Terörün Tanımı ve Türkiye’de Terör

Terör zorlu bir kelime zira her geçen gün anlamını biraz daha modifiye etmeye uğraşıyoruz. Fakat her tanımda bir kelime her zaman ortak: Yüksek seviyede korku. İngilizce Merriam-Webster’da ilk tanım “yüksek derecede korku durumu” ve dört tanım var, Fransızca Larousse’ta biraz daha öteye geçip “felce uğratacak derecede korku” deniyor ve üç tanım var. TDK ise yıldırı deyip bırakmış. Aşağıda göstereceğim üzere TDK’nın tanımı, bence, terörün doğru tanımına daha yakın.

Peki, devletlerin terör tanımı ne? İk tanesine bakalım. Amerika’ya göre terör, siyasi bir saikle ve önceden planlanarak sivil vatandaşları hedef alan şiddet eylemleridir. TCK’daki terör tanımıysa evlere şenlik:

Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.

Sözlük ve Yasa Arasındaki Fark

Terörün sözlük anlamında sadece korku uyandıran eylemlerden bahsedilirken yasalarda, vatandaşlar aracılığıyla devleti hedef alan eylemlerin terör olduğu savunuluyor. Bunun iki anlamı var:

  1. Vatandaşları sürekli olarak hedef alan ama devlete bir zarar vermeyen eylemlerin terörden sayılmasına gerek kalmıyor.
  2. Çok daha önemli olarak, devletin yaptığı eylemlerin terör olarak nitelendirilebilmesi ihtimali ortadan kaldırılıyor.

Bunun, mantıklı (veya, dilerseniz, anarşist) baktığımızda, bir anlamı da şudur: Devlet, silah kullanmayı tekeline aldığı gibi insanları korkutmayı da tekeline almıştır ve kendisine şirk koşulmasını istememektedir. Bu düşüncenin bir adım sonrası tüm devletlerin terörist olduğudur ki bu konuya girmiyor, üzerine düşünmenizi dileyerek yorumlarınıza bırakıyorum.

Bir örnek verip konuya devam edelim. Savaşta olduğunuzu varsayalım. Şehrin ana su kaynağının yanında şehrin ana askeri üssü bulunmakta ve bu üssün düşman tarafından vurulması durumunda şehrin suyu içilmez hale gelecek. Üssün vurulması bir terör eylemi midir?

Mevcut “yasalara” baktığınız zaman hayır, bu bir terör eylemi değildir. Halk bu eylemin sonucunda susuzluktan ölse veya kolera salgını başlasa dahi şehrin zaptedilebilmesi için gerekli olan bu eylem meşrudur1.

Terör Eylemi Şiddetsiz Olmaz Mı?

Bir ülke düşünün. Özellikle devlet kadrolarına girmek için birilerinden olmanız gereksin. Bu grup, resmiyette hiç silah kullanmamış olsun. Bu grup terörist olarak nitelendirilebilir mi?

Cevap hem evet, hem hayır oluyor. Yukarıdaki tanımları takip edersek bu eylem terör değildir. Öte yandan, bana sorarsanız bu terördür. Bunu açıklamak için kendi terör tanımımı vereyim:

İnsanların fikirlerini zorla değiştirmek üzere, ideolojik amaçla gerçekleştirilen, savunma barındırmayan her türlü eylem.

Güzel bir tanım sahibi olduğumuzu sanıyorum. Ne devleti hedefleme gibi garip bir kısıt barındırıyor, ne siyasi saik diyerek (örneğin) dini (veya başka hareket kaynaklarını) dışlıyor, ne grup aidiyetini şart koşuyor, ne de psikolojik ve fiziksel ayrıma gidiyor. Savunma ve saldırı ayrımının da önemli olduğuna inanıyorum. Bu ayrıma aşağıda bakacağız.

Bu tanımla devam ettiğimizde görüyoruz ki bir işe girebilmek için bir gruba aidiyetin temel olması kişilerin görüşlerini ve yaşamlarını değiştirme zorluğunu getirdiği için terördür ve bu eylemin silahla yapılmasına da gerek yoktur. TDK’nın yıldırı tanımının bu şekilde bakıldığında başarılı ama eksik olduğunu tekrar edeyim.

Bir soru sorup sonraki bölüme geçelim: Devletin canının istediğini terörist olarak yaftalaması doğru mudur? Daha da ötesi, Fethullahçılar terörist midir?

Devletin canının istediğini terörist olarak yaftalaması bir basit gerçeği önümüze koyar: Devlet, günümüz dünyasındaki görevini yapamamaktadır zira 1) kişiler gerçekten “terörden medet umar hale” gelmiştir (yani baskının derecesi nedeniyle karşı baskıyla cevap vermektedir2), 2) devlet, ciddi bir suçu kişilere isnat etmekte ve herkesin devleti olma vasfını kaybetmiştir. Fethullahçılar ise, evet, terör örgütüdür ama TCK’nın tanımına göre de, hükümetin savunusuna göre de terörist değildir. Benim tanımıma göre teröristtir. Bu da devletin yasasının işler olmadığını, yani devletin kendi hukukunu görmezden geldiğini, sonuç olarak da devletin olanca meşruiyetini kaybettiğini gösterir. Türkye gibi bir devlete bunu yapmaksa, en hafif tabirle, ayıptır.

Devlet Terörü veya Türkiye’de Terör

 Her ideoloji bir ölçüde teröre bulaşmak zorundadır zira karşısında her zaman kendisine karşı çıkan kişiler bulacaktır. İdeolojiyle “iyilikle” boyun eğmeyenler de önce zorla boyun eğdirilmeye çalışılacak, durum el verdiği zamansa hala diretenler ortadan kaldırılacaktır. İnsanlık bugün dahi ideolojiler için öldürmekten çekinir durumda değil ve hiçbir zaman da olmayacak.

Türkiye de, dolayısıyla, bundan azade değil. Ama Türkiye’de sorun, ideolojik saikle yapılan eylemlerin devlet eliyle gerçekleştirilebilmesi ve devletin buna sahip veya arka çıkabilmesi. Devletle ilgili yazıda bahsettiklerimi tekrarlamadan, onları bildiğinizi varsayarak devam ediyorum. Devleti eline geçiren ideolojiler, doğal olarak, kendilerini öven ve diğerlerini yeren politikalar güderler. Fakat bu politikalar iki şekilde asla yapılamaz:

  1. Saldırganlığı alenen göstererek,
  2. Saldırganları açıktan koruyarak.

Örnek vereyim. Sedat Peker isimli birisi var malum. Mafyadır ve tüm Türkiye bunu bilir. Bu kişi gözünü kırpmadan insanların kendi kanlarında yıkanacağını söyleyebilmekte fakat bir kişiye tarafgir olduğu (veya bugün öyle göründüğü) için kendisine dokunulmaz. Aynı sözü benim söylemem durumunda başıma neler geleceğini tahmin edebiliriz. Bir de benim mahkemece suçlu bulunmuş bir suçlu olmadığımı ama bu kişinin olduğunu düşününüz ve Türkiye’nin neden cumhuriyet olmadığını, halk egemenliğinin Türkiye’de bulunmadığını anlattığım şu yazıya bir daha bakınız.

Türkiye’de, tabi ki, tek terör eylemi devlet eliyle yapılan değil. Fakat, anarşist tarafımızı bir kenara bırakıp devletin zaten terörist bir yapı olduğunu söylemezsek şunu söylemek zorundayız: Devlet, terörün var olmaması için vardır. Terörü tekeline almıştır; ama bu terörü, sıradan insanın hayat kalitesini yükseltmek için, terör eyleminde bulunacaklara karşı uygulamak üzere tekeline almıştır. Yani terörün devlet eliyle yapılması, devletin meşruiyetini ortadan kaldıran bir şeydir.

Bugün Türkiye’de terörist bir devletin bulunmasıysa acıdır, yazıktır, zulümdür.

Sonuç Yerine

Terör hayatımızın bir gerçeği olmak zorunda mı? İdeal bir dünyada tabi ki hayır. Ama görmekteyiz ki İskandinav ülkelerinde, 1990’ların başından 2010 yılı civarına kadar terörün olmadığı bir dünya gerçekleşti. Yani terörün yokluğu ideal bir dünyaya gereksinim duymuyor. Terörden kurtulmak için evvela iki şeye ihtiyacımız var:

  1. Eşit haysiyeti benimsemiş bir toplum ve devlet,
  2. Devletin terörü, topluma karşı terör uygulayanlara karşı uygulaması.

Bunlar, tabi ki, gerekli ama yeterli olmayan şartlar. Gel gelelim sorunu doğru teşhis etmek istiyorsak bu iki ilkenin temel olduğunu söylememiz gerekli.


Türkler için Siyasete Giriş Dersleri serisinin tümü için tıklayın.

Footnotes

  1. Sanırım bu kısmı  “yasalar ahlaka temel değildir, ahlak yasalara temel olmalıdır” gibi bir mesaj olarak okuyabilirsiniz.
  2. Ki bunun ahlaki kısmını bu yazıda tartışmıyorum.

2 comments On Terörün Tanımı ve Türkiye’de Terör

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.