BM’deki Kudüs Oylaması Üstüne

Ankara’dan abimiz gelmişçesine evde bir bayram havası var bu oylamanın sonucuyla ilgili. Erdoğan nasıl da lidermiş, Amerika’nın sonu gelecekmiş, Siyonizm çökecekmiş, Batı karşısında Doğu kazanmış.

Hele en güzel yorum: Kudüs Filistin toprağı olarak kabul edilmiş. Oha lan. Oha. Bizim milletin cehaletinden ne kadar nefret ettiğimi anlatacak kelimem yok…

BM’de ne oylandı? Türkiye’de bir fikri/yorumu olan kaç kişinin bu sorunun cevabını bildiğini gerçekten merak ediyorum. Sizin de bilmediğinizi addederek BM’nin kendi sitesinden ilgili haberin girişini paylaşıyorum1: Okumaya Devam Edin

Kudüs Mevzu Üzerine Düşünceler

Önce sorunu doğru tanımlayalım. Kudüs, 1947’de “hacılar burayı şimdi biz kimseye vermeyelim, 10 sene sonra kime katılmak istediklerini soracağımız bir referanduma kadar ortada kalsın” denilen; İsrail’in 1948’de batı, 1967’de doğu kısmını topraklarına kattığı (veya, biz Türklerin pek sevdiği tabirle fethettiği), 1980’de de “bölünmemiş ve İsrail’in başkenti” ilan ettiği ama bu ilanın uluslararası kabul görmediği bir şehir.

Egemenlikte uluslararası kabul ne kadar önemlidir, başkasının kabul etmediği bir egemenlik olamaz mı gibi soruların cevabından önce egemenlikle ilgili yazdığım şu, şu, şu ve şu yazıları buraya koyayım. Okursanız göreceğiniz üzere egemen, bir toprak üzerindeki nihai karar vericidir.

Bugün İsrail Kudüs’te nihai karar verici midir? Evet. İsrail kanunları mı uyglanmaktadır? Evet. İsrail askeri, parası ve bürokrasisi mi egemendir? Evet.

O halde Kudüs İsrail toprağıdır ve İsrail devleti Kudüs’te egemendir. Bu, uluslararası kabul görmese de böyledir. Nokta. Bunu tartışmak fazlasıyla gereksizdir. Egemenlik için silah gerekir, silahsız egemenlik olmaz. Bakınız: Katalan referandumu. Okumaya Devam Edin

Site Footer