1 Mayıs İtibariyle Türkiye ve Orta Doğu

  • Suriye’de ekserisi İranlı en az 16 kişinin öldürüldüğü geceyi müteakip akşam İsrail başbakanı Netanyahu “İran, nükleer konusunda yalan söyledi” diye konuştu. Bu yaz Hizbullah’ın Golan Tepelerine girmesi bekleniyor. Hal buyken İsrail tarafından yapıldığı bu açıklamayla neredeyse kesinlik kazanan bu saldırı hayra alamet değil.
  • İran’da 2017’de yapılan seçimle Ahmedinejad döneminin üstü tamamen çizildi. Dış politikası biraz daha yumuşar gözükse de İran bildiğimiz İranlıktan çıkmış değil. Yani Şii hilali hala birincil amaç ve bu yönde çalışılıyor. Suriye’de vurulanın Hizbullah olduğu konuşuluyor ki bu bizi endişelendirmesi gereken bir konu.

Yani Suriye’de, bir defa daha, ortalık ısınıyor fakat bu seferki ısınma diğerlerine benzemiyor. Trump’ın Suriye’den çıkmak istediğini söylemesine rağmen Pompeo’nun dışişlerinin başına gelmesi ilgi çekici – ki Amerika’nın SDG’ye 2019 bütçesinden 300 (veya 550) milyon dolar ayıracağını biliyoruz. Fakat mevzu burada bitmiyor, esasında başlıyor: Okumaya Devam Edin

BM’deki Kudüs Oylaması Üstüne

Ankara’dan abimiz gelmişçesine evde bir bayram havası var bu oylamanın sonucuyla ilgili. Erdoğan nasıl da lidermiş, Amerika’nın sonu gelecekmiş, Siyonizm çökecekmiş, Batı karşısında Doğu kazanmış.

Hele en güzel yorum: Kudüs Filistin toprağı olarak kabul edilmiş. Oha lan. Oha. Bizim milletin cehaletinden ne kadar nefret ettiğimi anlatacak kelimem yok…

BM’de ne oylandı? Türkiye’de bir fikri/yorumu olan kaç kişinin bu sorunun cevabını bildiğini gerçekten merak ediyorum. Sizin de bilmediğinizi addederek BM’nin kendi sitesinden ilgili haberin girişini paylaşıyorum1: Okumaya Devam Edin

Hedef Türkiye!

Size iki hikayemi anlatacağım.

Budapeşte’den ayrılmadan iki hafta önce İngiltere vizesine başvurdum. Her zaman en fazla 10 günde verdikleri vizeyi vermedi İngilizler. Kafayı yedim. Pasaportum yok, Budapeşte’den ayrılma ihtimalim yok. Ama yasal olarak kalışımı uzatma ihtimalim de yok zira pasaportum yok!

Kalktım göçmen bürosuna gittim durumu anlattım. Adam dedi ki bekle. Dedim bekleyeyim de kaçağa düşüyorum? Bir şey olmaz dedi. Ben gene de o gün göçmenlik bürosunda gördüğüm bütün kameraların önünden geçtim. Okula gittim, durumu anlattım. Yurtta da anlattım durumu. Vize başvurumun durumunu gösteren kağıtları da bastırdım. Okumaya Devam Edin

Rıza Denen Pezevenk Öterken

Önce hatırlamayanlar için başlığın alındığı sahneyi koyayım ki neden bismillah demeden söver gibi olduğum belli olsun. Ayrıca Rıza’ya da teşekkür etmek gerekli – gitti Amerika’da öttü de pezevenk deyince korkmuyoruz. Yoksa hala “hayırsever bir iş adamıyken” adam dövdürttüğünü de hatırlıyoruz – bunu “bağımsız” gazetelerin yalnızca iddia olarak sunuşunu da.

Şimdi hepimiz Amerika’da bugün harbiden başlayan davanın sonucunun nereye uzanacağını, ne olacağını azdan çoktan biliyoruz. Jüri sisteminin en (tek?) güzel yanı olan davaların hızlı bitmesi sayesinde yakında “siz hem ambargo deldiniz, hem kara para akladınız, hem bizi zarara uğrattınız… Bittiniz oğlum siz” denileceğiz ve Sam Amca kesecek cezaları. Sonra başka bir davaya geçeceğiz ve Erdoğan’ın da (potansiyel) sanık olacağı ve Türkiye’yi, bir kişinin peşinde koşan milyonlar yüzünden, tarihin çöplüğüne götürecek yolun taşlarının döşendiğini en gerizekalı kişinin dahi görebileceği bir süreçte olacağız. Okumaya Devam Edin

Ah Ulan Rıza…

Önce geçmişte neler demişim bir bakalım. Dolaylı olarak alakalı olanları koymadığımı belirtmeliyim:

30 Mart 2016. Yolsuzluk skandalı sonrasında Erdoğan’ın teröre ve terörizme yaklaşımı değişti. Artık muhalif olan herkes terörist.

31 Mart 2016. Preet Bharara, davanın eski savcısı, Türkiye’de milyonların ümidi zira her şeyin üstünü kapatan bir hükümetimiz var ve yaptıklarının cezasını vermeye gücümüz yok.

31 Mart 2016. Preet Bharara umut olduğu kadar da korkumuz zira, nihayetinde, Erdoğan yüzünden olan Türkiye’ye olacak ve biz de işlemediğimiz suçun cezasını çekeceğiz.

19 Eylül 2016. Erdoğan’ın ülkeyi nereye sürüklediğini sorguladım bir kere daha. Okumaya Devam Edin

Fethullah vs Tayyip: Ya Birinden Yanasın Ya Diğerinden

Bu ara çok moda oldu. Ya Tayyipçisin, ya Fethullahçı. Başka yolun yok. Öyle ki bana bile üç kere “sen Fethullahçı mısın” dendi Erdoğan karşıtlığım nedeniyle. Önce bu soruya verdiğim klasik cevabı buraya da koyayım:

Bana bunu demek için gerizekalı olmaktan başka gerek ve yeter şart yok.

Yazdığım her şey ortada. Site burada. Geçmişimi de önceden gizli yazarken artık açık yazıyorum. Bartın’da memurluk yaptım, sırasıyla ODTÜ, İÜ, İTÜ ve CEU’da okudum. Bölümleri hakkımda sayfasında görebilirsiniz. Demeye çalıştığım, her şeyi açık olan birine Fethullahçı demek için harbiden gerizekalı olmaktan başka bir şeye gerek var mı? Okumaya Devam Edin

Site Footer