Siyaset Nedir ve Neden Önemlidir?

Her insanın farklı doğruları, farklı çıkarları, farklı amaçları ve farklı araçları vardır. Birisi için vergi kaçırmak yanlışken başka birisi için vergi ödemek yanlıştır. Birisi başkaları üzerinden zenginleşmekten çekinmezken başka birisi çalışmayı gereksiz görür, başkalarının emeğini gasp etmekte bir sakınca görmez. Birisi kurtuluşu şeriatın gelmesinde görür, başka birisi sosyalist devrimde.

Yani hepimiz farklı şeyler isteriz. Farklı doğruları savunur, farklı açılardan olaylara bakarız. Bir şekilde beraber yaşamak zorunda kalan farklı insanların doğrularını çarpıştırdığı alan, siyaset alanıdır. Yani siyaset, farklı çıkarlara sahip kişi ve grupların, savaşı ve zorbalığı ilk değil son çare olarak görerek diğerlerini kendi doğrularına ikna etmek veya kendi doğrularını kabule zorbalıktan farklı araçlar ve yöntemlerle zorlamak için girişilen, gücü elde etmek için yapılan oyunlardır.

Bu tanımda, gördüğünüz üzere, üç değişken (veya üç farklı soruya cevap) vardır: Siyaseti kim yapar, siyaset nasıl yapılır, siyaset neden yapılır. Son sorudan başlayarak bunları biraz açalım.

Ünlü Alman generali Von Clausewitz’e göre savaşlar siyasetin bittiği yerde başlarken Alman hukukçu ve siyaset bilimci Carl Schmitt’e göre siyasetin kendisi bir savaş alanıdır1. Yani siyasetteki en temel, belki de tek uğraş, gücü ele geçirme uğraşıdır. Peki, bu uğraş neden bu kadar önemlidir?

Yine Schmitt’e göre siyasette esas belirleyici olan dost ve düşman ayrımıdır2. Kişileri ve grupları dost ve düşman olarak ayıran şey siyasetin alanındadır, ayırmayanlarsa siyasetin dışındadır. Bunun anlamı şudur: Başkalarının tereyağını sevip sevmemesi sizin umurunuzda olmaz. Vakta ki bu kadar çılgınsınız ve tereyağı sevmeyenleri düşman bellediniz, bu yine de siyasetin alanında değildir zira başkalarını bu sebepten düşman belleyecek büyük bir grup oluşma ihtimali yoktur. Yani tereyağını sevmek, siyasetin dışındadır. Gel gelelim dini inancınız siyasetin alanına girebilir, İslam’ın yapısı nedeniyle girmesi de gerekir, dolayısıyla din siyasetin alanındadır.

Siyasette esas kaygının gücü ele geçirmek olduğunu siyasetin alanıyla birleştirdiğimizde şu ortaya çıkar: Siyaset, başkalarını kendi doğrularını kabul etmesi, bu olmazsa da en azından bu doğrulara boyun eğmesi için vardır ve yapılmaktadır. Herkesin aynı doğruya aynı şekilde ulaşmaya çalıştığı bir yerde, doğal olarak, siyaset yapılamaz.

Peki, siyaset nasıl yapılır? Bu sorunun cevabı iki ayaklıdır. Schmitt, parti siyasetinin ülke siyaseti haline gelmesi durumunda bir ülkede iç savaşın kaçınılmaz olduğunu söyler. Bu nedenle ülkedeki siyasetçilerin, özellikle de hükümetlerin iç değil dış düşmanlar bulması gerektiğini, aksi takdirde içeride bulunan düşmanın toplumu böleceğini ve çatışmayı kaçınılmaz kılacağını anlatır. Bu, siyasetin nasıl yapılacağının ilk cevabıdır: Siyaset, kişi veya grubun kendi doğrusunu hakim kılmak için diğerlerine karşı düşmanlık yapmasıyla yapılamaz.

İkinci olarak, siyasette mutlak kazanç ve kayıplar yoktur ve her zaman, tıpkı bir tahterevallide olduğu gibi, denge aranır. Bu, hiçbir doğrunun vazgeçilmez olmaması ve ilanihaye geçerli “gerçek” doğru olmaması demektir. Doğrular her an değişir ve gelişir. Siyaset de, bu minvalde, katılıkla değil iletişimle gerçekleştirilir. Dahl’ın 1957’de yazdığı the Concept of Power isimli makalesinde de belirttiği gibi3 güç sosyal bir olgudur ve siyasette amaç güce sahip olmaktır. Siyasetin de sosyal bir alan olması nedeniyle “ya hep ya hiç” tarzı yaklaşımlar, anladığımız manada, yani konuşarak ve tartışarak yapılan siyasetin değil, bir anda değiştirici, yani devrimci siyasetin alanındadır. Başka, ve daha kolay anlaşılır tabirle, siyaset konuşarak ve orta yol bulunmak üzere yapılır, dayatmalar için yapılmaz. Dayatmalar için yapılan siyaset, anladığımız siyasetin dışındadır ve radikaldir.

Bu minvalde siyaseti kim yapar sorusunun cevabını da bulmuş oluruz: Siyaseti, sözleri ve eylemleri katı olanlar değil daha yumuşak olanlar, anlaşmak üzere çalışanlar yapar. Katı olanlar yalnızca radikaller, (yalnızca solla sınırlı kalmamak üzere) devrimcilerdir ve tarihin de gösterdiği üzere bu kişi ve gruplar gücü ele geçirmeleri durumunda siyaseti bitirmekten çekinmemişlerdir.


Türkler için Siyasete Giriş Dersleri serisinin tümü için tıklayın.

Footnotes

  1. Clausewitz’in görüşleri On War (ilk basım 1832) isimli eserinde bulunmakta iken Schmitt’inki Writings on War isimli üç makalesinin derlendiği kitapta (2011) bulunabilir.
  2. The Concept of The Political, ilk basımı 1932.
  3. Makalenin özetine http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1002/bs.3830020303/abstract adresinden ulaşabilirsiniz.

Leave a Reply

Site Footer