Seçimin Kaybedeni: Sadece Türkiye

Sonunda herkes konuştu.

  • AKP zaten kazanan. Burada sorun yok. Onların neler dediğine bakmaya bile gerek yok – en azından ben bakmadım bile.
  • MHP sıfırlandı derken, %2-3 alacaklar denirken %11.1 aldı, kendilerine göre kilit parti konumundalar – ki bu bir ölçüde doğru da addedilebilirdi eğer meclisin bir önemi kalmış olsaydı. Başgan adayları da kazandı zaten. MHP kazandı.

  • İnce, bence, en makul konuşan kişi oldu her ne kadar seçim gecesi yaptıklarının açıklaması olmasa da. Ben 30’u geçtim, bilmem kaç senedir olmamış işi gerçekleştirdim dedi. Diğerleri de bekleneni alsaydı ikinci tur olurdu dedi. Kazandım demedi ama kaybettim de demedi. Bunu daha ileri taşıyacağım dedi.
  • Kılıştar İnce başarısız dedi, CHP başarılı dedi neye göre olduğunu kendisi de anlamadan. CHP de kazandı.
  • Akşener, partisinin üçüncü alternatif olduğunu, ikili yapıyı yıktığını söyledi. Kendisinin %7.5 almasından bahsetmedi bile. İyi Parti de başarılı.
  • HDP %10’u gene geçti, hapisteki Demirtaş %8 aldı. HDP de başarılı – ki bence içlerinde sadece HDP başarılı.

Kim başarısız kimse bilmiyor. Tüm “bakanlar kurulu” sadece Erdoğan’a hesap verecek, meclisin varlığının önemi kalmamış, her şey tek adamın ağzına bakıyor. Hal buyken “ama biz meclise adam soktuk ki şapşik 😉 xoxoxo :*” seviyesinde kalan bir muhalefetimiz var.

Kılıştar’ın bir sözü var ki evlere şenlik: Vekil sayısı artmış CHP’nin. Ne kadar arttığını da ben size söyleyeyim: Binde 3. %24’e karşılık %24.3 – o da ittifak mevzundan. Kılıştar’ın Erdoğan’a çalıştığına eminim dediydim, ayrı bir kanıdı oldu işte bu. Akşener’se öyle bir sinirle çıkmış toplantıya, öyle bir atarlıydı ki o salonda olmak istemezdim. Oradaki muhabirler mi başarısızlığın sorumlusu hacıapla, nedir bu atar gider?

İşin şakalı kısmı: Bugün parti kurma isteği oluştu bende. TKP – Türkiye Kantçı Partisi. Altı üstü üç tane kurala uyarak yaşayacağız, üç tane kurala uyarak siyaset yapacağız. Sadece ve sadece ahlaklı olacağımız için %0.001 oy alacağız ama diyeceğiz ki “biz ahlaklıyız, siz nesiniz”.

Valla bak, yapsam mı öyle bir şey? Zaten kimse umursamayacağı için öyle koca binalara da gerek yok. Ankara dışında bir barakayı 300-350 liraya kiralasam yeter. Zira görünen o ki ben ve benim gibiler için gidecek hiçbir yer yok.

İşin ciddili kısmı: Kaybeden her türlü Türkiye olacak dedim dedim inanmadınız. Bak ne oldu şimdi? İnandınız mı?

Bu da seçimle ilgili son yazı olsun. Dahasına zaten gerek yok.

6 comments On Seçimin Kaybedeni: Sadece Türkiye

  • Biz ayni sarkiyi soyledik daha nekadar soylicektik

    Dinliyen dinledi dinlemek istemiyen melodiyi degistirdi

    Kalin kafasina sokamadik dinlemek istemediler

    bananeydi artik baslarina gelenleri haketiler

    kotuye gitcegi kadar gitsin bizim umitler tukendi

    Kardeslik mesaji vermek icin cok gecti

    Temizlik icin sonbahari beklemeliydi

    Bakalim bu kisacik omurde daha neler gormeliydi

    • Kardeşlik kardeş olmak isteyenler arasında olabilir abi. Uzun süredir ben bunlarla kardeş olmak istemiyorum zira çok daha uzun süredir onlar benimle kardeş olmak istemiyor. “aziz millet irfanını gösterdi” gibi aşağılıktan daha hafif bir şekilde nitelendiremeyeceğim bir yorum gördüm ben seçimden sonra. Çocuk katili adamları, hak hırsızlarını sevmek irfan demekmiş. Bunların neyiyle, ne diye kardeş olalım?

      Tek dert işte, ah ki kendi yedikleri boklar tek kendilerini etkiliyor olsaydı keşke. Yeminle zerrece umrumda olmazdı o zaman da işte. Yedikleri boklar yüzünden bize de yazık oldu, oluyor, şimdi hepimize olmadığı kadar yazık olacak.

  • Seçim bitti diye siyaset bitmedi Murat. Analizlere devam.

    Muharrem İnce seçim gecesi Swiss Otel 18 nolu odada içki çekmiş diyorlar. Cehape içinde ki kavgayla baş edememiş seçim gecesi bu yüzden çıkamamış ekran karşısına. İnsanları p.ç gibi ortada bıraktılar. Kendi tabanını şizofrenleştirdiler.

    -Marul babaanne ise ancak 2 gün sonra çıkıp konuşabildi, prompter muhabbeti yapan kadın elinde ki kağıttan kafasını kaldırmadı.

    Cumhur İttifakı 3-4 ay fırtına estirdiğini sananları tek turda sandığa gömdü. Bundan sonrası enkaz toplama yarışması.

    -Cehape’de sular durulmuyor satış yapan yapana. Eren Erdem elden çıkartıldı. Elazığ vekili isyan bayrağını açtı. Muharrem İnce’ye cesaret ve destek verenlerin sayısı artıyor.

    -Cehape’de Kılıçdaroğlu ve yandaşları iktidarı kaybetmezse Hdp ile daha ne kadar grift olacak ?

    -Muharrem İnce yeni parti kurarsa Beşiktaş-Kadıköy-Bakırköy-İzmir-Çankaya gibi parti yönetimine rant getiren belediyeleri alabilecek mi ? Yoksa yerel seçimlerde fiyasko ile çıkar yada belediye başkanlarını transfer edemezse sadece vekillerle ne yapabilecek ? Rantçıları ne yiyecek ?

    -Marul’un bahçesi kime kalacak ? Süleyman Soylu İP başkanı olur mu ? İP’ci vekiller nereye eklemlenecekler ? Çatlı üzerinden götürülen Mhp-Akparti güç gösterisine İP vekilleri dur demek için Akparti’ye geçecekler mi ?

    -1 gecede müttefiği hariç bütün partileri darma duman eden Türkiye’nin gelmiş geçmiş en iyi siyasetçisi Erdoğan’ın meclisin yetimi konumuna düşen İP’çiler için kararı ne olacak ?

    -Muharrem İnce Kılıçdaroğlu hakkında “İstifasını istemeyeceğim” diyor. Ertesi gün ise “Kurultay istemeyeceğim o tuzağa düşmeyeceğim” diyor. Yeni parti sinyali.

    -Seçilemeyen İP vekil adayı gazinocular kralının ufak oğlu, yakışıklı “Erdoğan düşmanı” Mehmet Aslan; “Cehape ile bir olduğumuz için oy alamadık” demiş. Bu Cehape’ye bize gelmeyin sinyali mi ?

    -Muharrem İnce 81 il teşekkür ziyareti teşkilatlanmanın yeni sinyalidir. Vekiller hariç yerel seçim öncesi belediye başkanlarından destek görecek mi ? Koltuğunu yeni partiyle beraber korumak isteyecek kaç belediye başkanı Cehape merkezine diklenecek ?

    -İç savaş, sokak isyanları ve ekonomiyi durdurma gibi bir çok denklemin-karamsarlığın içine itelenip aylarca kazanacağız algısı beyinlerine işlenmiş ve seçim gecesi yol ortasına terk edilen tabanın kararı ne olacak ? Seçim gecesi liderliğini konuşturmayan İnce’mi, parti diktatörü Kılıçdaroğlu’mu ?

    • İnce pek umrumda olmadan bu soruların kimilerine bugün paylaştığım koca yazıda değinmeye çalıştım ya, sorular çok, cevapları da önden düzgün bilme şansımız yok.

      Bizdeki hastalığı da görüyoruz aslında burada. Tamam, soru çok. Doğru. Ama biz soru sormaya devam ederken günler, haftalar, aylar geçiyor ve olduğumuz yerde sayıyoruz. Sonra ağlıyoruz yok oy çaldılar, yok toplum mal filan diyerek. Biz böyle oldukça semer vuranımız çok olacak, o garanti.

      Ne bileyim…

      Not düşmek de istedim, bu Marul lafı hoşuma da gitmedi. Herkesin adı varken Akșener’e marul demek pek mantıklı ve açıklanabilir gelmedi. Böyle sıradan oyunlara ihtiyacımız yok inancındayım.

  • Yazı alıntıdır.

  • Pingback: Seçimin Ardından: Uzun Soluklu Bir Türkiye Analizi ve Bir Strateji Önerisi | Murat Karabağ ()

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.