Devr-i Sabık Yaratmalıyız!

1996 yılında doğuyor Ahmet Özdemir. Bu satırları okuyanların çoğundan küçük bir kardeşimiz Ahmet.

Ahmet’in hayatı 2016’da değişiyor. O sene 1996’lıların çoğu üniversiteyi yeni kazanmışlar, hayatlarının tadını çıkarır halde, çoğu baba parası ile gününü gün ediyor.

Ahmet Özdemir ise 2016’da askere gidiyor, okuyamamış çünkü. Neden okuyamamış? Babası mevsimlik işçi, annesi ev hanımı. Almanya’yı, ABD’yi dize getiren devletimiz, Ahmet’in babasına doğru düzgün bir iş verememiş ondan. Okumaya Devam Edin

2018 Türkiye Başkanlık Seçimleri

Kararın açıklanmasından bir hafta sonra detaylıca bir yazı yazmaya karar verdim. Dört başlık, on iki bölümden oluşan yazının başlıkları şu şekilde:

  1. 24 Nisan 2018 İtibariyle Türkiye
  2. Neden Erken (Baskın) Seçim?
  3. Seçim Atmosferi
  4. Seçimin Kazananı ve Senaryolar

2000 kelimeyi aşan bu yazının bir parça işe yaramasını umuyorum. Ayrıca, yazının sonunda da link verecek olsam da, 16 Nisan 2017 anayasa referandumu üzerine ve 696 sayılı KHK üzerine yazdığım yazılara da bakmanızı, bu şekilde (eğer muhalifseniz) bir muhalif olarak ne şekilde davranmanız gerektiğini düşündüğüme bir göz atmanızı rica ederim. Okumaya Devam Edin

Türkiye ve İç Savaş

(Bu seriye başlarken biri bugüne, diğeri geleceğe dönük iki amacım vardı. İlk amacım yazıları okuyan olursa terimleri doğru kullanmalarına vesile olmaktı. İkinci amacımsa yarın düzeltecek veya tekrar inşa edecek bir ülkemiz olursa onun düzgün kurulması veya düzeltilmesi için belki evrende hidrojen atomu kadar faydası olmasıydı. Bu yazı, diğerlerinin aksine, sadece bugüne yönelik bir yazı)

An itibariyle seri dahilinde bugünkü konumuzla ilgili kimi yazıları yayınladım: İç savaş, devletin şiddeti tekeline alması gerekliliği, kimlik siyasetinden kaçınmanın zorunluluğu, hukukun üstünlüğünün önemi, Türkiye’nin teröre bakışı ve güçler ayrımının önemi yazılarına, dilerseniz, önden bakabilirsiniz. Bu temel üzerine soralım: Türkiye’de, günbegün artan sayıda insanın korktuğu ve dillendirdiği üzere, bir iç savaş çıkabilir mi? Okumaya Devam Edin

Gururla Söylüyorum: Vatan Hainiyim

“Konuşmasında yine CHP’ye yüklenen Erdoğan, ana muhalefet partisinin Türkiye’nin en büyük sıkıntısı olduğunu iddia ederek, “Yerlilik ve millilik… Bunu da bizden çalmaya çalışıyorlar.. Dur bakalım ya. Onun patenti bizde. Sizin tarihiniz belli. Hiçbir zaman yerli ve milli olmadınızdiye konuştu.”

  • Erdoğan ne demiş? CHP’nin tarihinde yerlilik ve millilik yok demiş.
  • Kim var CHP’nin tarihinde? Atatürk.
  • Atatürk ne değilmiş? Yerli ve milli.

Atatürk yerli ve milli değilse yerli ve milli olmak o kadar da özenilecek bir şey değil. En azından benim için bu böyle. Dahası, yerli ve milli olmak ve olmamak, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılıkla da alakalı bir şey. Yerli ve milli olmayan Atatürkçü birisi cumhuriyetçidir o ki, yerli ve milli olan cumhuriyetçi de olamaz bu durumda. Olmamalı yani. Nihayetinde yerli ve milli olmayanlar hep zarar veriyor bu ülkeye filan.

Eh, o ki Atatürk yerli ve milli değil. Ve o ki ben Atatürkçüyüm diye geziyorum. Ben yerli ve milli değilim. Bundan da gurur duyuyorum. Nihayetinde yerli ve milli olmayanlar da terörist ve vatan haini o ki; bunu da, başlıktan sonra bir daha, gururla söylüyorum:

Ben vatan hainiyim. O ki Atatürk bile vatan haini oluyor, O’nun kadar olmasa da ben de vatan hainiyim.


Peki ben GERÇEKTEN vatan haini miyim?

Blog burada. Geçmişimi azdan çoktan yazıyorum. Sanırım hain birisi olsam Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayanların iyiliğini istemez, bunun için çalışmazdım. İlk iş bayrak koymazdım yurt dışına çıkarken bavuluma. Türkler için siyasete giriş derslerini, anayasa yazılarını yazmazdım burada. Memur olduğumda beni kullanın diye amirlerime yalvarır hale gelmezdim. “Gavura” ülkemi kötülerdim, hükümetle ülkeyi ayırmazdım. Hükümetin yanlışları yüzünden ülkeme yapılanlara üzülmez, kahrolmazdım. Ve dahası, ve dahası…

Hasılı, ben birilerine göre vatan hainiysem, tekrar ediyorum, bunun tek bir anlamı vardır: Bana bunu söyleyen vatan hainidir. Ötesi yok.

Kozmik Oda ve Vatana İhanet

2009’un sonu. Gazete manşetleri “Bülent Arınç’a suikast düzenlenecek” diyor. Coşuyorlar coşuyorlar, sonunda kozmik odaya giriliyor.

Ne var bu “kozmik odada”? Anladığım kadarıyla savaş durumunda TSK’nın ne yapacağı burada arşivleniyor. İşte seferberlik durumunda kimler askere çağrılacak, ikmal nasıl yapılacak, gizli cephanelikler nerede, kimlerde kırmızı tezkere var, vesair.

Ne alakası var bunun Arınç’la?

Arınç kimdir ki kendisine “yapılacak” bir suikast planları burada bulunsun?

Bunu, 23 yaşında toy bir genç olarak ben düşündüm. Ama “siyasetin piri”, “ikinci cumhuriyetin kurucusu”, “ümmetin lideri ve umudu” olan Erdoğan düşünemedi, öyle mi?

Yine kandırıldı sanırım. Zira başka bir savunması yok. Okumaya Devam Edin

“Hedef Erdoğan Değil, Türkiye”: Hadi Canım Sen De!

Vatan elden gidiyor. Yapılanlar Tayyip’e karşı değil, Türkiye’ye düşmanlar. Oyunu görün. Vesair, vesair…

Vaktinde vatan hainini tanımlamak diye bir yazı yazdım. Oradan iki paragrafı alıp konuya geçeyim:

“Vatansever kişi, karşılık görme kaygısı bulunmaksızın vatan bellediği toprakların üzerindeki halkın yaşam kalitesini yükseltip ülkesini güçlü kılan kişidir.”

“(Kamuda veya kamuyla alakalı işlerde) Görev görevdir. Yaptığınızda alkışı filan hak etmezsiniz, vatansever de olmazsınız. Ama görevinizi eksik yaptığınızda vatan haini olursunuz. Net.” Okumaya Devam Edin

Vatan Hainini Tanımlamak

Terimi anlayabilmek için barındırdığı iki kelimeyi biraz açalım.

TDK vatan kelimesinin karşılığı olarak yurt tanımını yapıyor. Yurdun tanımıysa benim de ekseriyetle katılacağım bir şekilde yapılmış: Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan.

Bu tanıma aynen katılıyor muyum? Esasında hayır, ama iyice detaylandırıp uzatmamak için vatan tanımını olduğu gibi alalım. Yoksa vatanın ulus-devletle denk tutulup tutulamayacağından kozmopolit dünyada vatanın sınırlarına dek pek uzun tartışmalara gireriz.

Peki hain nedir? Yine TDK’ya göre hıyanet eden, zarar veren. Burada bir sorunumuz yok.

Bu ikisini birleştirdiğimizde vatan haini, bir halkın (veya, terim gereği, kendi halkının) yaşadığı topraklara zarar veren kişi olarak tanımlanabilir. Güzel ve yeterince geniş bir tanım sahibi olduk. Okumaya Devam Edin