698 Sayılı KHK: Erdoğan Sultanlığının Resmi İlanı

Hatırlayalım: Seçimden önce gerekli yasal değişiklik yapılmadan sultanlık sistemine direkt geçiş yaptığımız için meclis kapanmadan hemen önce “meclis tarafından” bakanlar kuruluna kafalarına göre KHK çıkarabilme yetkisi verildi.

Bu yetkiyle ne yapıldı?

  1. KHK’nın mecliste onaylanma tiyatrosu kaldırıldı. O günden sonra çıkan KHK’lar direkt yasal hal alır oldu.
  2. KHK’ların olağanüstü durumla ilgili olması yükümlülüğü de facto (fiilen) deliniyordu, artık bu ilgisizlik (en azından içinde bulunduğumuz OHAL süresince) de jure (yasal) hal aldı. Yani OHAL’de patatesin tavan fiyatını belirlemek isterse “hükümet” (yani Erdoğan), bunu artık “yasal olarak” yapabilir.

Okumaya Devam Edin

Seçimin Ardından: Uzun Soluklu Bir Türkiye Analizi ve Bir Strateji Önerisi

Bu sitede yazdığım her şeye azami dikkat gösteriyor ve elimden geldiğince bilgilerimi, deneyimlerimi ve gözlemlerimi tamamıyla aktarmaya çalışıyor olsam da şu ana dek yazdıklarımın hiçbiri bu yazı kadar geniş, kapsamlı, ihtimalen uzun ve önemli olmayacak. Lütfen bu yazıya sıradan bir yazı olarak bakmayın. Kahvenizi alın, belki bir müzik koyun arkaya, ve dikkat ederek okuyun. Bugüne dek parça parça döktüklerimin neredeyse tümünü ve dahasını burada bulacaksınız. Umudum bu yazının bir referans olabilmesi ve elimizde çok az kalmış vaktin değerli kullanılmasına aracı olabilmesi.”

Girişi bu şekilde olan ve 29 A4 sayfası boyutunda, altı ana başlıkta 34 bölümden müteşekkil bu yazıyı buradan indirebilirsiniz. Metnin tamamı aşağıda ama 11.404 kelime, boşluksuz 73.094 karakter uzunluğundaki bu yazıyı indirip daha rahat bir şekilde okumanızı şahsen tavsiye ederim. Eğer okumaya gözünüz keserse ve sonunda okumaya değer bir metin olduğunu da düşünürseniz lütfen dilediğiniz gibi, dilediğiniz yerde paylaşın ve lütfen paylaşın. Kısa kısa ve parça parça yazdıklarım(ız) bir işe yaramadı bugüne kadar o ki, belki derli toplu bir yazı bir parça bilinç oluşmasına yardımcı olabilir.

Son olarak metnin ilk halini görüp yorumlarını benden esirgememiş herkese teşekkür ederim. Hala gözümden kaçan kısımlar da, eksik olan bölümler de tabi ki benim görevimi eksik yapmamdan kaynaklanmakta. Okumaya Devam Edin

Seçime Beş Kala

Aslında seçime dört kalmışsa da başlığı böyle atmak istedim.

Daha önce de demiştim, benim seçimle çok işim yok. Ondan üç yazı yazdım sadece. Dört kala da bir “wrap-up” yapayım, yazdıklarımı toparlayayım istedim.

İlk yazıda özetle Erdoğan’ın, olmaz ya hadi oldu diyelim, kaybetmesi durumunda koltuğunu bırakmamasının da masada olduğunu, ona göre davranılması gerektiğini söylemiştim. O yazıda kimlik siyasetinin haldır huldur devam edeceğini de söylemiştim. “Sönük” başlayan maratonunda Erdoğan bildiğimiz Erdoğan’a, hayvani bir medya karartması uygulanan Akşener’den kurtulduğuna emin olduğunda, döndüğünü gördük. Akşener’in başganlık seçiminde zerrece şansı olmadığına artık eminim yoksa Erdoğan bildiğimiz bölücü söylemlerinin şiddetini bu kadar artırmazdı. Yok fatiha okumazmış, yok bilmem ne. Zaten fatiha okuyunca düşüyor etin fiyatı, felak ve nas okuyunca yükseliyor liranın değeri. Okumaya Devam Edin

Soğan Kuru? Gürcistan ve Türkiye’den 10 Üründe Fiyat Karşılaştırması

Bu satırların yazıldığı an itibariyle bir Gürcü larisi 1.93 Türk lirası değerinde (buyrun kaynak). Kıytırık Gürcistan’ın parasının bizimkinin iki katı değerinde olmasını es geçip daha hayati olan kısma bir bakalım. Beş ürünün kıyaslayacağım, kolaylık olsun diye de lariyi 1.93 değil 2 liradan hesaplayacağım. Zaten pek yakında 2 lirayı da geçecek. Okumaya Devam Edin

Seçime Doğru: İti İte Kırdırmak?

(Konu genişleyerek gidiyor olacak zira farklı parçalardan bahsetmeden sonuca ulaşamıyorum. Şimdiden bu dağınık görülebilecek akış için özür dilerim)

Şöyle garip bir durumdayız: Akşener ortaya çıkıp sağdan oy toplayacak, Erdoğan’a rakip olacak denildi. Karamollaoğlu ismi çok önemli olmasa da baraj yüzünden SP’ye oy vermeyip AKP’ye verenler de SP’ye verecek, AKP mecliste de başkanlık seçiminde de güç kaybedecek denildi. CHP-İyi Parti-SP arasında ittifak olacak, bunlar birbirini destekleyecek dendi.

Bugünse Akşenerci ve İnceci tayfa birbirine giriyor. Bir yandan “Akşener sağcılardan oy alabilir, ikinci tura kalması için kendisine oy verin” derken diğer yandan “İnce gümbür gümbür geliyor” deniyor. Yani enteresan bir şekilde İnce değil Erdoğan “iti ite kırdırıyor”1. Sanırım son karaladığım yazıyla ben de bu saçma tartışmaların bir parçası oldum. Ondan ikinci ve son defa bu saçma tartışmaya girmek istedim. Okumaya Devam Edin

Bir Daha Devr-i Sabık Üstüne

Nedir bu devr-i sabık? Osmanlıcadan Türkçeye ters takla attırdığımızda sabık devir. Önceki dönemi suçlar ve ondan tamamen farklı bir şekilde davranır bir yeni siyasi yapı demek.

Neden ben buna çok takığım? Üç örnek vereyim:

  • Diyelim ki iki mucize birden oldu. Önce iktidar el değiştirdi ve “sabık” iktidarın sahipleri ülkeyi terk etmedi veya onlar ülkeyi terk edene dek savcılarımız birden hukuk diye bir şeyin var olduğunu anımsadı. Hepimizin gözü önünde ne anayasa, ne insan hakları sözleşmesi, ne yasa takılarak işlenen onca suçun hesabını sormaya karar verdiler. Diyelim ki halihazırda yapılıp bitirilmiş, yani sözleşmenin bir tarafının yükümlülüğünü üzerinden attığı bir köprü/yol/baraj var. Bunun ihalesine fesat karıştırılmış. Ne yapacağız, ihale yükümlülüklerinden ülkeyi azade mi kılacağız yoksa “ama adamlar işlerini yapmış bitirmişler, bize giren kazığı kabulleneceğiz” mi diyeceğiz? Eğer ikincisini diyorsanız benle aynı saftasınız.

Okumaya Devam Edin

Devr-i Sabık Yaratmalıyız!

1996 yılında doğuyor Ahmet Özdemir. Bu satırları okuyanların çoğundan küçük bir kardeşimiz Ahmet.

Ahmet’in hayatı 2016’da değişiyor. O sene 1996’lıların çoğu üniversiteyi yeni kazanmışlar, hayatlarının tadını çıkarır halde, çoğu baba parası ile gününü gün ediyor.

Ahmet Özdemir ise 2016’da askere gidiyor, okuyamamış çünkü. Neden okuyamamış? Babası mevsimlik işçi, annesi ev hanımı. Almanya’yı, ABD’yi dize getiren devletimiz, Ahmet’in babasına doğru düzgün bir iş verememiş ondan. Okumaya Devam Edin

Seçmek ya da Seçmemek: İşte Bütün Mesele!

Türkiye istediği aday yerine istemediğinin karşısındaki adayı seçmeye alışkın bir ülke. Doğru hatırlıyorsam 2007 seçimlerinden önce Hürriyet’in sürmanşetinde Baykal’ın fotoğrafı yanında kendi ağzından çıkan şu (anlamda) sözler vardı: Baykal’a rağmen CHP’ye oy vermenizi istiyorum. Vakit Baykal’a rağmen deme vakti değil.

Bu ortam özellikle 80 darbesinden sonra oluştu. 80 solu yıktı geçti, olanca gerginliğine ve şiddetine rağmen 70’lerin (ve hele ki 60’ların) özgürlükçü ortamını da dağıttı. Darbenin kendi yetmedi, Özal diye bir belayı sardılar başımıza. 89’a kadar başbakan kaldı, sonra cumhurbaşkanı oldu. Giderken geriye Akbulut diye bir başka facia bıraktı. Sonra Yılmaz, Çiller, Erbakan filan derken ulaştık Erdoğan’a. Belaya gel… Okumaya Devam Edin

1 Mayıs İtibariyle Türkiye ve Orta Doğu

  • Suriye’de ekserisi İranlı en az 16 kişinin öldürüldüğü geceyi müteakip akşam İsrail başbakanı Netanyahu “İran, nükleer konusunda yalan söyledi” diye konuştu. Bu yaz Hizbullah’ın Golan Tepelerine girmesi bekleniyor. Hal buyken İsrail tarafından yapıldığı bu açıklamayla neredeyse kesinlik kazanan bu saldırı hayra alamet değil.
  • İran’da 2017’de yapılan seçimle Ahmedinejad döneminin üstü tamamen çizildi. Dış politikası biraz daha yumuşar gözükse de İran bildiğimiz İranlıktan çıkmış değil. Yani Şii hilali hala birincil amaç ve bu yönde çalışılıyor. Suriye’de vurulanın Hizbullah olduğu konuşuluyor ki bu bizi endişelendirmesi gereken bir konu.

Yani Suriye’de, bir defa daha, ortalık ısınıyor fakat bu seferki ısınma diğerlerine benzemiyor. Trump’ın Suriye’den çıkmak istediğini söylemesine rağmen Pompeo’nun dışişlerinin başına gelmesi ilgi çekici – ki Amerika’nın SDG’ye 2019 bütçesinden 300 (veya 550) milyon dolar ayıracağını biliyoruz. Fakat mevzu burada bitmiyor, esasında başlıyor: Okumaya Devam Edin