Devr-i Sabık Yaratmalıyız!

1996 yılında doğuyor Ahmet Özdemir. Bu satırları okuyanların çoğundan küçük bir kardeşimiz Ahmet.

Ahmet’in hayatı 2016’da değişiyor. O sene 1996’lıların çoğu üniversiteyi yeni kazanmışlar, hayatlarının tadını çıkarır halde, çoğu baba parası ile gününü gün ediyor.

Ahmet Özdemir ise 2016’da askere gidiyor, okuyamamış çünkü. Neden okuyamamış? Babası mevsimlik işçi, annesi ev hanımı. Almanya’yı, ABD’yi dize getiren devletimiz, Ahmet’in babasına doğru düzgün bir iş verememiş ondan. Okumaya Devam Edin

AKP’li Saçmalamaları IV: Bekir Bozdağ ve 696 Sayılı KHK

Bekir Bozdağ çıkmış, alemin akıllısı olduklarını söylemiş. Yürüyün gidin diyor, sözlerine bakıyoruz. Kaynağımız burada.

“Darbe girişimi ve terör eylemlerinin bastırılması için hareket ettiği” ileri sürülen sivillere cezai sorumsuzluk getirilmesine ilişkin “Terör ifadesinden kast edilen darbecilerin yaptıkları. Düzenleme 16 Temmuz sonrasını kapsamıyor. KHK düzenlemesi 15 Temmuz öncesini de kapsamıyor”.

Ne zamandan beri darbe terör olarak nitelendirilir oldu? TCK’da darbe ile ilgili başka, terör ile ilgili başka maddeler yok mu? Okumaya Devam Edin

Muhalifin Yaşam Hakkı Resmi Olarak Elinden Alınırken…

696 sayılı KHK‘mız sağ olsun, adam öldürebilirsiniz ve sonucunda hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk doğmaz.

Hemen ilgili maddeye (121) bakalım:

Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Peki, 37. maddenin birinci fıkrası ne diyormuş? Ona da bakalım: Okumaya Devam Edin

15 Temmuz “Şehitleri” Kimin Şehitleri?

Şehidin şöyle bir tanımını yapayım: Kişi veya kişinin bağlı olduğu topluluk için kutsiyet atfedilen veya atfedilebilen mefhum, şey, veya görevler için veya ifa sürecinde canını kaybetmiş kişi. Şehadet de, bu minvalde, bu can kaybetme işinin oluşu.

İşbu sebeple kafanızı nereye çevirirseniz başka bir şehitten bahsedildiğini görürsünüz. Ulus-devletler ülke için düşenlerden bahsederken imparatorluklar kral, imparator, sultan için düşenlerden bahseder. Marksistler ve sosyalistler devrim şehitlerinden bahsederken İslamcılar din veya Allah şehidinden bahseder.

Elimizde kalan da, nihayetinde, şöylesine basit bir şey olur:

Biz homo politicus denilen varlıklarız ve iyi algımız farklı. Ama o kadar da pis varlıklarız ki kendi iyimizi başkasına dayatırız, başkası kendi iyisini dayattığı zamansa karşı çıkarız. O arada kendi iyi algımız için ölenleri de kutsarız ki iyi algımızı dayatmaya devam edebilelim. Okumaya Devam Edin

Site Footer