Vatan Hainini Tanımlamak

Terimi anlayabilmek için barındırdığı iki kelimeyi biraz açalım.

TDK vatan kelimesinin karşılığı olarak yurt tanımını yapıyor. Yurdun tanımıysa benim de ekseriyetle katılacağım bir şekilde yapılmış: Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan.

Bu tanıma aynen katılıyor muyum? Esasında hayır, ama iyice detaylandırıp uzatmamak için vatan tanımını olduğu gibi alalım. Yoksa vatanın ulus-devletle denk tutulup tutulamayacağından kozmopolit dünyada vatanın sınırlarına dek pek uzun tartışmalara gireriz.

Peki hain nedir? Yine TDK’ya göre hıyanet eden, zarar veren. Burada bir sorunumuz yok.

Bu ikisini birleştirdiğimizde vatan haini, bir halkın (veya, terim gereği, kendi halkının) yaşadığı topraklara zarar veren kişi olarak tanımlanabilir. Güzel ve yeterince geniş bir tanım sahibi olduk.

Vatan, tanımı gereği, dışlayıcı bir kavram. Yani belli bir toprak parçası vatandır, gerisi değildir. Bunu bir kenara koyalım, ileride döneceğiz.

Bir insan vatan topraklarına nasıl yarar sağlar? İki genel şarttan bahsedebiliriz:

  1. Üzerinde yaşayanların hayat kalitesini yükseltecek eylemlerde bulunarak.
  2. Başka vatanlara sahip olanların yaptıklarının daha iyisini yapıp vatanı (i.e. toprağı, toprağın üzerindeki devleti, ve toprağın üzerindeki devlete tabi olanları) diğerlerinden daha üst konuma çıkararak.

Görüldüğü üzere insan faktörü her iki şartta da kendisine yer buluyor. Bir devlet, tabiyetindeki insanların durumuna göre iyi veya kötü, onurlu veya onursuz oluyor. İnsanı yüceltmeden, insanın hayatını iyileştirmeden devleti iyileştirmekten bahsedebilir değiliz.

İnsanın hayat kalitesine bir iki örnek verelim. Bağında bahçesinde binbir kimyasalı kullanmayıp ilgili vatandaki vatandaşlarının sağlığını bozmayan bir çiftçi vatanseverdir örneğin. Bunun aksini yapansa, değişik derecelerde olmak üzere, vatan “hainidir”. Aynı şekilde kendisinin veya taallukatının değil genel olarak toplumun çıkarı için, görevi olmamak üzere sağı solu ağaçlandıran birisi vatanseverdir (görev konusuna da değineceğim). Bu insanların akıl sağlığı ve hayattan aldığı doyumu artırmak için bedava konserler veren bir sanatçı vatanseverdir. Örnekler uzar gider.

Az önce değişik derecelerde dedim, bunu biraz açayım. Her ihanet eş derecede zarar vermez. Nihayetinde ihanet sabittir ve zarar verenlerin tümü vatan hainidir, sadece dereceleri değişir. Örneğin halk zarar görsün diye 6 litrelik motorlu aracı kullanan birisinin ihanetiyle anayasaya göre halkın olan sahilleri ona buna satıp halkı sahillerden uzak kılanların ihaneti denk değildir. Her ikisi de ihanet eder, ama ikincinin ihanetinin boyutu nedeniyle ilkinin ihaneti gözümüze görünmeyebilir. Bu, ne ilkinin hain olduğunu değiştirir, ne de ikincinin katışıksız vatan haini olduğunu.

Aslında bu uzun metni şöyle bir cümleyle özetleyebiliriz: Vatansever kişi, karşılık görme kaygısı bulunmaksızın vatan bellediği toprakların üzerindeki halkın yaşam kalitesini yükseltip ülkesini güçlü kılan kişidir.

Atatürk, “vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır” demiş. Katılıyorum, ama eksik buluyorum. Kesinlikle doğru – görevini en iyi yapan kişi vatanına hizmet eder. Peki, görevden bağımsız işler yok mu? Az önce bedava sanat örneğini verdim. Bu adamın görevi değil bu. Bu adam boş bir iş mi yapıyor? Tabi ki yapmıyor. Peki mevzu ne?

Mevzu şu. Bizim millette öylesi boktan, öylesi boktan bir karakter var ki ahlaksızlık yapıyor, zerrece de utanmıyor. Görevini yapmaya değil kaytarmaya bakıyor. Zavallım Atatürk “lan boş beleş herifler, görevinizi yapın” demek istiyor, arada da bir vecize söylemiş bulunuyor.

Bakın görev dediğiniz şeyde kural basittir: Görevinizi iyi yapıyorsanız alkış filan almazsınız zira o görevin maddi manevi karşılığı size veriliyordur. Maddi manevi karşılığı alıp görevi yapmadığınızda veya eksik yaptığınızda olağandışı bir şey yaparsınız. (Burada her görevi değil devlet görevini göz önüne alarak yazıyorum) görevinizi iyi yaptığınızda, esasında, vatansever filan olmazsınız. Nötr bir durumda olursunuz. Görevinizi kötü yaptığınızda vatan haini olursunuz. Sizin işiniz günde 10 iğne üretmekse 10 iğne ürettiğinizde alkış almazsınız, 9 iğne ürettiğinizdeyse yergiyi, on birinci iğneyi ürettiğinizde alkışı hak edersiniz.

Yani ne zaman görev tanımının dışında, ve görev başındayken, olumlu bir şeyler yaparsınız, işte o zaman Atatürk’ün sözü ahlaki bir geçerlilik kazanır. Eğer sizin göreviniz kurumunuzu düzeltmekse, siz tanımın da ötesinde başka kurumları da düzeltmişseniz/düzelmesine önayak olmuşsanız vatansever birisinizdir. Görevinizi yapıp kurumunuzu düzelttiğinizdeyse vatanseverlikten filan, en azından bence, bahsedemeyiz.

Bu kısmın da özeti şu olsun: (Tekrar ediyorum, kamuda veya kamuyla alakalı işlerde) Görev görevdir. Yaptığınızda alkışı filan hak etmezsiniz, vatansever de olmazsınız. Ama görevinizi eksik yaptığınızda vatan haini olursunuz. Net.

İnsanı yüceltmeden devleti yüceltebilir miyiz? El cevap: Katiyen hayır. Ta 1200’de “yeter lan, adam edeceğim sizi” deyip yola çıkan Cengiz Han, insanı yücelttiğinden büyük bir adam oldu. “Şehrin anahtarını bana verirseniz canınızı bağışlarım, vermezseniz kılıçtan geçiririm” deyip sözünü tuttuğu için değil.

Devlet dediğimiz şey çok karmaşık, çok katmanlı, çok değişkenli, çok bilinmeyenli, çok girift, çok hayali bir şey. Bir yerlere saray yapıp pahalı arabalara binerek vatana “hizmet edenler” vatan hizmet filan etmez. “İtibardan tasarruf olmaz” diyerek senin benim vergimi harcayan birisi, çocukları üşümesin diye saç kurutma makinasını açıp yan odada intihar eden birisinin olduğu ülkede yaşıyorsa eğer, kusura bakmayın da, basitçe ve dibine kadar vatan hainidir.

Neden? Vatanın ne olduğunu söyledik yukarıda. Vatan algısının insanla bir/denk olduğunu da ekledik. Vatanseverliğin, (görevin dışında olmak üzere) ülke halkına fayda sağlayan şeyler yapmak olduğunu da ekledik.

Eline devlet bütçesi verilen bir kişi, bu bütçeyi halkın yararına kullanmak zorundadır. Nokta. Bu görevidir. Kamu görevinde işini iyi yapmayanların, değişik seviyelerde, vatan haini olduğunu da söyledik. Şimdi birleştirelim:

Saray yapanlara bütçe verilmiş mi? Verilmiş.

Bu bütçeyi halk için kullanması söylenmiş mi? Söylenmiş.

Saray ülke halkına bir şey veriyor mu? Vermiyor.

Saray, bütçeye fazladan yük yüklemiş mi? Yüklemiş.

Ülke halkına hizmet etmeyen bir şeye para harcamak vatan hainliği midir?

Evet vatan hainliğidir. Ne zaman ki “bana, 100 milyon bütçe vermişsiniz. Ben bu bütçeden yaptığım tasarrufla insanlarımız için park yaptırdım, okul yaptırdım” derseniz vatansever olursunuz. Veya “ben bu 100 milyona dokunmadım, halkın parasını halkta bıraktım zira harcanmasına gerek yoktu” derseniz vatansever olursunuz. “Ben bu 100 milyondan yapılan tasarrufla ayda 5000 çocuk okuttum” derseniz (tabi bu arada adam kayırma vesair olmadığını varsayıyoruz) vatansever olursunuz.

Bilmem kaç milyon kaç milyara kaçak saray yaptırıp, içinde sultanlar gibi yaşayıp da vatansever olamazsınız.

Ve mevzu vatansa ya vatanseversinizdir ya vatan haini. Arası yoktur. nötr kalamazsınız.

Yok mudur harbiden vatan hainliğiyle vatanseverliğin arası?

Evet, yoktur.

Peki neden yoktur?

Yukarıda demiştim. Vatan algıyla alakalı. Birisi Türk olarak doğdu diye Türk halkıyla aynı vatanı benimsemek zorunda değil. Kimse Anadolu toprağını vatan bellemek zorunda değil. Vatan size dayatılan bir kavram değil ve olamaz. Vatan sizin seçeceğiniz bir şey. Vatan, aynı zamanda, algılarınıza göre şekillenen bir şey.

Birisi için “Türkiye İslam Cumhuriyeti” bir idealken diğeri için Türkiye Halk Cumhuriyeti güzel bir idealdir. Her ikisi de, farklı idealler için olsa da, vatan için iyi şeyler yapabilir. Ama ideallerin hareketlerimizi şekillendirdiğini düşündüğümüzde her ikisi de vatansever olan insanlar nihayetinde vatan hainliği yapabilir. Bakınız: 1980.

Hadi 9/10’unu ayrı tutalım. Eli kalem tutan, aklı çalışan ama birbirini döven, yaralayan, öldüren solcu ve sağcıların, o toplamdaki (attığımı tekrar ediyorum) 1/10’un vatansever olmadığını kim, neye göre iddia edebilir?

Burada geldik zurnanın zırt dediği yere: Bu durumda herkes vatan haini olabilir.

Harbiden olabilir mi?

Tanımlarda tutarlı gidersek hayır, herkes vatan haini filan olamaz. Birisi İslamcı/Marksist diye vatan haini olamaz. Eylemlere göre vatan haini olunur ya da olunmaz, fikirlere göre değil.

Ben, diyelim ki, en azılı komünistim. Elimden gelse sabah kalkıp tek başıma devrim yaparım. Ama elimden gelmiyor işte. Ondan kendi çapımca insanlara hayrım dokunsun diye uğraşıyorum. Yazın kamplar kurup kurslar veriyorum, kışın bedava dersler veriyorum filan.

Komünistin önde gideniyim diye vatan haini mi oldum? Bilakis! Vatanseverin kendisi oldum.

Başka birisi. Günümüzden örnek verelim, muteber bir İslamcı. Vergi de kaçırıyor, insanlara da zulmediyor. Vatansever mi oldu? Olmadı. Vatan haini oldu.

E o zaman kimdir vatan haini? Bir örneğini yukarıda verdim: Halkın parasıyla halka hayrı olmayan trilyonluk işler yapan vatan hainidir. (Kamuda veya kamuyu ilgilendiren görevlerde) görevini yapmayan vatan hainidir. İnsanlara bilerek/farkında olarak zarar veren vatan hainidir. “Devleti” zarara uğratan vatan hainidir.

Eh, böyle bakınca koca meclisin yarısından fazlasının, koca ülkeyi andırır biçimde, vatan haini olması da bizim vatanımızın ironisi olsun.

(Bu yazı daha önce Ekşi Sözlük‘te paylaşılmıştır)

2 comments On Vatan Hainini Tanımlamak

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Footer