Ne Olursa Olsun O Bir…

“Ne olursa olsun o bu ülkenin cumhurbaşkanı”. “Ne olursa olsun nihayetinde o bir başbakan”. “Tamam ama o bir vekil”.

Bu kafanın aynısı şu: Kocam değil mi? Döver de, sever de. Siz bunu diyene “kızım, bak. Sen bir insansın. İnsan olarak onurun, insan olarak değerin var ve bu değerden vazgeçmen demek senin insanlığından vazgeçmen demek” dersiniz, ancak yüzünüze bakar. Kafatasının içinde nöron yoktur, sadece içi boş sünger vardır çünkü. Düşünmez değil bakınız. Düşünemez. Düşünebilmek için gerekli şeyler vardır çünkü. Bilmek gibi, kıyaslayabilmek gibi.

Sorumuzu soralım: Herhangi bir makam, normalde kabul edilemeyecek herhangi bir eylemin meşru veya hoş görülmesine sebep olabilir mi? Cevabımız tabi ki hayır oluyor. Ülkemizdeki “ama o nihayetinde bizim X’imiz, ondan Y yapalım” bakışının temelinde de ahlak sorunumuz olduğunu belirterek cevabı detaylandırayım. Okumaya Devam Edin

698 Sayılı KHK: Erdoğan Sultanlığının Resmi İlanı

Hatırlayalım: Seçimden önce gerekli yasal değişiklik yapılmadan sultanlık sistemine direkt geçiş yaptığımız için meclis kapanmadan hemen önce “meclis tarafından” bakanlar kuruluna kafalarına göre KHK çıkarabilme yetkisi verildi.

Bu yetkiyle ne yapıldı?

  1. KHK’nın mecliste onaylanma tiyatrosu kaldırıldı. O günden sonra çıkan KHK’lar direkt yasal hal alır oldu.
  2. KHK’ların olağanüstü durumla ilgili olması yükümlülüğü de facto (fiilen) deliniyordu, artık bu ilgisizlik (en azından içinde bulunduğumuz OHAL süresince) de jure (yasal) hal aldı. Yani OHAL’de patatesin tavan fiyatını belirlemek isterse “hükümet” (yani Erdoğan), bunu artık “yasal olarak” yapabilir.

Okumaya Devam Edin

Yaptırım, Egemenlik, Yasa ve Anlaşmalar

Aynı hafta içerisinde bölgemizi karıştıracağı ve oluk oluk kan akıtacağı neredeyse garanti olan üç şey yaşandı. Önce Trump, seçim vaadi olarak sunduğu şeyi gerçekleştirip İran ile yapılan anlaşmadan çekildi ve daha fazla yaptırım uygulanacağını söyledi. Sonra aynı gün içerisinde İsrail’deki ABD elçiliği Kudüs’e taşıdı. Buna tepki olarak sokaklara, daha doğrusu sözde “sınıra” yığılan Filistinliler üzerine açılan ateşle en az 58 kişi öldü, yaralı sayısı 770 ile 12.000 arasında değişiyor.

Erdoğan yönetimindeki Türkiye boş atıp dolu tutma sevdalısı bir kimliğe bürünmüş durumda. Peki, neden böyle diyorum? Bu yazıda teorik temelden başlayarak bu soruyu cevaplayalım. Okumaya Devam Edin

Eşit Haysiyetin Temellenmesi: Rasyonalite ve Otonomi

Seri dahilinde sürekli olarak eşit haysiyet ilkesine işaret ederek cumhuriyet fikrinin neden önemli olduğunu, cumhuriyet olmadığı sürece demokrasinin önemsiz olduğunu, birincil sorunumuzun eşit haysiyet ilkesini hayata geçirmek olduğunu tekrar tekrar belirtmeye çalıştım. Özellikle Avrupa ve Amerika literatürlerini okuyanların ısrarla anlayamadığı demokrasi ve cumhuriyet farkını ve eşit haysiyetin önemini bu yazıyla açıklamaya çalışacağım. Eğer serinin diğer yazılarından haberdar değilseniz dilerseniz bu yazıdan önce, dilerseniz sonra eşit haysiyet terimini ister sağ üst, ister sol üst taraftaki arama bölümünden site içinde arayıp ilgili yazılara bakabilirsiniz. Okumaya Devam Edin

Türkiye ve İç Savaş

(Bu seriye başlarken biri bugüne, diğeri geleceğe dönük iki amacım vardı. İlk amacım yazıları okuyan olursa terimleri doğru kullanmalarına vesile olmaktı. İkinci amacımsa yarın düzeltecek veya tekrar inşa edecek bir ülkemiz olursa onun düzgün kurulması veya düzeltilmesi için belki evrende hidrojen atomu kadar faydası olmasıydı. Bu yazı, diğerlerinin aksine, sadece bugüne yönelik bir yazı)

An itibariyle seri dahilinde bugünkü konumuzla ilgili kimi yazıları yayınladım: İç savaş, devletin şiddeti tekeline alması gerekliliği, kimlik siyasetinden kaçınmanın zorunluluğu, hukukun üstünlüğünün önemi, Türkiye’nin teröre bakışı ve güçler ayrımının önemi yazılarına, dilerseniz, önden bakabilirsiniz. Bu temel üzerine soralım: Türkiye’de, günbegün artan sayıda insanın korktuğu ve dillendirdiği üzere, bir iç savaş çıkabilir mi? Okumaya Devam Edin

Cumhuriyet ve Demokrasinin Farkları

Cumhuriyet ve demokrasi kavramları Türkiye’de sıkça birbirine karıştırılıyor ve ben inatla anlatmaya çalışsam da kimi muhataplarım bu terimleri yanlış kullanmaya devam ediyor. Bu yazıda bu kavramların benzerliklerine ve farklılıklarına biraz bakalım. Liste şeklinde ve olduğunca kısa ve net cümlelerle bu farklılıkları sunmaya çalışacağımı da baştan belirtmeliyim. Önce bu iki kavramın tanımını yapalım. Okumaya Devam Edin

Eşit Haysiyet İlkesi ve Vatandaşlık Mefhumu

Bu yazıda vatandaşlık hakkını oy vermeye denk tutuyorum demişsiniz. Ve bizim için cumhuriyet demokrasiden öncelikli bir değerse ve cumhuriyetin olmazsa olmazları biri oy hakkı (vatandaşlık hakkı) ve eşit haysiyet ilkesi ise demokrasi ve cumhuriyet bu durumda ayrılmış ikili olmuyor mu? Eşit haysiyet demek demokrasi demek değil midir?”

Öncelikle bu mail’i gönderen Oğuz Yurtçu Bey’e teşekkür etmeliyim. Bu soru üzerinden, bu ilki olmak üzere, iki yazı bu seriye eklenecek. Bu giriş notuyla konumuza girelim. Okumaya Devam Edin

İç Savaş

Savaşlar içerisinde en acı vericisi olan iç savaş, artık uzunca diyebileceğimiz bir süredir Türkiye’de, bazen yüksek bazen kısık sesle dillendiriliyor. Bu ihtimali yüksek sesle dillendirenlerden biri olarak iç savaşla ilgili birkaç bilgiyi bu seride paylaşmaya karar verdim. Önceden belirtmeliyim ki Ruanda veya Bosna gibi devlet otoritesinin zayıfladığı veya hiç olmadığı ülkelerdeki iç savaşları değil, Schmitt’in de üzerinde durduğu, yerleşik otoritenin bütün haşmetiyle var olduğu ülkelerdeki iç savaşın nedenlerine bakacağım. Seri Türkler için yazılmış durumda ve Türkiye’de devlet otoritesi hala bulunmakta. Okumaya Devam Edin