce/Akşener gümbür gümbür geliyor” diye boşa, bence, heveslenmeyin. İnce, Demirtaş ve Karamollaoğlu standart (veya beklenen) oylarından azını almadıkları sürece Akşener’in AKP+MHP’den helalinden %10-15 alması lazım – ki bu kitlede çoktan Fethullahçı olarak yaftalandığını biliyoruz. Dahası, Akşener’in bu oyu almasının ardından doğal olarak İnce kalır olası (bence pek olası olmayan) ikinci tura, “ya ben ya hiç” tutumunu daha en başından takınan Akşener taifesinin, ve dahi Karamollaoğlu taifesinin, ve dahi ve dahi Demirtaş taifesinin silme İnce’ye vermesi durumunda Erdoğan’dan kurtulur Türkiye. Siz bunu olası görüyorsanız eyvallah ya, ben olası görmüyorum.

Seçim ilan edildikten sonraki ilk karalamamda Erdoğan’ın belki düşen bir uçaktan sağ kurtulacağını (ki kendisini tanıyoruz, kurtulacağı garanti dahi olsa “lan ya ölürsem” diyerek bu kontrolü daha zor senaryoyu istemez), ya bir suikastten filan canlı kurtulacağını söylemiştim (bunu dillendiren tek ben değilim, çok kişi bekliyordu böylesi bir senaryoyu). Erdoğan “MİT ihbar aldı, şahsıma [şahsına…] suikast yapılacakmış” dedi. Arınç’ta yeten bu iddia Erdoğan’da, şimdilik, yetmedi. Bakalım bir oyun daha izleyecek miyiz?

Amma ki benim derdim farklı. En geç 8 Temmuz akşamı bizi ne bekliyor, bunlara bakmamız lazım. Elimizde üç senaryo var: Erdoğan yenilir ve bırakır, Erdoğan yenilir ve bırakmaz, Erdoğan yenilmez ve bırakmaz. Sondan başlayalım.

Erdoğan Yenilmez ve Bırakmaz

  • Anlaşıldı ki Erdoğan sadece kendisinin bildiği faiz-enflasyon teorisini sürdürmek istiyor. Gidip deliler gibi “siz iktisatçılar iktisattan anlamazsınız, ben anlarım” demesinin başka bir manası yok.
  • Erdoğan kimlik siyasetine devam etmek zorunda demiştim. Hava cıva olan, kimsenin umursamadığı adalet olacak, demokrasi olacak söylemlerini kenara bıraktığımızda iki şey kalıyor geriye. 1) Bunlar şu, bunlar bu (kimlik siyaseti), 2) dış güçler, yedirmeyiz, asarız keseriz (içerideki işbirlikçilerin dışarıdaki patronları). Bu işbirlikçilerin başına neler geleceğini Ekim-Kasım gibi göreceğimizi sanıyorum.

Bu ikisini üst üste koyunca elimizde benim senelerdir tekrarladığım şey kalıyor: Ya bugünleri (evet, bugünleri dahi) aratacak bir baskı, ya iç çatışma/kırım zira ekonomiyi düzeltecek hiçbir hareket de umut da yok ve bu ortamda sadece dış düşman göstermek yetmez. İnsan aç kalınca açlığını gidermek ister ve kola alıp sokağa dökmek yetmez artık. Ya siyasi baskı, ya toplumsal patlamadan başka bir yol gören lütfen söylesin.

Erdoğan Yenilir ve Bırakır

Erdoğan’ın bırakması için gerekli şartları yukarıda alıntıladığım yazıda yazmıştım, sonra “başka yerde komple teorisi” olarak “Rıfkı’yı yedirir mi?” diye sormuştum. Olası bir mağlubiyette bırakmasını, şahsen, sadece bu komple teorisine bağlayabiliyorum zira pul olmuş parayı, birbirine düşman olmuş toplumu, Allah yerine it olmuş adaleti düzeltmek için 3-5 sene değil onlarca seneye ihtiyacımız var.

İşin doğrusu bu durum gerçekleşecekse İnce yerine Akşener’i ben tercih ederim. İnce’nin devr-i sabık yaratmayız lafı aklımda ve bundan hoşnut değilim. Elimizde bir sabık devir var! Bunu “mahkemeler gerekirse yargılar” diyerek dolaylı yoldan belirtmeye gerek yok. Kimsenin henüz “yapılanların hesabını çatır çatır soracağız” dediğini görmedim, seçimle alakalı ilk yazıda da söylenmesi gerekenin bu olduğunu demiştim. Ondan ben şahsen görevi devraldığı gün vatana ihanetten Erdoğan ve şürekasını yargılayacak birilerinin olmasını isterim. Yoksa “atı alan Üsküdar’ı geçti” diyeceğiz.

Erdoğan Yenilir ve Bırakmaz

Ailesinin can ve mal güvenliğinden emin olmayan bir Erdoğan gerekirse savaş ilan eder, gerekirse itlerini ortaya salar ama gücü bırakmaz. Bırakamaz. Kendisiyle bir noktada benzeşiyoruz – aile benim için de dokunulmaz. Ama bir noktada ayrışıyoruz ki belaların kimi de bu yüzden geldi başımıza – genel çıkara karşı özel çıkarı savunamam, hele ki yasadan kimseyi kaçıramam.

Bu konuda sanırım yalnızım ama Erdoğan için bu kartın masada olduğunu hala düşünüyorum. Burak, Bilal ve Sümeyye’ye dokunulması ihtimalinde milyonlarca çocuk öldürür ama o çocuklara dokunulmaz. Biraz da bundandır can ve mal güvenliği ile gerekli olduğunda gidecek yeri ayarlamak zorunda olduğuna inanmam. Can ve mal güvenliğinden emin olamayan Erdoğan, sanki az yakmış gibi, ülkeyi hepten yakmaktan kaçınmayacak. Gidip iktisatçılara iktisat öğretmesini düşünün, sonra bu sözümü o hareket üstünden kendiniz yorumlayın.


Hasılı ben kısa vadeli iyi bir senaryo göremiyorum. Siz görebiliyorsanız lütfen, lütfen söyleyin zira bezdim tüm bu karanlıktan. Bana kalsa başımıza gelecek olan gelsin, biz de ondan sonra yolumuza bakalım diyeceğim ama bana soran yok ki işte…

4 comments On Seçim, Peki Sonrası?

  • murat kardes yazini okudum ve kotumser bi senaryon var ama ben soyle dusunuyorum herseyin pahliya alindigi ve birsuru yatirim olan bi ulkede erdogan karisiklik cikartmaya cesaret edemez oda biliyorki firmalar guclu ruanda orneginden sıkılcaksin ama ruandada milion voice sarkisi gibi ne altin vardi ne elmas nede kaynak bizde 2 3 de olsa kaynak var aslinda ic savastayiz sayilir cunku pkk yilarca savasiyoruz kurt halki askerle degilde halkla savasaydi ozaman ic savas sayilirdi bilmiyorum ben senin gibi terimler bilmiyorum yazim sade geldiyse afola baris ve huzur icinde gunler dileyiyle

    • Efendim, terim bilmek beş para eder bir şey değil. Canınız sıkılırsa iki siyasete giriş kitabı okuyun, dört yıllık üniversite eğitiminin iki yılını okumuş kadar olursunuz. Üstüne 3-5 de iktisat, sosyoloji, uluslararası ilişkiler kitabı filan okudunuz mu benim bildiğim ve yapabileceğim her şeyi yaparsınız. Bizim bölümler boş konuşma bölümleri, herkes bir şeyler sallıyor işte. Sosyal bilim nedir, sosyal bilimci ne iş yapar yazılarını bu yüzden yazdım biraz da.

      Magazinden esasa geçeyim. Türkiye, doğru, sıradan/küçük/önemsiz bir ülke değil. Ama başında artık ya kontrolünü ve mantığını tamamen kaybetmiş, ya ülkeyi bitirmekten başka amacı olmayan, ya da ikisinin bir arada bulunduğu bir kişi var. Ve bu ülke daha da beter olma yolunda ilerliyor. Yıkım kaçınılmaz ise kontrollü ve daha küçük bir zararı daha büyük zarara tercih etmez misiniz?

      İşte benim bakışımın özeti bu aslında. Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak değil, tecavüzcüyü ona rıza verdiğine ikna et ve çükünü koparmaya bak.

      Firmalar güçlü birkaç sene önce katılırdım belki, ama bugün değil. Lütfen Mahfi Eğilmez’in yazdıklarına bakın bu konuda, işi bilen o. Benim takip edip kendisinden veri veya bilgi edindiğim biri.

      Ülker’in yurt dışına “açılıp” ülke içinde yapılandırma istediği bir ülkedeyiz. Bir Cengiz, bir Ağaoğlu için bankalara yapılanlara bakın. Koç’a bilmem kaç milyar ceza kesildiğinde ne olacak mesela? Yarın OHAL kalktığında kaç firmanın iflas açıklayacağını bilmiyoruz. Ben iyimser olamıyorum. Tablo benim gördüğüm gibi/kadar karanlık değilse dahi işimiz o kadar zor ki kurtuluşumuz, hele ki orta vadede kurtuluşumuz mucizelere bağlı.

      Türkiye aslında gerçekten PKK yüzünden bir iç savaşta denilebilir ve söylenene aynen katılıyorum. Peki Erdoğan üstünden çıkan ayrışma ve ekonomi tabanlı olacak bir çatışma bununla karşılaştırılabilir mi? Bence hayır. Ben 80’e giden yolu dahi bugünlere tercih ederim derken bir kastım şu mesela: birbirini kesenlerin derdi bir şekilde ülkeydi o zaman. Saçmaydı, kötüydü, yanlıştı ama amaçları ülke idi, insan idi. Şimdiyse bir “insan” ve ülkeyi mahvetmeye yeminli biri üstünden var ayrımımız. Bu acı değilse nedir?

      Barış ve huzur – size de, hepimize de efendim. Bir mucize olsa da biraz umutlu, biraz hayattan kam alan insanlar olabilsek keşke de işte, birkaç on yıl bu olası görülmüyor buradan bakınca.

  • haberleri izliyorumda basimizdaki bu aralar musluman ulkelere gitmeye basladi turkiye musluman ulkelerin yanindadir imaji cizmeye calisiyor cok komik kendi milletini bolen muslumana utanmasa kafir dicek bu kisi

  • murat kardes tarihe soyle baktimizda turkiyeye mustafa kemal ataturk disinda adam akili bi lider gelmismidir ki gelenler ya amerikan kuklasiydi yada kendi menfatlerinin pesinden kosan kisilerdi bize gelen liderlerin yaptigi hep bir hata var oda kendinen olmiyani istememek chp dinci kesmi istemedi hata yapti islam bizim kulturumuze kodlanmis artik ateisti bile allah diyorsa oturup dusunmek lazim akp akilica bi hamle yapto ve bu sesi cikmiyan kesimden yana oldu ama nerden bilcektik o sesi kisil kesimin fantezilerini bilmez olaydik ben anlamiyorum bu dis gucler neden turkiyeyle urasiyor petrol desen yok dunyayi tehdit etcek bi gucu yok ben kuramci degilim kardes senin baktigin gibi bakmiyorum belkide ama komplo teorisi diyebilirsin ama bu dunyayi yoneten zengin aileler var kardes

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer