TÜİK’le İstatistik II: Gelirden ve Yaşamdan Memnuniyet, Gelirin İhtiyaçları Karşılaması

TÜİK her sene bir yaşam memnuniyet anketi yayınlıyor. En son yayınlanan 2016 verilerine göre mutluluk düzeyinin 2003’ten beri seyri şu şekilde olmuş1:

2003’te, hala krizin yaralarını sarmaya çalışan Türkiye’de kendini mutlu ve çok mutlu addedenlerin sayısı %59.6 iken 2016’da, dünya liderimizin yönetiminde bu %1.7 artarak %61.3’e çıkmış. Kendini orta karar mutlu görenler %4.9 azalmış, mutsuzlarsa %3.1 artmış. Yani kendi mutlu ve mutsuzların sabit kaldığı durumda kendini orta karar mutlu görenler azalmış, bunların %63’ü mutsuz olmuş.

Bu işte bir terslik yok mu? 2016’da bizim daha mutlu olmamız gerekmez miydi? Yoksa 2017 rakamlarını mı beklemeliyiz? Malum Erdoğan de facto tek adam olsa da de jure tek adam değildi, iddiası da de jure tek adam olduğunda ülkenin şaha kalkacağıydı. Senelerdir hep birkaç sene içinde şaha kalkıyor olmamız konusunaysa şimdilik değinmeyelim.

Bu sayıları bir önceki yazıda da değerlendirdiğim gelirle biraz kıyaslayalım, Türk halkını biraz anlamaya çalışalım.

Bu tablo, 2003 yılında “hanehalkı gelir grubuna göre gelirin hanehalkı ihtiyaçlarını karşılama durumunu” gösteriyor. Buna göre gelirin ihtiyaçları çok zor ve zor karşıladığını söyleyen, toplamda %57.9’luk bir kesim var. 2016 yılındaysa bu konuda bayağı bir aşama kaydedilmiş. %57.9 gitmiş, yerine %40.4 gelmiş. Yani ortalamada %17.5’lik bir iyileşme var.

Değişim nerede gerçekleşmiş? Çok zor ve kolay diyenlerde. Çok zor diyenler toplamda %16.8 (oransal olarak %65) azalmış, kolay diyenler %13.5 (oransal olarak %276) artmış.

Bunlar güzel değişimler. Peki, neden bu mutluluğa yansımamış? Nihayetinde mutluluğa yol açacak pek çok şey için paraya ihtiyacımız var. 2016’da kişileri en çok aileleri mutlu etmiş. Ama ailenin sadece varlığı değil sağlığı, dirliği, düzeni de önemli. Ailenizde birisi sağlıklı olmadığı zaman mutlu olmazsınız. Varlıkları önemli olduğu kadar sağlıkları da önemli. Sadece bu kadar değil, mutlu olmadıklarını gördüğünüzde de mutlu olmazsınız. Parayla saadet olmasa da parasız da saadet olmuyor ve daha fazla saadet ummakla yanlış yapmadığımı sanıyorum. E, bu ne iş o zaman?

Yorumu olduğunca az kılmak istediğimde çıkarımlarım şunlar oluyor:

  1. (En azından TÜİK’in örneklem aldığı kadarıyla) Türk insanının mutluluğu gelirinden bayağı bağımsız. Geliri ihtiyaçlarını daha fazla/kolay karşılasa da bizimkiler pek mutlu olmuyor.
  2. Kimse gelirinden memnun değil. Güzel, normal. İtibardan tasarruf etmeyen, yanına Passat çekmeyen sözde büyüklerin olduğu ülkede fakirlik diz boyu ve herkes daha fazla gelir istiyor. Bir seferinde asgari ücretten 200 lira fazla bir iş için haftada 6 gün, günde 12 saat çalışmam istenmişti. Bu adam tabi ki daha fazla para isteyecek. Ama ortalama bir insanın ihtiyaçları da belli. Artık BİM’den beslenmek dahi yetmiyor. Nasıl oluyor da ihtiyaçlar orta karar karşılanıyor?
  3. İkinci sorunun cevabı, ve esaslı çıkarım şu (ki bunu hepimizin bildiğini sanıyorum): Bizim memlekette yorum yapma, değerlendirme, ölçme, kıyaslama yeteneğine ve bilgisine sahip insanlar yok. Geliri az ama yeterli. Zenginleşmiş ama mutlu olmamış. E neden? Bugüne de şükür mantığı olan bir milletten bahsediyoruz, tamam, biliyoruz bunu zaten. Ama bu kadarı biraz saçma değil mi?
  4. İkinci esas çıkarım da yine aslında bildiğimiz bir şey: TÜİK sayılarla çok fazla oynuyor. Hiçbir çalışmanın ham verisi yok elimizde. TÜİK’le kıyaslamaya sokabildiğimiz (başka bir deyişle tek ölçenin TÜİK olmadığı çaışmalarda) hiçbir veri TÜİK’i doğrulamıyor. Hadi tamam birisi Türkiye’yi çekemesin, ikisi çekemesin, üç dört beş… Kimse mi Türkiye’yi çekemiyor?

Peki, şimdi neye inanacağız? Mutluluğumuzun değişmediğine mi, gelirin ihtiyacı karşılama oranına mı, gelirden memnuniyete mi? Ben, bu andıklarımdan, yalnızca ilkine, yani genel mutluluk düzeyimizin pek de değişmediğine inanıyorum. Bunda kastettiğim TÜİK’in gerçeği yansıttığı değil gerçeğe daha yakın sayıların olduğu. Yoksa bakın, 2015’ten 2016’ya mutluluğumuz neredeyse beş puan artmış. Neden arttı? Ne değişti? Benim bilmediğim bir şey oldu da mutlu olmaya mı karar verdi insanlar? 2015’te patır patır bombalar patlıyordu, onlar durdu diye seviniyorsak işimiz yok mu? 2015’te %56’nın mutlu olması sorun değil mi bu durumda misal?

Hasılı benim baktığım kadarıyla TÜİK’e güvenme ihtimali yok. Olduğu kadarında da anca sosyolog olarak bakıp milleti yorumlayınca bir sonuç çıkarılabiliyor, o da bizimki gibi saçma bir toplumda illa ki tartışmaya açık. Eh, sosyoloji okuduk o ki o kadar, bundan sonra “nesnel” verileri de yorumlayacağım. Kaçarı yok.

Footnotes

  1. Tablo, şeklinden de anlayacağınız üzere, bana ait değil. TÜİK’ten direkt aldım.

2 comments On TÜİK’le İstatistik II: Gelirden ve Yaşamdan Memnuniyet, Gelirin İhtiyaçları Karşılaması

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.